Güzel bir sözlük

Muhsin Mete

Çok okuyan ve yayın dünyasını takip eden bir kişi olmama rağmen, Lûgat 365 / Bazı Kelimeler Çok Güzel sözlüğünden haberdar olmamıştım. Tacikistan/Duşanbe’de görev yapmakta olan oğlum iletince bir güzellikle karşılaşmanın mutluluğunu yaşadım. ‘Kılçık temizlemeğe’ bir haftalık ara vererek bu güzel çalışmayı size de duyurmak istedim.

Kitap anlamlı ve içten bir önsözle başlıyor. Düşüncemizin ve gönül dünyamızın anahtarı olan kelimelere dair okuduğum en incelikli metinlerden birini kaleme almış sözlüğü hazırlayan Banu ve Onur Ertuğrul. Banu Ertuğrul kitabın kapak tasarımı ve mizanpajını da gerçekleştirmiş. Can Yayınları’nın 2016 yılında dördüncü basımını 10 bin adet olarak yaptığı eseri önde gelen yazarlarımızdan Faruk Duman yayına hazırlamış. Burçak Başpınar düzeltide bulunmuş. Emeği geçenleri kutluyorum.

Artık eskimiş, fakat zihin dünyamızda izi kalmış kelimelerle bizi buluşturan çalışmada keşke şunlar da olabilseydi. Yazarken olmasa da, alfabetik kılınarak basılması ve kimi kelimelerde seçkin yazarlarımızın metinlerinden verilen misallerin her kelime için yapılması. Biraz kısaltarak buyrun Önsöz’le devam edelim.

***

“Bazı kelimeler çok güzel...

Tüm hikaye (Metnin bütününde şapkasız yazılmış, konulmalıydı) bunun ayırdına varmamızla başladı. Tüm kelimeler güzel fakat bazıları diğerlerinden daha güzel.

Gündelik yaşantımızın gereksinimlerinden uzak, bugü­nün ideolojilerinden muaf, başka başka dertleri olan, türlü türlü hikayesi olan kelimeler. Artık cümle içeri­sinde pek kullanılmadıklarından, vakur bir sessizlikle ka­derlerini bekliyorlar. Hayatlarımızdan tümden ellerini ayaklarını çekmezden evvel, son bir saygı duruşu bizim­kisi. Çünkü gidiyorlar; gidecekler.

Globalleşen dünyanın, yeniden hiyerogliflere dönüşünün arifesinde, son bir suni teneffüs bizimkisi. Emoji devri yaklaşıyor. Kelimeler ise hikayeleriyle, geçmiş­leriyle, melodileriyle, anlamlarıyla ve zenginlikleriyle fazla ağır geliyorlar gündelik yaşantılarımıza.

Yalnızlaşmanın “kendi ayakları üzerinde durmak” olarak kutsallaştırıldığı, kimsenin kimseye ihtiyaç duymadığı, aşkın gündelik bir hobiye dönüştüğü bir dünyada hasrete yer ve zaman kalmıyor. Hasret çekmeyen için vuslat nasıl bir anlam ifade etsin ki?

Hayatlarımız kelimeleri şekillendiriyor. Gereksinim duy­madığımız kelimeler ölüyor, gereksinim duyduğumuz yeni kelimeler (ya da emojiler, capsler ve gifler) doğuyor. Fakat belki, küçük bir olasılık da olsa belki, henüz ölmeden evvel kelimeler de hayatımızı şekillendirebilir mi? Hemdem kelimesini öğrendiğinde bir insanın yaşadığı boşluk duygusu, o ana kadar tatmadığı bir özlemi yaratabilir mi? Bir ihtimal olsun, kelimeler de hayatımızın rotasını değiştirebilir mi? Arzularımızı, gayelerimizi, önceliklerimizi sorgulatabilir mi?

Sanki böyle bir ihtimal var. Çünkü bazı kelimeler bugü­ne kadar kullanıldıkları tüm cümlelerden, tarif ettikleri tüm duygulardan, onları telaffuz eden tüm insanlardan bir şeyler biriktirmiş ve daha önceden hiç duymamış olsak da; unutmuş olsak da gönlümüzün derinliklerinde bir şeyleri sızlatıyor. Bu sızı bir umuttur!

Biz, Banu ve Onur Ertuğrul. Öğretmen değiliz. Yazar değiliz. Çevirmen bile değiliz. Dilbilimci hiç deği­liz. Bizim kelimelerle ilişkimiz platonik bir aşk ilişkisi. Kelimelere ve birbirine sevdalı iki kişiyiz. Ulvi bir amaç­la çıkmadık bu yola... Gündelik hayatın hengâmesinden uzak, mağrur şekilde bir köşede duran güzel kelimeleri, onları derdest eden popüler mecralar aracılığıyla yeni­den tedavüle sokmaya niyetlendik. Kelimelerin ne kadar güzel şeyler olduğunu insanlara hatırlatmak, güzelliklerini popüler bir dille gösterebilmek, yeniden gündelik hayata karışıp görünür olmalarını sağlamak umuduyla çıktık bu yola. Kelimeleri dert ettik kendimize. Çünkü kelimeler derdimiz, kelimeler dermanımız.

Lugat365 fikri ilk olarak tek bir kelimeye inanarak başladı: Hissikablelvuku... İnsanın içinden defalarca tekrar etmek geliyor. Adeta efsunlu bir kelime. Tek kelimelik bir şarkı gibi nağmesiyle akıyor ve hülyalara gark ediyor insanı. İnsan bu kelimeyi bir kere duyunca, hep duymak istiyor. Düşündük ki, bizim gibi bu kelimenin heyecanını yaşa­yan başkaları da vardır. Az da olsa vardır. O azıcık kişiye ulaşabilirsek de, bu kelimenin ve diğer kelimelerin güzel­ ligini anlatmamızda bize yardımcı olurlar. Öyle de oldu.

Tüm bu heyecanlı çalışmalar sonucunda 1 Ocak 2015 tarihinde, Lugat365 ismiyle gün yüzüne çıktı projemiz. Twitter, Instagram ve Facebook üzerinden, her gün bir kelimeyi anlamı, kökeni ve kullanımlarıyla paylaşma­ya başladık. Ne olursa olsun, tüm bahanelerden muaf olmak suretiyle, bir sene boyunca, her gün bir kelime paylaşmaya ve sene sonunda, 365 kelimeye ulaşınca bi­tirmeye söz verdik. Velhasıl, kelimeler bazen feryadımız, bazen sitemimiz, bazen de isyanımız oldu.

Her kelime bir umut oldu. Her kelime bir nefes oldu. Nefes aldık, nefes verdik. Pek çok açıdan eleştirildik, pek çok övgüye mazhar olduk. Pek çok anı biriktirdik, pek çok kelime sevdalısı insan tanıdık bu güzel vesileyle.

Kelimeler vücuda geldiler. Sokaklarda kelimeler duyduk, kelimeler gördük. Poster oldular, defter oldular, çanta oldular, bardak oldular ve sonunda kitap oldular. Hayalini kuruyorduk fakat tahmin etmiyorduk doğrusu.”

Lûgat’ten misalli bir kelime ile bitirelim:

Tumturak

Gösteriş. İhtişam. Debdebe. Dilimize Farsçadan geçmiş olan kelime daha ziyâde kulağa hoş gelen kelimelerle konuşma mânâsında kullanılmaktadır.

ah nerde gençliğimiz

sahilde savruluşları başıboş dalgaların

yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller

elde var hüzün

Attilâ İlhan, “Elde Var Hüzün”

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.