“Bir başkadır benim memleketim”....

Mehmet Atalay

Nasıl bir tablo ama…

“Bir başkadır benim memleketim” şarkısı eşliğinde adeta milli mücadelenin ruhu sergileniyor…

Tribünler, sahaya oyuncak malzemesi fırlatıyor. Konfetilerle renk cümbüşüne çevrilen stadyumlar.

Her yaş kategorisine uygun, kız erkek çocukların zevkine ve tercihine göre pelüş oyuncaklar, ayıcıklar, daha neler neler…

***

“Çocuklar Üşümesin” sloganıyla, tribünlerden fırlatılan atkılar, bereler direkt adrese teslim futbolcularımıza emanet ediliyor…

Tabii kadrodaki futbolculardan bazıları deprem bölgesi takımlarında oynayan oyuncular olunca da başka bir anlam kazanıyor…

***

Deprem bölgesinin insanı, yıkıma uğrayan illerimizden Gaziantepspor’un futbolcusu, Beşiktaş ve Milli Takım’ımızın yıldızı Cenk Tosun’un içinde bir başka fırtına da esiyordu…

Soğukkanlılığıyla tanıdığımız, gözyaşını içine akıttığını, en büyük başarılarda bile sevincini belli etmediğini bildiğimiz Beşiktaş’ın milli hocası Şenol Güneş’in bile sahaya yağan sevgi yağmurunu görünce ağlamaklı hali, gerçekten dayanışma ruhunun insanlardaki etkisini gösteriyor.

***

Trabzonspor’lu Abdullah Avcı ve diğer kulüplerimizin yerli hocaları da F.Bahçe’nin Portekiz’li hocası Jorge Jesus ve bütün yabancı teknik adamlar da, yabancı futbolcular, yerli oyuncularımız da “ortak insanlık”ta buluşmuşlar, her biri, bu güzel seferberliğin gönüllüleri olmuşlar…

Hiç birinin diğerinden az veya fazla üzüldüğünü asla söyleyemeyiz… Herkes bu acının birer mümessili, dayanışmanın birer paydaşı, hepsi de sağolsun…

YARALAR ANCAK BÖYLE SARILIR

Trabzonspor-Basel UEFA Konferans Ligi maçında başlayan ve ligdeki erteleme müsabakalarında devam eden futboldaki deprem bütünleşmesi, gerçekten yıllardır hasretini çektiğimiz görüntüleri getirdi…

TFF Başkanı Büyükekşi ve başta Dört Büyükler olmak üzere Süper Lig kulüplerimizin başkanları, depremzedeler için projeler üretiyor, maçları yan yana izliyor…

***

Trabzonspor-Basel maçındaki birliktelik F.Bahçe-Konyaspor ve Beşiktaş Antalyaspor müsabakalarında da devam etti…

Giresunspor- Kayserispor ve Ümraniyespor- Adanademirspor arasındaki müsabakalar, normal bir lig rekabetinin çok ötesine geçti ve depremzedelerle dayanışma etkinliğine dönüştü…

Ayrıca ülkemizin her tarafında hasılatı ve taraftar hediyeleri afet bölgesine gönderilmek üzere özel müsabakalar da yapıldı…

***

Tribünler tek ses oldu, deprem bölgesindeki yaralılara merhem oldu, çadır, giyecek, yiyecek ve içecek yardımına dönüştü…

TFF VE KULÜPLER TEK TAKIM

Kulüplerimiz bununla da kalmayarak konteyner kentler kurmak ve binlere, on binlere, yüzbinlere sıcak yuva kurmak için dev bir kampanyaya adım atıyor…

Tabii ki özellikle Avrupa’nın bazı dev kulüplerinin, uluslararası ve ülke federasyonların yaptığı yardım çağrısına Türkiye’deki değişik branşlar ve özellikle de bütçesi çok daha yüksek olan futbol camiası kayıtsız kalamazdı…

***

Nitekim de bu birlikte hareket etme ve dayanışma ruhu devam ettikçe yeni yeni projeler için kenetlenme de bariz bir şekilde görülüyor…

Bu da yeni projeleri yürürlüğe koyuyor….

1 Mart’tan itibaren kulüplerin ortaklığıyla depremzedeler için yardım kampanyası düzenlenecek.

Burada Guardiola, Klopp, Wenger, İlkay Gündoğan, Guti, Kaka gibi birçok ünlüden de yararlanılacak.

BARIŞ ELÇİSİ GÖKHAN ZAN

‘’Evet, ben alevi doğdum. Arkadaşımın başı derde girdi; sünni oldum.

Komşum öldüğünde cenazesi için kiliseye gittim; hristiyan oldum. Evimize misafir geldi; onlarla yahudi oldum.

Kürtçe şarkılar söyledim. Aslında ben sadece insan oldum. Çünkü ben Hatay’da doğdum’’…

Ne kadar güzel bir tanım yaptı Gökhan Zan. Aynı zamanda bölgeyi, genelde de Türkiye’mizi tarif etti…

***

Elbette ki Türkiye’mizin yüzde doksan civarında bir nüfusu Müslüman. Ancak bu bütünün farklı mezhebe mensup milyonları var…

Bir de epey azınlık olsa da çok farklı dinlerden vatandaşlarımız var…

Yüzyıllardır barış içinde yan yana yaşıyoruz… Bu da Türkiye’mizin en büyük zenginliği…

Özellikle Hatay-Antakya, dünyanın en eski şehirlerinden biri… Her türlü etnik unsuru sınırları içinde barındırıyor. Dinler-mezhepler açısından tam bir mozaik ilimiz…

***

Hatay’lı Gökhan Zan da tam bu bölgeye uygun bir barış elçisi… Rolünü o kadar güzel benimsemiş ki, adeta bölgenin ortak dili olmuş…

Yaşantınız, davranışlarınız bu olabilir de, ifade etmekte yetersiz kalırsınız, bilginiz eksik kalır, diliniz dönmez, hayal gücünüz kifayetsiz kalır, “dili yok kalbimin” demek zorunda kalırsınız…

Gökhan Zan kardeşimiz öyle değil, entelektüel bir birikimi var, çok güzel konuşuyor, maksadı herkesin anlayacağı bir şekilde dile getiriyor…

***

Birbirlerinden farklı unsurları tanımlarken de kimseyi rahatsız etmiyor… Kardeşlik vurgusunu o kadar güzel yapıyor ki, gerçekten takdir topluyor…

Hele de bu büyük acılarla yoğrulurken tam bir edip gibi cümleler kuruyor…

Her konuşmasında, “Sürç-i lisan ettiysem de affola” diyecek kadar da mütevazı davranıyor…

ANADOLU’NUN KURULUŞ MÜCADELESİ

Güzel Anadolu’muzun her tarafından her türlü ayrımı körükleyen, fitne tohumları eken insanlara karşı, oyunu bozmak için barış insanı, sembol isimlerden yararlanalım…

Bunlardan biri de Gökhan Zan…

Futbolculuğundan da iyi tanırız: Zeki, çevik, ahlaklı bir genç… Ayrıca milli bir apoleti de var… G.Saray forması da giymiş…

***

Rızkını İstanbul’da arayan, komplekslerinden itibar devşirmeye çalışan, bu yüzden de büyük şehirlerde izlemede kalan bazı eski futbolcular yerine, kazandığı imkan ve itibarı kendi memleketinde yatırıma dönüştüren, tecrübe paylaşımı yapan bir spor insanı oldu…

Memleketinde futbolu kalkındırmak için Hatayspor’un sportif direktörlüğünü üstlendi.

Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın da büyük desteğiyle, bu kulübün önce 2.Lig’den, 1.Lig’e, sonra da Süper Lig’e yükselmesinde rol oynayan bir mücadele adamı oldu aynı zamanda…

HAYDİ GÖREV BAŞINA

Aslında Hatay’ın çok sayıda Anadolu şehrimiz gibi ülkemize çokça katkı sağlayabileceğini, büyük medeniyetlerin temsilcisi olarak sayılı turizm merkezlerinden biri olabileceğini biliyoruz…

İşte bunun için de Hatay’lı olup da herkesin bu bölgeye katkı sunması gerekiyor… Gökhan, bu hareketin de gönüllü elçisi oldu…

***

Deprem oldu kaçıp gitmedi, Teknik Direktör, İstanbul doğumlu Volkan Demirel gibi o da, kendi şehrinde kalıp çileyi, mücadeleyi seçti, farkındalık oluşmasında büyük katkı sağladı, yüksek sesle konuştu, öncü oldu, örnek oldu…

Sonra da Hatay’ın, daha doğrusu tarihi Antakya’nın nasıl bir dini ve kültürel mozaik olduğunu, insan potansiyelini barındırdığını, burada yıllardır barış, kardeşlik ve hoşgörü ruhunun nasıl korunduğunu da ifade etti…

Deprem bölgesinde pek çok ilimizde böyle kahramanlar da gördük… Bundan sonra her alanda yetişmiş insanların, illerini kalkındırmak için kolları sıvaması, yaraları sarması ve yeniden imar etmesi için gönüllüler takımının oyuncusu olması gerekiyor…

Futbolcu, şampiyon sporcu, teknik adam, sanatçı, girişimci, iş insanı, öğretim üyesi, tüccar, sanayici, üretici, herkes göreve…

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.