İktidar değişimi yetmez...

İbrahim Kahveci

O kadar doğru o kadar doğru cümle ki;

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu söyledi.

Yıllardır ama yıllardır anlatmaya çalıştığım mesele.

Öncelikle toplumsal yaşam temellerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Bir kişi hapislere girip-çıkıp 3 kadını hunharca katledebiliyorsa bu hukuk-infaz düzenimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Özgürlük, suç işleme özgürlüğü olamaz.

Ya da yolda arabanı orta yere bırakabiliyorsan, veya kaldırıma park edebiliyorsan... En küçük ihlalden en büyük ihlale kadar hiç müsamahasız bir toplumsal yaşam kurallarını gözden geçirmeliyiz. Kaldırım yapmayan belediyeler gibi...

Sen kuyrukta beklerken son anda kaynak yapanların en ağır cezayı almayıp ödüllendirildiği yaşam düzeni... Veya 40-45-50 yaşlarında emekli olmak gibi.

Ha imar affı, ha imar barışı ha da erken emeklilik. Toplumsal rüşvete alıştırılmış bu seçim süreçleri...

İktidara gelmek için toplumu uzun vadede yıkacak rüşvet benzeri seçim vaatleri.

Ve buna oy veren seçmenler... Herkes ama hepimiz suçluyuz.

***

Çalışma hayatını sadece beslenme maaşına hapsetmiş bir ekonomi; barınma ve eğitim gibi temel ihtiyaçlara kaynak ayırtamayacak bir refahsızlık düzeyi...

Süreçler birbirini tetikliyor.

Bir taviz bir fakirliği, bir fakirlik bir başka tavizi tetikliyor.

Bir kesim onlarca-yüzlerce konut sahibiyken binlerce insan kiralarda sürünebiliyor. Birinin yaşam hakkı bir başkasının rant alanı olamaz... Bu vergilendirilir ve bu vergiler yaşam hakkı olanlara kaynak olarak aktarılır. Aslında çözüm çok basit.

Ama daha büyük çözüm rant alanlarının kapatılıp üretmenin ve çalışmanın daha yüksek kazanca eriştirilmesidir. Yani cezanın karşısında kesinlikle ödül de olmalıdır.

Rantçı cezalandırılırken, çalışan ve üreten de ödüllendirilir. Aynı anlayış şekli çalışan ve emekli şeklinde de yapılır. Emeklilikte tek hesap uygulanır: Ne kadar prim ödedin, emekli olunca kaç yıl emekli maaşı alacaksın...Bu hesaba göre herkesin ücreti hakkaniyetli olur. Bu kadar basit. 4/a-4/b-4/c de neymiş??

50 yaş sonrası çalışmaya ek katkı sağlar ve çalıştıkça giderek daha ama çok daha yüksek emekli maaşı imkanı sunarsın. Hem asgari ücretle 25 yıl çalış, hem de 45 yaşında emekli olup asgari ücret kadar emekli maaşı al... Bu hiçbir yerde olmaz.

***

Bir taraftan kamu vergi yükünü azaltmak ama diğer yandan da kamu kaynaklarını daha büyük oranda verimli yatırımlara (toplumsal ihtiyaçlar) yönlendirmek gerekiyor. O nedenle kamu kaynaklarının elde edilmesindeki adaletsizlikten başlayarak, kamu kaynaklarının harcanmasındaki adaletsizliğe kadar geniş bir reform gerekiyor. Hatta reform değil, devrim gerekiyor.

En küçük müdürün dahi makam aracı ve makam şoförü olamaz. Olanların arabaları da yabancı lüks arabalardan olamaz. Tüm kamuda kullanılacak araçlar için bu ülkede üretilmiş olma şartı ilk akla gelendir. Hem araç-makam saltanatı hem de yabancı lüks araç kullanımı milletin vergileri ile birilerinin imtiyazlı yaşamı yapılamaz.

Çalışma hayatındaki ücret düzeyi ile kamudaki ücret düzeyi de endekslenir. Refah arttığında herkesin maaşı yükselir ama refah azaldığında da herkesin maaşı geriler. Nasıl ki çakar araçlar yasaklanıp (ambülans ve görevdeki polis dışı) herkes milletin çektiği trafiği çekerek anlarsa, ücretlerde de beraberlik oluşturulur.

Bu sayede kamu-özel ortak gemide olduğunu anlar ve toplam çıkarı yukarıya çekmeye çalışırlar.

***

Bunlar birer örnek... Bugün toplumsal yaşam kurallarımız ve işleyişi bize sağlıklı olmadığımızı gösteriyor.

Bal tutanın parmağını yaladığı bir düzenden çıkmalıyız.

Özgürlük değil sorumluluk
İtaat değil liyakat

Sadece bu iki kavramın işlemeyişi bu son depremde on binlerce canımıza mal oldu. Hiç mi hesabı sorulmayacak, hiç mi vicdanlar acımayacak?

***

Evet, iktidar değişimi yetmez, zihinler de değişmeli... Kim gelirse aynısını yapar düşüncesindeki hapislikten kurtulmalıyız.

Büyük değişim şart.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti toplumsal yaşamda bir üst mertebeye çıkartmamız gerekiyor. Lafla değil, icraatla...

Bilimi, teknolojiyi öne alıp inanca dayalı cahiliye devrini bitirmek zorundayız. Yoksa yıkılıyoruz... Sadece deprem olarak değil, toplumsal olarak da yıkılıyoruz.

Bu yıkımı durduracak büyük değişim ve yaşam kurallarını oluşturmak zorundayız.

Bize reform yetmez, bize devrimler lazım...

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (88)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.