Dünyanın da kafası karışık

Mikdat Karaalioğlu

Garip şekilde dünyanın bütün önemli ülkeleri hissedilir bir darboğazından geçiyor. Belki bu hissiyat tarihin bütün dönemlerinde iyi kötü vardı ancak önemli aktörlerin her birinin aynı anda kırılmanın eşiğinde olduğu bir gerilim belki de hiç olmadı. Türkiye’de yaşadığımız siyasi gerilimin benzerleri farklı şiddet ve boyutlarda neredeyse dünyanın her tarafından yaşanıyor. Muhtemeldir ki Türkiye’de yaşadığımız siyasi sorunlara da dünyadaki krizlerin direk etkisi var.

Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle, soğuk savaş dönemlerinde bile yaşanmayan yaptırımlara uğradı ve dışlandı. Rus vatandaşlarının savaşa ve liderleri Putin’e verdiği destek gün geçtikçe azalıyor. Gerçi Ruslar Putin’in sağladığı istikrara hala müteşekkirler ancak yine Putin sayesinde yükselen yaşam kalitelerinin, geri dönülmez şekilde düştüğünü hissettikleri anda desteğin son bulacağını tahmin etmek güç değil. Sadece Rusya analistleri değil Rus vatandaşları da gelecek adına belirsizlik duygusu yaşıyor.

ABD hem Ukrayna savaşında Rusya’ya hem de Çin’e karşı sergilediği tavırla dünyanın süper gücü hissiyatı vermeye çalışsa da, Çin’e karşı uzun vadeli bir güç savaşanı tek başına kazanabilecek durumda değil. Bu iddialar elbette sonu gelmez tartışmalara konu olabilecek tezler. Ancak ABD’nin toplumsal uzlaşma konusunda ciddi bir ayrışmanın eşiğinde olduğu tartışmasız bir gerçek. ABD’deki bu toplumsal ayrışmanın, iktidar değişikliğinde dış politikasında da radikal değişime yol açması, ABD’nin en güçlü silahı olan istikrarın hasar alması anlamına geliyor.

****

Trump’ın yeniden başkan adaylığını ilan etmesi mevcut toplumsal ayrışmanın kısa vadede artarak devam edeceğini gösteriyor. Demokrat bir başkan olmasına rağmen Biden, statükoyu temsil ediyor ve statüko korunmaya değer bir istikrar argümanı olmaktan hızla uzaklaşıyor. Dünya, ABD’deki siyasi ve toplumsal değişimleri ideolojik ön yargılar ve siyasi menfaatler ışığında anlamlandırmaya çalıştığı için bu ülkede gerçekte neler olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Ancak cadı kazanının fokurtuları çok rahat bir şekilde duyulabiliyor.

Dünyanın yaşadığı bu belirsizliğin rantını toplaması beklenin Çin’de de durum bir hayli karmaşık. Çin ekonomik gücünün garantisi durumundaki Batı ittifakı, Rusya örneğinden sonra Çin’e karşı korumacı ve engelleyici ekonomik uygulamaların dozunu arttırdı. Amerika’da Huawei başta olmak üzere Çin malı teknolojik ürünlerin satışı daha yeni yasaklandı. Alman hükümeti ise Çin’e karşı yeni bir stratejik plan hazırladı. Henüz kamuoyuna resmi olarak açıklanmayan bu stratejiye göre Çin (batılı) sistem karşıtı olarak nitelendiriliyor ve bu ülkeyle ticarete koruyucu önlemler getiriliyor.

Korona sonrası ekonomik büyümesi bir hayli gerileyen Çin, Batı ittifakının kararlı tutumu karşısında kendisi için bir psikolojik eşik olan Tayvan’ın ilhakı meselesinde de geri adım atmak zorunda. Çünkü Tayvan’ın ilhakı ekonomik olarak bir dünya savaşı anlamına gelir ve Çin bundan Batı ittifakından çok daha fazla zarar görür. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in katı sıfır korona politikası da Çinlilerin sokağa dökülmesine neden oldu. Dünyanın hiç alışık olmadığı bu vatandaş tepkisi, sadece özgürlüklerin kısıtlanması değil ekonomik bir krizin de işareti olarak görülüyor. Yani Çinlilerin da kafası bir hayli karışık.

****

AB’de durum pek farklı değil. Savaş sonrası yaşanan enflasyon ve zamlar Avrupalıları çok güvendikleri ekonomik istikrarın geçici olabileceği endişesine yöneltti. Gerçi yukarıdaki örneklerde olduğu gibi sistem krizi düzeyinde bir belirsizlik yaşandığı söylenemez. Ancak başta Almanya ve Fransa olmak üzere AB vatandaşları beklenmedik siyasi sonuçlar doğurabilecek bir gelecek endişesi yaşıyor. Tabi İngiltere’de yaşanan siyasi belirsizliği de bu noktada hatırlamakta fayda var.

Dünyanı diğer taraflarında çok sayıda ülke varoluş krizi ya da hesaplaması yaşıyor.. Komşumuz İran’da yaşanan acı örneğin yanında Asya kıtasında kriz potansiyeli taşımayan istikrarlı bir ülke nerdeyse yok. Afrika’da başta Mısır olmak üzere hemen hemen bütün ülkeler darbe, kriz ya da savaş tehdidi altında. Latin Amerika ise bugünlerde Brezilya üzerinde konuşuluyor ancak hemen hemen bütün Latin Amerika ülkelerinde gizli ya da açık krizler bulunuyor.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.