Büyük ülke olmanın kolay yolları

Mustafa Karaalioğlu

Büyük ülke olmanın gerektirdiği mesaiyi, çabayı ve fedakarlığı yapmayı sevmesek de büyük ülke olduğumuzu söylemeyi ve öyle davranmayı seçiyoruz. Oysa, Türkiye nüfusu, potansiyeli ve tarihi tecrübesi sayesinde gerçekten büyük, güçlü, zengin veya bunların hepsi birden olabilirdi. Sadece geride kalan 20 yıllık kesintisiz siyasi istikrar döneminde bile bunu başarabilirdi. En nihayet Çin, Güney Kore, İspanya, Portekiz gibi bir zamanlar gerilerde olan ülkelerin başarı öyküsünde de 15- 20 yıl gibi dinamik sıçrama dönemleri vardır. Tutarlı bir planlama ve ne yaptığını bilen bir iradeyle makus talihi yenmek mümkündür. İsterseniz, kafaya koyarsanız; halkınızın refahını ve güvenliğini artırabilirsiniz, dünya için değerli hale gelebilirsiniz; yani, büyük bir ülke olabilirsiniz. Sizi ne dış güç durdurabilir, ne kadar karanlık oyunlar!

Dünya sahnesinde herkes herkesin dış gücüdür, kimse kimsenin bir adım ilerlemesini istemez. Amerika Almanya’nın, İngiltere Fransa’nın, Mısır Suudi Arabistan’ın, Çin Hindistan’ın, Rusya Çin’in, Japonya Güney Kore’nin gelişmesinden hazzetmez. Dini, dili, kültürü benzese bile hiçbir ülke bir diğerinin pastadan pay artırmasına tahammül edemez. Dünya sahnesi piknik alanı değildir, kara kaş kara göz işe yaramaz. Ama kimse de büyümeyi, gelişmeyi kafasına koyan ve bunun gereğini yapan ülkeleri engelleyemez… Hedefleri olan ama o hedefler tutmayınca çıkmaz ayın son perşembesine hedef yazmayan, hızlı ve seri değil soğukkanlı ve rasyonel karar alan, paylaşmayı ve empatiyi bilen, sorunlarıyla yüzleşen ve gerçekten kaçmayan ülkeler büyür, onları kimse tutamaz. Gücü, tutkusu, kabiliyeti ve sabrı olan başarır. Başarabilmek demek zaten iç, dış ne kadar güç varsa hepsini yenmek demektir.

Büyük ülke olmak için öncelikle, olmadığın şey gibi davranmaktan vazgeçmen gerekir. Ne olmadığını, neyinin eksik olduğunu bilmen, kabul etmen şarttır. Lafla peynir gemisi yürütemezsin. Büyük ülke olduğunuz zaman zaten bunu anlarsın, ayrıca slogan atmana gerek kalmaz.

Mesela,

Markalarınız varsa, bilimde teknolojide ya da kültürde, sanatta ve tıpta bazı şeyler siz olmadan olmuyorsa…

Demokrasi ve yargı sisteminiz ‘dosta düşmana’ güven veriyorsa…

İnsanınıza iyi eğitim veriyorsanız, üniversiteleriniz dünyayla rekabet edebiliyorsa…

Kötü yönetilen ülkelerin gençleri geleceklerini sizin ülkenizde görüyorsa…

Göçmen büronuz her isteyene değil, sadece kariyer sahibi Avrupalı, Asyalı ve Amerikalılara vatandaşlık veriyorsa…

Hukuk, insan hakları, ifade özgürlüğü, şeffaflık gibi branşların uluslararası istatistiklerinde en başlardaysanız…

Yatırımcılar ülkenize gelmekten çekinmiyorsa…

Politikacı, bürokrat ve kamu adına yetki kullanan kim varsa denetimden, hukuktan, yargıdan çekiniyorsa…

Gazeteler, televizyonlar özgürce yayın yapabiliyorsa, vatandaş her fikri korkmadan dile getirebiliyorsa…

Ülkenizde ortak akıl varsa, kararlar iki dudak arasından çıkmıyorsa…

İnsanlar yargıya, bürokrasiye, belediyeye, ihale kurumuna ya da seçim kuruluna güveniyorsa…

Devletin kaynak kullanımı tercihleri lütuf değil, hak ve adalete dayanıyorsa…

İktidarlar başarıyı sadece kendinden bilirken başarısızlıklar için her gün yeni bir komplo teorisi uydurmuyorsa…

İnsanınınız yüzü gülüyorsa…

Her tür inanç, etnik yapı ve kültür huzur içinde birlikte yaşıyorsa…

Söylemeye gerek yok; o ülke tabii ki büyük ülkedir. O ülke, başarabilmiş ülkeler ligindedir ve geçmişin hayaliyle yaşamak yerine bugünüyle övünebilir.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (44)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.