Zarif’in istifasının ardından

Mensur Akgün

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif istifa etti. İstifasını da ilginç bir şekilde Instagram üstünden yaptığı açıklamayla duyurdu. Kimileri gerekçenin 2015’de P 5+1 ile imzalanan anlaşmaya ülkesinin artık uymayacak olması, kimileriyse Esad’ın Pazartesi günkü İran ziyaretinden bakanlığının haberdar edilmemesi olduğunu iddia ediyor.

Zarif’in yaptığı istifa açıklamasında nedene ilişkin bir bilgi yok. Ama muhtemelen her iki konuda da tıkanmış hissetti, yıllardır sürdürdüğü politikasına bundan sonra devam edemeyeceğini düşündü. Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Cumhurbaşkanı Ruhani’nin istifayı kabul edip etmediği belli değildi. Ancak duyuru biçiminden kabul edilmeme şansının çok yüksek olmadığını söyleyebiliriz.

Foreign Policy’ye katkıda bulunan Michael Hirsh, Zarif’in istifası üstüne İran’ın Batı ile olan son bağlantısını kaybettiğini yazmış. Gerçekten de Zarif eğitimiyle ve eğilimiyle öyle biriydi. Batı’ya yakındı. Ama asıl Batı kendilerine sempatiyle bakan, ne demek istediklerini beğenmese de anlayan, denge rolü oynayan bir diplomatı, bir tür “arabulucuyu” kaybetti.

***

67 aydır Dışişleri Bakanlığı yapan Zarif varlıklı bir ailenin oğlu olarak 1960’da İsfahan’da doğmuş. 17 yaşında Amerika’ya eğitime gitmiş. Lisans ve Master derecelerini uluslararası ilişkiler alanında San Francisco’da tamamladıktan sonra ikinci yüksek lisan derecesini ve doktorasını Denver’de yapmış. Ardından da İran’ın BM misyonuna atanmış. Üniversitede çalışmış, akademik dergilerde editörlük sorumluluğu üstlenmiş.

Biyografisinden aktarılabilecek çok şey var. En önemlisi ise ülkesiyle ABD’nin 1979 yılından bu yana sorunlu olan ilişkilerini normalleştirmek için attığı ya da atılmasına aracılık ettiği adımlar. Zarif’in Eylül 2013’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile buluşması, Güvenlik Konseyi’ne daimi üye beş ülke ve Almanya ile Temmuz 2015’de nükleer silahlanmaya en iyi olasılıkla engelleyecek, en kötü olasılıkla erteleyecek mutabakatı (CJPOA) imzalaması bunların başında geliyor.

Trump Yönetimi’nin istifaya üzüleceğini hiç sanmam. Zarif’in ayrılmasıyla İran’ın 2015 mutabakatından kopacağını ve artık istedikleri gibi baskı uygulayabileceklerini düşüneceklerdir. Zaten şimdiden Dışişleri Bakanı Pompeo bir sosyal medya mesajıyla sevincini dünyaya ilan etti. Zarif’i İran’ın yoz rejiminin ve mafyasının parçası olmakla suçladı. Amerikalılar istifayı siyasetlerinin başarısı olarak yorumlayacaklardır.

2015 mutabakatının Avrupalı imzacıları İngiltere, Fransa ve Almanya da büyük bir olasılıkla üstlerindeki yükün hafifleyeceğini, ABD ile İran arasındaki sıkışmışlıklarının sona ereceğini düşüneceklerdir. Amerika’ya doğrudan karşı çıkmak, kurdukları Özel Amaç Vasıtası’nın (SPV) çıkartabileceği sorunlarla uğraşmak yerine İran’ın mutabakattan çekilmesi sayesinde mali açıdan zarara uğrasalar dahi risk almayacaklarına sevineceklerdir.

***

2015 mutabakatının Zarif görevden ayrıldıktan sonra yaşama şansı az da olsa tabii ki var. Cumhurbaşkanı Ruhani hala mutabakatın arkasında. Ama artık yeni bir sürecin başladığını, AB çok özel bir gayret sarf etmezse, 2015 mutabakatının çökebileceğini, geçtiğimiz yıl ABD’nin mutabakattan tek taraflı çekilmesinin bu yıl içinde bölgemize yeni bir kriz olarak geri döneceğini varsayabiliriz.

ABD’nin uyguladığı yaptırımların farklı bir anlam kazanması, bizi daha da etkiler hale gelmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu süreç hem İran’la, hem de ABD ile olan ilişkilerimizde fırsatlar da yaratabilir. Ancak sorun yaratma olasılığının çok daha güçlü olduğunu, İran’ın Suriye’deki etkisini kaybetmemek için hırçın inisiyatifler geliştirebileceğini, yakın bir gelecekte olmasa bile Amerika ve İsrail’in çılgınca işler yapabileceğini dikkate almamız gerek.

Ayrıca Zarif’in istifası bölgemizde bir ülkenin daha nükleer silah sahibi olacağı bir süreci de tetikleyebilir. İran tüm baskılara direnerek geliştirdiği uzun menzilli füzelerini nükleer başlıklarla donatabilir. Şu sıralarda Vietnam’da Amerika ile nükleer silah pazarlığı yapan Kuzey Kore’nin gittiği yolu kendisine strateji olarak benimseyebilir. Türkiye de bu arada caydırıcı ve önleyici silahlara şimdikinden çok daha fazla ihtiyaç duyabilir…

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.