Kurlarda zirve ya da iktidarı uğurlama töreni

Mehmet Ali Verçin

Türkiye’nin elli yıldır tedavi edilemeyen hastalığı enflasyondur. Son yirmi yılın ilk 16 yılında, kısmen de olsa kontrol altına alınmıştı; fakat Ekim ayı itibarıyla, kesinlikle, kontrolden çıktı.

2022 yılbaşından itibaren de ortalığı kasıp kavuracak.

Enflasyonun temel olarak üç ayağı vardır: Talep yönlü enflasyon, arz yönlü enflasyon ve geçmişteki fiyat artışlarına göre yapılan fiyatlandırma işlemleri

1) Ekonomi yönetiminin 2020 yılında, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yöntem olan “aktif rasyosu” tehdidiyle, piyasalara kullandırılan, 700 milyar TL kredinin tetiklediği aşırı talebin etkisi hala devam ediyor.

Bu olguyu, son zamanlarda “mal alan herkesin para kazandığı” gerçeği beslemeye devam ediyor.

Önceki yıllarda bu tip aşırı talep olguları ortaya çıkınca, Sayın Naci Ağbal döneminde olduğu gibi, faizler yükseltilir ve krediler kısılırdı; yüksek faizler talep yönlü enflasyonu dizginler ve ülkeye yurtdışından sıcak para girerdi; bu da kurları düşürürdü.

Kurlardaki düşüş, ithal ürün fiyatlarının ucuzlamasını sağlar ve bir süre sonra da, enflasyon düşme eğilime girerdi.

Bu defa faiz oranları yükseltilmedi, tam tersine, düşürüldü ve bir doların 20 TL’ye kadar yükselmesinin önünde bir engel kalmadı.

2) Bütün dünyada, hammadde, ara malı ve bunlarla ilişkili malların fiyatları, benzeri görülmedik bir şekilde arttı.

Bu fiyat artışlarına, Türkiye’deki kur artışları da eklenince, toptan eşya fiyatlarındaki artışlar astronomik oranlara yükseldi. ÜFE bile %50’ye ulaştı.

Hükümet akaryakıt vergilerinden feragat ederek, elektrik ve doğalgaz zamlarını sanayicilere yıkarak, fiyatların daha fazla yükselmesini engelledi fakat hükümetin kaynakları bütün malların fiyatlarını kontrol etmeye yetemez.

3) Üçüncü faktör “Endeksleme” olarak tanımlanıyor. Bütün ürün fiyatlarının, işçilik ücretlerinin, vergi ve cezaların fiyatının, geçmiş dönemde arttığı kadar artırılması…

Özde birbirine düşman olan bu “üç arkadaş” ittifak yapınca, her ekonomiyi sıkıntıya sokabilirler.

Mesela, bu hafta, fiyatı serbest olmayan, süt fiyatları, ilgili kamu görevlileri eliyle 3.220 TL’den 4.700 TL’ye yükseltildi.

Diğer ürün fiyatları, mesela, sütün hammaddesi olan yem fiyatları %70-%80 oranında serbest olarak, zaten artmış.

Asgari ücrete de en az % 40 artış farz olmuş durumda, vs.

Nihai çıkarım: Enflasyon 2022 yılında fırtına gibi esecek ve finansal istikrarı yerle bir edecektir.

SAMİMİYET TESTİ VEYA AKLETMEMENİN SONUÇLARI

1)Yirmi yıldır niçin ithalatı teşvik ve ihracatı ihmal ettiniz?

2)2003 yılında 130 milyar $ olan dış borçları niçin 480 milyar $’a çıkardınız?

3)2003 -2020 döneminde imalat sanayinin ortalama payını niçin %16,9’a düşürdünüz?

4)Kur artışlarını engellemek için niçin “128” milyar $ sattınız?

5)İthal araba satışlarını artırmak için niçin faizleri %6’ya düşürdünüz?

“Cari denge” oluşturmak isteyen hükümetin, önce bu sorular hakkında düşünüp öz eleştiri yapması sonra da bugün için en doğru politika bileşenlerini, ellerinin tersiyle niçin ittiği hakkında düşünmeye başlamalıdır.

Reel efektif döviz kurunun %60’lara düşmesi, ihracatçılara, gayet makul bir “rekabetçi kur” seviyesi yani bir $ = 8.00 TL, imkânı sunmuştu. İlaveten, ihracatçıların ucuz ve bol krediye ulaşma yolları zaten sonuna kadar açık sayılır.

Tedarik yollarında yaşanan tıkanıklıklar ve çevreci talepler, Avrupa’nın Çin’de ürettirdiği ürünlerin bir kısmını Türkiye’ye aktarmasını sağlamıştı.

Gerçi faiz indiriminin “cari denge”yi tutturmak amaçlı olmadığını, hepimiz biliyoruz.

Kaderin altın tepsi içinde hükümete sunduğu başarılı olma imkânı, belki de, önümüzdeki seçimi kazanma fırsatı; dini kılıfa sarılmış fakat din ile alakası olmayan bir önermeye, bir “faiz teorisi”ne kurban edildi; yaşayıp göreceğiz.

Kurlarda yaşanan her zirve, Ak Parti iktidarı için yapılan bir “uğurlama töreni”dir artık, tabi anlayanlar için.

Yüksek enflasyona sebebiyet vermiş veya engelleyememiş iktidarların, şimdiye kadar Türkiye’de seçim kazandığı görülmemiştir; Ak Parti de kaybedecektir çünkü bu akletme tarzı, bunu, hak ediyor.

Bir nimet nasip edilmemişse, bildiklerimizin ötesinde bir bilgi vardır.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (20)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.