ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının birinci haftası dolmadan bütün dünya savaşın ne zaman biteceğini sormaya, tartışmaya ve tahmin etmeye başladı. Bu erken merakın iki sebebi var. Birincisi elbette savaş uzadıkça ve yayıldıkça bütün ekonomiler olumsuz etkilenecek. İkincisi ise birinciden daha rasyonel bir sebepten; Trump herhangi bir işi derinlemesine yapabilecek biri değil. Her zaman birinci amacı tafra, pohpohlanmak ve yalan söyleyebileceği belirsizlik ortamları yaratmak olduğu için İran saldırısından hevesini almış olduğu umuluyor. Tamam havanı attın, insanları öldürdün, çocukları katlettin, herkesi korkuttun ve ne kadar güçlü olduğunu herkes gördü. Kazandın, geri dönebilirsin artık.
Trump’ın savaşı böyle gevşek muamele görmeyi hak ediyor. Standartları da kendisi oluşturdu… Biraz alkış O’nun üzerinde binlerce füzeden daha caydırıcı olabilir. Netanyahu’nun etkisini bile zayıflatabilir! Malum, sadece düşmanlıkta değil dostlukta da işe yarıyor bu yöntem. Mesela, Ukrayna için denenmişti. Başlangıçta Trump’ı pek önemsemeyen Zelenskiy ABD’den dirsek görünce müttefikler hemen deveye girmişti. Ukrayna liderine, Trump’ı biraz pohpohlamasının işe yarayacağını söylemişlerdi ve O da bunu yapmıştı. Böylelikle, Washington’dan yardım kanalları sonuna kadar açılmıştı.
Bugün İran’ın talihsizliği kendisine böyle akıllar verecek müttefiklerinin olmaması…
Ama madem dünyanın savaş nedeniyle petrol ve ticarete dayalı büyük bir problemi var ve bütün ekonomiler hızla para kaybediyor. O zaman Trump’a duymak istediğini, İran değil, dünya söyleyebilir. ABD’nin İran’da büyük bir zafer kazandığını ve hızlıca sonuca ulaştığını söylemekle bir şey kaybetmezler. Garip ama böyle bir şeyin Trump’ı savaşa son vermek için herşeyden çok motive edeceğini söylemek hiç de yanlış görünmüyor.
İran’a saldırının arkasına analiz olarak konulan büyük ve iddialı lafların, Çin’le rekabet hesaplarının, Rusya’yı çevreleme iddialarının veya küresel stratejik gibi belirsiz ama gösterişli hedeflerin hepsinden daha önemli olanın Trump’ı biraz pohpohlamak olmadığını kim söyleyebilir? Muhtemelen Trump da böyle hedefleri olduğunu bilmiyor! Ama eğer varsa bile o büyük hedeflerin tamamı bir haftada çöktü… Çin kaybetmiyor, kazanıyor. ABD hem ekonomik olarak zararda hem de bölgedeki müttefiklerinin tamamını İran’a dövdürdüğü için stratejik kayıpta. AB ise olup bitenlere bıyık altından gülüyor.
Şimdiden belli ki, ne zaman biterse bitsin savaş sonlandığında ABD bombalamaya başladığı günden daha iyi, daha itibarlı ve daha güçlü olamayacak.
165 ÇOCUĞUN KATLİNE NİHAYET BİR İTİRAZ
Tahran’da bir okulun bombalanması ve 165 kız çocuğunun katledilmesi savaşın en talihsiz sahnesidir. Daha büyük talihsizlik ise, katliamı yapan ABD olduğu için ve İran’ın bombalanması emrini bizzat Trump verdiği için hiçbir ülkenin tek satır kınama sözü edememesidir. Her açıdan yürek parçalayıcı…
Nihayet dün, Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu bir inisiyatif başlattı.
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Genel Başkanı Ali Babacan, YRPGenel Başkanı Fatih Erbakan, eski TBMM başkanları Bülent Arınç ve Cemil Çiçek, eski AYM Başkanı Haşim Kılıç, TBB Başkanı Erinç Sağkan, Zülfü Livaneli, akademisyen Ayşe Buğra, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu gibi isimler küresel girişiminin bir parçası oldular. Türkiye’den ve dünyadan 100’a aşkın saygın isim 165 çocuğun katline karşı tavır koyuyor.
Gazze konusunda bütün ciddi girişimler Avrupa’dan geliyordu ve eylemsiz kalmak İslam dünyasını mahcup ediyordu. Bu kez İran konusunda ilk ciddi uluslararası girişim Türkiye’den başlatılmış oldu. Davutoğlu, hazırladıkları metnin uluslararası hukuka referans yaptığını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı başta olmak üzere çeşitli uluslararası kurumlara gönderileceğini söylüyor.