Abartmayın çok zenginiz!

İbrahim Kahveci

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk 2021 bütçe görüşmelerinde “Yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk Türkiye için sorun olmaktan kalktı” dedi.

Muhalefet yoksulluk intiharlarını gündeme getirince bu açıklamada bulundu.

Kendisi resmi verilere bakınca bunu söylüyor tabii. Ama acaba o resmi veriler ne kadar doğru?

2011-2016 arasında TÜİK Başkanlığı yapmış olan ve Şubat 2016’da istifa eden DEVA Partisi Sektörel Politikalar Başkanı Birol Aydemir boşuna çırpınmıyor.

“Ben de TÜİK’in enflasyon, istihdam, büyüme gibi alanlarda yayınladığı verilerin artık çok şüpheli ve tartışmalı olduğu konusunda hemfikirim. Veriler doğru olmazsa uygulayacağınız politikaların da doğru olma ihtimali yok. İstatistik Kurumu, aynı zamanda hükümetin icraatını ölçüyor” diyor.

Mecliste AK Partili Vekiller de “Fakir nerde, bana gönderin” diyebiliyorlar. Ya da “İşsizlik yok, iş beğenmeyenler var” söyleyebiliyorlar.

O zaman soralım Fakir miyiz, zengin miyiz?

Fakiriz, hem de 1998 yılı kişi başı gelirinden daha fakiriz. Nasıl mı?

Aralık 2016’da TÜİK ülkemizin gelir ölçümünde, yani GSYH hesabında revizyona gitti. Oysa bu çalışmaya Birol Aydemir başlamıştı. Maliye Bakanlığına bağlı Gelir İdaresi verileri ile kayıtlı ölçüme geçilecekti.

Ama 4,5 yıl GİB veri vermemiş. Evet, Maliye Bakanlığı Müsteşarı olan Naci Ağbal TÜİK’e veri verilmesini önlemiş. “Ben defalarca istememe rağmen, kendi kanunlarındaki hükmü engel göstererek, Vergi Usul Kanunundakini, veremeyeceklerini söylediler. Ben de bizim TÜİK kanunu gereği bunu vermeleri gerektiğini ve bunun bir zorunluluk olduğunu söylememe rağmen, buna yıllarca engel oldular” diyor Birol Aydemir.

Şubat 2016’da TÜİK Başkanlığından istifa ediyor ve yıl ortasında hiçbir kanun bile değişmeden TÜİK’e veriler veriliyor. 3-4 yıl sürmesi gereken çalışma ise 4-5 ayda bitirilerek yeni GSYH açıklanıyor.

Ve birden ortaya zengin bir Türkiye çıkıyor.

Bakın nasıl zenginleştik?

2011-2015 arası 4 yılda sadece yüzde 14,0 olan toplam büyüme, revizyon sonrası birden yüzde 26,6 büyümeye dönüverdi.

Mesela 2015 yılında eski seride yüzde 4,0 olan büyüme yüzde 6,1’e; 2014 yılında yüzde 3,0 olan büyüme yüzde 4,9’a; 2013 yılında yüzde 4,2 olan büyüme ise yüzde 8,5’e çıkıvermişti.

Eski seriye göre son 4 yılda bir anda iki kat daha fazla büyümüş ve zenginleşmiş olduğumuzu bize söylediler.

Ama bu büyüme verisi öyle mucize ki; eski seri ile yeni seri arasındaki fark 2015 yılında %20,4’e ulaşırken geriye gittikçe bu fark azalıyordu. Yani o dönem Başbakan Erdoğan’ın “Ekonomide patinaj yapıyoruz” dediği yıları bir anda toz pembe yapıverdi ve AK Parti dönemi parıl parıl parladı.

2015 yılındaki eski-yeni seri farkını 1998 yılına getirdiğimizde GSYH 277,7 milyar dolar yerine 326,2 milyar dolara çıkıyor. O zaman kişi başına gelir ise 5.223 dolar olunca, o doların reel 2020 değerinin de 8.344 dolar olduğu görülüyor.

Yani muhteşem AK Parti aslında Türkiye’yi kişi başına reel değerde 1998’den daha fakir hale getirdi. (09/2020 kişi başına gelir 8.185 dolar)

22 yıl sonra daha fakir bir Türkiye var karşımızda.

Öyle meydanlarda söylenen ‘ülke gelirini 3’e katladık’ sözleri aslında sanal bir yalan zenginlik. Gerçekte reel olarak 1998 yılından daha fakiriz.

İşte bu sanal resmi zenginliğe nasıl ulaştığımızı aslında verilmeyen veriler ve reel olmayan gelirlerle Birol Aydemir açıklıyor.

Bakın son 2-3 yılda elektrik tüketimi düşerken GSYH artabiliyor. Çalışan sayısı düşerken de GSYH hem de reel olarak artabiliyor. Azalan çalışan sayısının yanında çalışılan saat bile yüzde 20 düşerken GSYH reel artış gösterilebiliyor.

O zaman Bakan Selçuk haklı değil mi?

Eline “iş-aş” yazarak intihar eden vatandaş anlaşılmaz elbette. Ya da işsiz kalanlara da iş beğenmiyorlar deriz.

Kağıt üstünde cennet gibi bir ülke yarattık... Vatandaş açısından bu gelir sanal ama Ülkeyi Yönetenler açısında vergisi çatır çatır alınıyor.

Pik yapan ekonomide kendileri en itibarlı hayatlarını yaşarlarken, vatandaş canına kıyabiliyor. Meydanlarda kendini ateşe verenler, evladına kitap alamayınca arka odada kendini asanlar, borçlar birikince hayatlarına son verenler....

Bu ülke böyle yönetilmez.

Bir canın bile hepimizin üzerinde vebali var.

Gerçi -lidercilerin- “Onlar intihar ederek reisimizi zora sokmak istiyorlar” tezi de önemli. Bu açıdan bakıldığında inancın ne olduğunu da sorgulayabiliyoruz

İşin özetine gelelim.

Malatya’da ekmek yok diyen vatandaş kendi fikrine sonradan katılmadığını açıklamıştı.

Çünkü abartmıştı...

Biz de abarttık... Kimse haksızlık etmesin aslında fakirlik yok, ülke para içinde bolluk bereket saçıyor. En azından TÜİK bu yönde çok sıkı çalışıyor. Verileri vermeyenler de şimdi işinin başında iş görüyor.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (82)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.