Rusya’da çılgın bir sanatçı

Mevlana İdris

Bundan birbuçuk yıl kadar önce Rusya’da yaşayan sıradışı bir sanatçı ve tıp doktoru olan Leonid Tishkov ile ÇETO için bir söyleşi yapmıştım, aynen yayınlıyorum. İlginç fotoğraflar için yerimiz yok ne yazık ki, internetten bakılabilir.

Kendine ait bir hilal!

Sorular: Mevlâna İdris

Röportaj - Çeviri: Ayşe Seyyide Kaptaner

Leonid Tishkov görsel bir şiir yazıyor ve birkaç mısrası da bu fotoğraflar. Sanatçı evine düşen hilâli sarıp sarmalamış, yedirmiş, içirmiş, iyileştirmiş. Sonra da bir ömür birlikte yaşamaya başlamışlar…

Merhaba sayın sanatçı. Sizi ve hilâlinizi ayrıntılı biçimde izliyorum. Kimsiniz siz? Yoksa, ayın dünyadaki elçisi misiniz?

Evet, nereden bildiniz? Size bir sır vereyim! Aydan dünyaya sıradışı bir görev için gönderildim. Nehirlerdeki, göllerdeki ve denizlerdeki ay ışığını tasnif ediyorum. Işığın enini, boyunu ve parlaklığını ölçüyorum. Bakın bu çok ince bir ayardır! Ne sönük olmalı, ne de gözleri almalı. Ayrıca böylece ayın itibarının iyi olmasını sağlıyorum. Yani bazı yetişkinlerin deyimiyle ayın “PR”ından sorumluyum, halkla ilişkiler elçisiyim.

Siz ilgilenmeseniz ay ne yapardı?

Eğer grip olmuş bir halde bulup yanıma aldığım ayı kastediyorsanız, tabii ki zatürre olurdu! Bir doktor olarak bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bilirim. İşte tam da bu yüzden, tıp fakültesinde ettiğim Hipokrat yeminini de göz önünde bulundurursak, onu kurtarmak zorundaydım.

Sizden önce aya kim bakıyordu? Ve sizden sonra kim bakacak? Onu kime emanet edeceksiniz?

Şairler! Dünyanın her yerinden, tüm zamanların şairleri. Mesela İngiliz şair ve ressam William Blake. Çinli şair Li Bai. İspanyol şair Garcia Lorca. Büyük Türk şair Yunus Emre. Ve bir de tabii, yeryüzünün çocukları, çünkü onlar ayın canlı olduğuna inanıyorlar!

Ayı hangi şarkıyla uyutuyorsunuz?

Ona Beethoven’ın Ayışığı Sonatı’yla Yunus Emre’nin şu şiirini mırıldanıyorum:

“Bu dem yüzüm süreduram

Her dem ayım yeni doğar

Her dem bayramdurur bana

Yazım kışım yeni bahar

Benim ayım ışığına

Bulutlar gölge kılmağa

Hiç kedilmez doluluğu

Nuru yerden göğe ağar

Onun nuru karanlığı

Sürer gönül hücresinden

Bes karanuluk nur ile

Bir hücreye nice sığar

Ben ayımı yerde gördüm

Ne isterem gök yüzünde

...”

(Divan, 286)

Ayla birlikte uyurken hanginiz daha çok rüya görüyor?

Aynı rüyaları görüyoruz biz. Ayla aynı rüyada yaşıyoruz.

Bir gün uyandığınızda ayı yanınızda bulamazsanız ne hissedersiniz?

Endişelenmem çünkü geri gelir, dünyanın etrafını bir turlayıp yine yanıma döner. Ama ay için endişeleniyorum bazen, çünkü bir gün asıl ben onu terk etmek zorunda kalacağım. O sonsuz, ben ise sadece bir insanım.

Ayı hiç büyütmemeyi nasıl başarıyorsunuz? Çünkü Çinlilere göre ay büyümüyorsa küçülüyordur!

Bildiğiniz gibi benim ayım bir hilâl. Daha da küçüldüğünde onu ters çeviriyorum ve büyümeye başlıyor. İşte böylece her zaman formunu koruyor!

10 yıldır ayla birçok yere seyahat ettiniz. Neden?

Çok basit. Ay sihirli ışığıyla dünyanın etrafında dolaşır, ben de onunla aynı yolculuğu yapmak istedim. Ama bu ayın normalde dünyayı bir tur dönmesinden daha uzun sürecek... Ömrüm kadar uzun bir yolculuk!

Yolculuğunuzda ay size bir şeyler anlatıyor mu?

Her şeyiyle bir şeyler anlatıyor. Çünkü benim ayım hareket halindeki bir şiir. Hayal ettiklerimi yeryüzüne söyleyen biri. Her vardığımız yerde, yerin yeni yüzlerini gösteren de o. Farklı ülkelerden, milletlerden, kültürlerden insanları ışığının altında buluşturan da. Dünyanın dört bir yanında aya âşık insanlar gördüm, tıpkı benim gibi. Ay, yabancıların ve şairlerin dostu! Kendisiyle ne kadar benzer olduğumuzu da anlatıyor bana. Rusya’da (ve her yerde!) biz insanlar aslında hayatla tek başımıza yüzleşiriz. Söz konusu zaman olduğunda, hayat ve ölüm olduğunda, kazanmak ve kaybetmek olduğunda, karanlık olduğunda ve dahasında yalnızız. Tıpkı ay gibi. Bazen bir destek, bir umut ışığı görmek için yüzümüzü birilerine döneriz. Tıpkı ay gibi! Yine de yalnızızdır. Üzülecek bir şey değil, bu tür bir yalnızlık var olduğumuz anlamına gelir. Buradayız, kainatın merkezinde, aya benziyoruz ve diğer tüm gökcisimlerine.

Peki Ay’la hiç aya gitmeyi düşündünüz mü?

Bu harika olurdu! Bir insanın aya gitmesinin üzerinden 50 yıl geçti. 50 yıldır resmen kimse aya dokunmadı! Eğer ben de gidemezsem gelecekteki astronotlara aya giderlerken Ayımı da götürmelerini rica edeceğim.

Bir de yıldızınızın olmasını ister miydiniz?

Yıldızların doğası farklı. Aya göre daha agresifler.Parlaklıkları da biraz fazla canlı. Tabii ışığın kaynağı kendileri olunca... Bu noktada ay ve yıldızlar resmen iki zıt kutup. Yani yıldızlara karşı temkinli olmak lazım. Mesela yıldızlar bu yüzden genelde karlı manzaralarda fotoğraflanır. Yanmak istemiyorsanız onları biraz serinletip sakinleştirmeniz gerekir. Ve bir yıldızı evinize nadiren davet edebilirsiniz. Bir yıldız -onu bulan birinin fotoğrafındaki iki büklüm halinden de gözüktüğü gibi- hazine olduğu kadar, dayanması güç bir yüktür de.

Nasreddin hocanın kuyuya düşen ayı çıkarması fıkrası hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hocayı iyi tanırım! Fıkralarını severim. Ben de bir keresinde boğulan bir ayı kurtarmaya çalışmıştım, hatta bunun için neredeyse göle atlıyordum. Sonra biri herhalde tüm ışıkları söndürdü ki ayı gözden kaybettim! O kişi beni kurtarmasa boğulabilirdim, tıpkı Çinli şair Li Bai gibi. (Li Bai’nin nehirde teknesiyle dolaşırken suya eğilip ayın yansımasına sarılmaya çalışırken öldüğü söylenir.)

Nasreddin hoca bir de eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yaptıklarını söylüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bu tabii ki doğru! Yıldızlar kaybolan aylardır. Her ay gökbilimciler yeni yıldızlar bulup isimlerini Nasreddin koyuyorlar. Şimdilerde şöyle devam ediyor: Nasreddin1007, Nasreddin1008, Nasreddin1009...

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.