Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım

Taha Akyol

Wikipedia (Wikimedia) üzerindeki erişim yasağı 2 yıl 8 ay devam ettikten sonra, Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla nihayet kaldırıldı.

16 üyeli AYM’de 10 üye bu yasağın anayasaya ve evrensel hukuka aykırı olduğunu belirterek “ihlal” yani yasağın kaldırılması yönünde oy verdiler.

Diğer 6 üye ise yasağı hukuka uygun bularak “karşı oy” yazdılar.

AYM’de, sayıları olaylara göre değişmekle birlikte böyle iki eğilim var: Biri, akademik tanımla “hak eksenli hukuk” anlayışı…

Öbürüne “otorite eksenli hukuk anlayışı” diyebiliriz.

KAVALA KARARI

AYM’nin başka kararlarında ve son olarak Osman Kavala davasında da bu iki eğilim ortaya çıkmıştı: “Hak eksenli hukuk” düşüncesinde olanlar azınlıkta kalmış, Kavala’nın başvurusu çoğunluk oylarıyla reddedilmişti. Fakat sonra, AİHM Kavala’nın tutuklanmasının hak ihlali olduğuna ve “derhal tahliye” edilmesine karar verdi. Bu karar hâlâ uygulanmıyor maalesef!

Kavala’nın tutuklanmasını “hukuka uygun” bulan AYM üyeleri, AİHM’nin bu kararından sonra ne düşünüyorlar acaba?

Zira AYM’nin anayasal görevi AİHM’nin hak ve hürriyetler çizgisini sürdürmektir.

Wikipedia’ya erişimin engellenmesini haklı bularak “karşı oy” yazan sayın üyeler, görüşlerini 32 paragraf halinde yazmışlar. Elbette yazabilirler ama 32 paragraf yazıp da bir tane olsun AİHM ve AYM kararını emsal göstermeleri beklenmez mi? Göstermemişler.

Bu vesile ile “hak eksenli hukuk” anlayışı konusunda iki akademik kitap tavsiye edeceğim: Biri AYM Başbakanı Prof. Zühtü Arslan’ın 2005 basımlı “Anayasa Teorisi” adlı kitabı, öbürü AYM üyesi Prof. Yusuf Şevki Hakyemez’in 2004 basımlı “Egemenlik Kavramı” adlı kitabı.

AYM KARARI NE DİYOR?

Mesele Wikipedia’da Türkiye’yi Suriye’deki ‘İslamcı’ terör örgütlerine yardım ediyor diye gösteren maddelerin yayınlamasıydı.

AYM kararında da belirtildiği gibi, Türkiye’nin itirazı üzerine Wikipedia editörleri tarafından bu maddelerde “kapsamlı değişiklikler yapılmış, maddeler daha tarafsız ve özenli bir üslupla yeniden kaleme alınmaya çalışılmış, güvenliği düşük ve doğrulanamayan içerikler ve bu içeriklerin alıntılandığı kaynaklar çıkarılmış”, böylece “Türkiye’nin radikal oluşumlara destek verdiği iddialarının önemli bir kısmı silinmiştir…”

Dahası, bu iddiaları yalanlayan ABD büyükelçisi John Rass’ın açıklaması ile CIA’nın Türkiye’den özür dilediği de maddeye eklenmişti. (Paragraf 91)

Maddeler tamamen Ankara’nın isteğine uygun hale gelmediği için erişim yasağı konulmuş, bermutat, Sulh Ceza hakimliği bunu onaylamıştı.

Evrensel hukuka göre “can ve mal güvenliği, milli güvenlik, kamu düzeni, suçun önlenmesi ve genel sağlık” gerekçesiyle ama “gecikmesinde sakınca bulunan hallerde” erişim engeli konulabilirdi.

Olayımızda “gecikmesinde sakınca bulunan” acil bir durum yoktu.

Bizim yargı erişim yasağını onaylamak için bu sebeplere bir gerekçe daha eklemişti: “Devletin itibarı!”

İyi de bu yasak “devletin itibarı”nı artırmış mıdır? Üstelik kendimize yasaklıyorduk, dünyada serbestçe okunuyordu!

21. YÜZYILDAYIZ

1935 yılı, 25 Aralık günü… Meclis’te Tunceli Kanunu görüşülüyor. Verilecek idam cezalarının mahalli komutan tarafından onaylanmasıyla infaz edileceği hükmü getiriliyor.

Muğla Milletvekili Hüsnü Kitapçı itiraz ediyor: Anayasa’ya göre Yargıtay’a gitmesi lazım; idamları onaylama yetkisi de sadece Meclis’e aittir, komutana verilemez.

İktidar adına Trabzon milletvekili Raif Karadeniz kürsüdedir; özetle:

“Anayasa’ya saygımız var ama burada devletin yüksek menfaatleri söz konusu!”

Ayrıntılarını benim “Atatürk’ün İhtilal Hukuku” kitabımda okuyabilirsiniz.

Böyle “devlet menfaati, devletin itibarı” gibi kavramlar hukuki değil, siyasidir. Hukuki nitelikli “milli güvenlik, kamu düzeni” gibi kavramlar bile evrensel hukukta içtihatlarla tanımlanarak ve “yakın tehlike” gibi kayıtlar konularak sınırlandırılmış, özgürlükler korunmuştur…

Kaydetmeden geçemeyeceğim, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AYM kararının uygulanmasının geciktiği söylediğinde “Anayasa Mahkemesi’nin kararını Sulh Ceza mahkemesinin bozma veya uyma kararı vermesi”nin beklendiğini söylemişti!

Hayır hayır, AYM kararları hakkında “bozma” asla söz konusu olamaz. Uymama bile söz konusu olamaz.

Yargı kararlarının bağlayıcılığını artık hepimiz içimize sindirelim.

Wikipedia’daki yalan yanlış bilgileri hükümetin düzelttirilmesi elbette isabetli olmuştur. Ancak yasaklamak “devletin itibarı”na zarar verdiği gibi hukuken de yanlışlığı nihayet ortaya çıktı!

AYM’yi kutluyorum.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (40)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.