Hayat dolarize mi boşalırize mi

Mevlana İdris

Bayram çok yaklaştı ama daha çok dolar hareketlerinin konuşulduğu bir görünüm var.

Pazar gecesi dövizde yaşanan son yükselişlerden sonra bu daha da belirgin hâle geldi. Dün ise sosyal medya hesaplarındaki malî manüpilasyona yönelik mesaj sahiplerine soruşturma açıldığı yönünde haberler duyduk.

Bir ekonomik savaş içinde olduğumuz yüksek sesle telaffuz ediliyor.

Herkes kendince alınacak önlemleri, takınılacak pozisyonları ifade eden açıklamalar yapıyor.

Bankacılık sistemi, uluslararası para dolaşımı, doların silah olarak kullanılması, Merkez Bankasının alacağı tedbirler, şu bu… Şey, nasıl oluyor da bin yıllık devlet aklı dediğimiz şey bu çapraşık ekonomi kurallarının içinde sendeliyor?

Şüphem yok, bunu da atlatacağız. Ama neden herkes hayatın hayatî noktası gibi dolar etrafında yatıp kalkmaya başlıyor?

Üretim gücümüzün gerçekleri, ekonomi aklı, bu bir krizse bu krizi yönetecek iletişim dili neden sessizmiş gibi?

Papaz çoktan unutuldu sanki. Araçlar değişken ama amaç yerli yerinde duruyor.

Bir ülkede 80 milyon ekonomi uzmanı biraz fazla değil mi sizce de.

Hayatın, normal akışına, tarihin, normal seyrine dönmesi lâzım değil mi?

Her şeyin daha iyi olacağını düşünen birkaç arkadaşı da dinledim. Dolar sürekli yükselse de korunan dengeleri filan anlattılar. Doların hep yüksek olmasının daha iyi sonuçlar doğuracağını anlatanlar bile oldu.

Bir başka grup arkadaşım da savaş vurgusu üzerinden ilerleyerek yorumlar yaptılar.

Başka ekstrem yorumlar da dinledim doğrusu. Her yerde konuşulduğu için hepimiz dinliyoruz zaten.

Hayatımızın merkezinde ne var? Tek tek ve toplum olarak hayatımızın merkezine koyduğumuz, ya da zaten koyulmuş ve bizi etkileyen şeyler ne?

Duygular mı, akıl mı, para mı, sevgi mi, matematik mi, felsefe mi, din mi?

Galiba hayatımızın merkezindeki şeyler, tartışmalara, yorumlara istediği yönü veriyor.

Benim öncelediğim bir şey senin umurunda bile değilse, konuyu aynı alanda yorumlayamıyoruz zaten.

Bu da geçer Ya Hû ibaresi sıradan bir ibare değil.

Geçecektir, daha önce geçenler gibi.

Yeni şeyler konuşulacaktır mutlaka.

Bayram yaklaşmakta azizim.

Her yere kurban

Çok sayıda sivil toplum kuruluşumuzun yanında Kızılay ve Diyanet gibi kurumlarımız da içinde olmak üzere, dünyanın her yanındaki yoksul müslümanlar için başlayan kurban seferberliği devam ediyor.

Bizi bu vesileyle somut olarak başka yerlerdeki kardeşlerimize ulaştıran bu organizasyonda görev alan bütün ilgilileri kutluyoruz. Bu ne güzel seferberlik, bu ne anlamlı bir buluşmadır. Katılanların ibadetini de Allah kabul eylesin, âmin.

Kendi kendine oryantalizm

Oryantalizm sadece başkalarının sana dayattığı bir şey değildir. Oryantalizm aslında aynı zamanda senin Doğulu bir süje olarak, özne olarak içselleştirdiğin şeylerin de adı olabilir. Mesela kendi kendine oryantalizm adını verdiğimiz şeyin bi tanesi şudur; geçerli muteber yöntemleri almak ve onları belli yerlere gelebilmek için muteber şeyler olarak kabul edip sarki onlar evrensel geçerli şeylermiş gibi kabul edip üzerinden gitmek, onları model olarak kabul etmek üzerine bir yaklaşım. Bu uzun dönemde aslında çok hayırlı değildir. Aksine insanı yoksullaştırıcı bir yere getiriyor. Bu konuya mümkün olduğu kadar bilinçli yaklaşılması gerektiğini söylüyorum. Ama özellikle Batı’nın kültür konusundaki dominantlığının, özellikle Doğulu süjelerde yarattığı aşağılık kompleksi mi dersiniz, bir yerlere kendini beğendirme isteği mi dersiniz, ne derseniz birleşince ortaya çıkan durum kendi kendine oryantalizm adını verdiğimiz şeyi ortaya çıkardı. Bunun son kertede tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Düşünme ve duyma biçimini etkilediğini düşünüyorum. Mümkün olduğu kadar mesafeli yaklaşılması, dikkat edilmesi gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. İranlıların bunda ilk tuzağa düşen ulus olduğunu düşünüyorum, bizler de bu tuzaktan nasibini almış ülkelerden bir tanesiyiz. Yalnız burada söylemem gereken bir şeyler var. Bir oryantalizm sadece içerikte ortaya çıkmaz, biçimde de ortaya çıkar. Batılı sanat formlarının sana dayattığı biçimleri içselleştirmeye başlarsın ve dersin ki üç perde anlatısı kullanacağım, minimalist bir iş yapacağım ve o minimalist işin içerisine de Türkiye’nin kadın sorununu, etnik meselesini, sınıf meselesini koyacağım. Böylelikle yerel bir şey yapacağım diye düşünürsün. Bura kendi kendine bi oryantalizm örneğini ortaya çıkarmış olursun. (…) Derviş Zaim (TRT Akademi dergisinin 5. sayısında sorulan sorulardan birine verdiği cevaptan…)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.