Sağduyulu bir ses

Mensur Akgün

Dün Karar’da Ahmet Taşgetiren, Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptıkları söyleşiyi okumadan önce niyetim Foreign Affairs’in Mart-Nisan sayısında yer alan ABD’nin mutlak hegemonya mı yoksa itidalli bir içe dönüşü mü benimsemesi gerektiği üstüne yapılan tartışmaları aktarmaktı. Harvard’ın kıdemli hocalarından Graham Allison’un etki alanları üstünde mutabakata varalım önerisi ilgimi çekmişti.

Ama Gül’ün söyledikleri çok daha önemli ve Türkiye için çok daha acil. İçinde siyaset barındırsa da aslında siyaset üstü, iktidarda kim olursa dış politikada yapılması gerekenleri vurguluyor. Mısır’la barışalım, Suriye ile doğrudan bir savaşa girişmeyelim diyor. Askeri gücün caydırıcılık için gerekli olduğunu söylüyor. Asıl yumuşak gücümüzü arttırmamız gerektiğinin altını çiziyor. Türkiye’nin iç sorunlarını çözmesinin şart olduğunu anlatıyor.

* * *

Umudum iktidar cephesinin Gül’ü, özellikle de dış ve güvenlik politikaları konusunda söylediklerini eleştiriden ziyade öneri olarak okuyacağı, onun sağduyulu yaklaşımını ciddiye alacağı yönünde. Çünkü Türkiye’nin sağduyuya, öngörüye, rasyonel düşünceye şimdi her zamankinden çok ihtiyacı var.

Unutmayalım ki bu dönemde ittifaklar, dostluklar ve düşmanlıklar son derece geçişken. Bir ülke hakkında bile anlaşmamız mümkün olmuyor. İdlip’te ABD size yakınken, birkaç kilometre ötesinde Rusya yakın olabiliyor. Bugün hasmınız olan bir grup yarın kendini feshedip yeni bir kimliğe bürünebiliyor. Sorunların seyri sizi hiç beklenmedik başka sorunlarla baş başa bırakabiliyor.

Ben var olan parametreler çerçevesinde Türkiye’nin başarılı sayılabilecek bir dış ve güvenlik politikası yürüttüğüne inananlardanım. İktidar bloğunu başka nedenlerle eleştirsek de kabul etmeliyiz ki Suriye’de dayatmaları kabullenmedi, PYD/PKK’yı çözüm ortağı gören güçlü müttefikine karşı mücadele verdi. Hem sahada, hem de masada var olmasını sağlayacak tedbirler aldı.

İdlip’te de zoru başarmaya çalışıyor. Büyük risklerden elinden geldiğince kaçınıyor. Kıbrıs ve Doğu Akdeniz söz konusu olduğunda dayatmalara yine direndi, Libya atılımı başta olmak üzere yaratıcı politikalar geliştirdi. Maraş açılımı konusunda tereddütlerim tabii ki var. KKTC’nin iç işlerine karışmamamız gerektiğini de düşünüyorum. Fakat aynı zamanda sorunun Türkiye’den çok Rum kesiminden kaynaklandığını görebiliyorum. AB ile ilişkilerde sıkıntının sebebi biz kadar AB de.

Daha önce burada pek çok kez yazdığım gibi ne Mısır, ne Suudi Arabistan, ne de İsrail masum. ABD deseniz tam bir felaket. Popülizm, hukuk tanımazlık had safhada. Gül’ün de belirttiği gibi 15 Temmuz darbe girişimini bilmemesi diye bir şey söz konusu olamaz. Sorunlarımızı yönetebilsek de, Ruslar bırakın PYD’yi bir kenara PKK’yı bile terör örgütü olarak tanımıyor. Çinliler deseniz Uygurları toplama kamplarıyla “eğitmeye”, değiştirmeye çalışıyor.

* * *

Kısacası dış siyasetin içinde yer aldığı, yapıldığı koşullar, parametreler belli ölçüde bizi, Türkiye’yi bu şekilde davranmaya zorluyor. Bazı sorunları görüyoruz, bazılarını görüyormuş gibi yapıyoruz. Bazılarında da hata yapıyoruz. Diğer yandan Türkiye dünya siyasetindeki tek aktör değil. Biz değişsek de başkalarının değişmemesi olasılığı hiç az değil. Hatta atığımız adımları zafiyet belirtisi olarak görmeleri dahi mümkün.

Üstelik geçmiş de geçmişte kaldı. Bugün kimsenin model olacak, emsal yaratacak bir Türkiye’ye ihtiyacı yok. Ama Türkiye’nin yumuşak gücünü arttırmaya, artık limitlerine ulaşmış yaptırım gücünü daha fazla zorlamamaya, sorunların parçası olmaktan çıkıp çözümlerle anılmaya, Filistin konusu başta olmak üzere dünya siyasetinin akışında etkisi olan konularda yapıcı çözümler üretmeye ihtiyacı var.

Bunun da yolu Gül’ün bize bir kez daha hatırlattığı gibi içimize çeki düzen vermekten, hukukun üstünlüğünü sağlamaktan, bir de galiba geçmişte yapılan hatalardan ders çıkartmaktan, hatayı hata olarak görebilmekten geçiyor. Dün Türkiye Gezi Davası’nda çok geç olsa da önemli bir adım attı, dava tüm sanıkların beraatıyla sonuçlandı, Osman Kavala 840 gün sonra özgürlüğüne kavuştu. Umarım bu karar yeni bir başlangıcın işaretidir…

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.