Bu çağda bilim sorunu

Taha Akyol

AK Parti genel başkan vekili Numan Kurtulmuş, bir ilimizde partisinin il yönetim kurulu toplantısına katılmış, normal bir olay.

Fakat üniversitenin rektörü de parti il yönetim kurulu toplantısına katılmış!

Rektör atamalarında bilimsel liyakatten önce “bizden” ilkesi uygulanınca böyle şeyler oluyor.

Şerif Mardin’lerin, Mehmet Genç’lerin, Deniz Akarlı’ların, Ergun Özbudun’ların çalıştığı Şehir Üniversitesi’nin kapatılması…

Boğaziçi Üniversitesi’nin başına gelenler…

KHK ile kanun değiştirip “bizden” bir aylık profesörlerin rektör atanması…

Tek bilimsel makalesi bile olmadığı halde sırf siyasi iradenin tercihiyle göreve gelen, “İslami olarak Cumhurbaşkanına itaat farzdır” diyen rektörler…

Akademik liyakat yerine, siyasi sadakat!

Böyle siyaseti ve ideolojiyi bilimden üstün tutunca bilim büyük zarar görüyor.

BİLİMİN NERESİNDEYİZ?

Türkiye Bilimler Akademisi’nin Prof. Ufuk Akçiğit ve Dr. Elif Özcan-Tok imzalı “Türkiye Bilim Raporu” adlı araştırmada indekslere giren bilimsel yayın sayılarını görebilirsiniz. 2020’de yayınlanan rapordan aktarıyorum:

“1985 yılında Türkiye ve Güney Kore’de 1 milyon kişi başına düşen bilimsel yayın sayısı aynı seviyelerde bulunmaktadır. 2015 yılına gelindiğinde ise Güney Kore’de bu oran Türkiye’deki rakamın üç katından fazlasına ulaşmıştır!” (s. 23)

Kendimize yuh dememiz gerekmiyor mu?!

Güney Kore’de fert başına milli gelir, 35 bin dolar; bizde 12 bin dolardı, 8 bin dolara düştü!

Raporda, bilimsel yayın Performansımızın 2006’dan sonra “belirgin bir yavaşlama” dönemine girdiği de belirtiliyor. (s. 24)

“Eğer Türkiye bilimsel üretimde 1985-2000 yıllarında sergilediği artış eğilimini sürdürebilseydi 2015 yılında yüzde 30 daha fazla bilimsel çalışma yapmış olacaktık.” (s. 27)

207 ÜNİVERSİTE!

Raporda “bilimsel katkıyı artırmak için en önemli konu araştırmacı verimliliğinin artırılmasıdır” deniliyor. Bizde ise her ilde birkaç üniversite… Cumhurbaşkanı Erdoğan “Avrupa’da birinciyiz” diyor; bu açıdan haklı:

“Üniversite sayımız 76’dan 207’ye, öğrenci sayımız ise 1 milyon 600 binden 8 milyon 400 bine yükseldi. Bu öğrenci sayısıyla ülkemiz, Avrupa’da üniversiteye erişim konusunda ilk sıraya çıktı.” (4 Şubat 2021)

Bu rakamları Erdoğan’dan duyduğunda Merkel şaşırmıştı; nasıl iş bulacaksınız; bunların bir çoğunu endüstriye yönlendirmiş olmanız lazımdı, diye düşünmüş olmalı. Zira Almanya’da öyle yapıyorlar.

Her ile üniversite açılınca kalite ne hale gelir? Bir örneğini eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den dinleyelim:

“Bir tane profesör, 8 tane yeni akademi dünyasına katılmış meslektaşımızın olduğu bir yerde hukuk fakültesi tabelasının asılması, o tabelanın altından geçmek gerçekten bizim için üzücüdür…” (13 Şubat 2020)

Cumhurbaşkanı yine haklı olarak “kalifikasyon noktasında kendini ispat eden genç iş bulur” diyordu. Ama 207 üniversitemizin kaçının mezunları kendilerini “kalifikasyon noktasında” ispat edebilir?

Öbür yanda sanayi “kalifiye eleman bulamıyoruz” diye feryat ediyor.

SİYASET KARIŞMASIN

Üniversite binası yapmak başka, bilim ya da akademik öğretim başka…. Carl Sagan’ın dediği gibi “bilim bir bilgi bütünü olmaktan çok, bir düşünme biçimidir.” Sistematik deney ve gözlem metotlarıyla elde edilen bulguların matematikle yahut sistematik bir teori ile izahı… Yeniden sınanması ve dolayısıyla yanlışlanması mümkündür.

Merhum Hocamız Mümtaz Turhan, bizde bilimin “maverai bir eser sanıldığını” belirtir. Sübjektif kanaatlerin ve objektif verilere dayalı bilimin ayrı şeyler olduğunu anlatır. Gerçek ilmi zihniyete geçebilmek için “bu yanlış telakkilerin ayıklanması gerektiğini” yazar. (Bütün Eserleri, s. 75)

Değerler hayatımızda son derece önemlidir ama ayrı bir alandır.

Siyaset veya ideolojik baskı grupları kendi “kanaatleri” üniversitelere egemen kılmak ister; her devirde görülmüştür bu. Bugünkü iktidarın da yaptığı bu.

Bu tür müdahaleleri önlemek için asırlar içinde “üniversite özerkliği” kavramı gelişti.

1997’de ilk baskısı çıkan “Bilim ve Yanılgı” adlı kitabımda ben de rektör atamalarına YÖK’ün, siyasetin, Cumhurbaşkanı’nın karışmamasını, mütevelli heyet türü akademik kurulların rektör belirlemesini savunmuştum.

Geçen çeyrek asır bir kere daha gösterdi ki, siyaset elini üniversiteden çekmelidir.

Siyaset bilimin ancak hizmetkârı olabilir, âmiri değil.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (100)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.