Erdoğan faize ‘getiri’ dedi

Taha Akyol

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen grup konuşmasında “yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza ve dostlarımıza” yeni bir uygulamanın haberini verdi…

İktidar medyasında “Başkan Erdoğan’ın bugünkü müjdesi” diyerek takdim edilen yeni uygulama, yurt dışından Türk bankalarına döviz mevduatı yatıranlara “yüzde 4 getiri” verilmesidir. Buna kısaca “YUVAM hesabı” deniliyor:

“Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın, mavi kart sahiplerinin, bankalarımızda hesap açtırma şartlarına sahip yabancı ülke vatandaşlarının yararlanabileceği YUVAM hesabı döviz cinsinden yüzde 4 getiri garantisi veriyor.”

Madde bir: Bu “getiri” faiz değil mi?

Madde iki: Ekonomi ne kadar sıkışmış görüyor musunuz? 1970’lerin DÇM’lerine döndük!

‘NASS VAR NASS’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Nass var” sözünü hatırlarsınız. “Getiri” deyince mesele kalmıyorsa, baştan “getiri” denilseydi de bir “faiz sebeptir” sözü uğruna ekonomi on yıldır adım adım krize sürüklenmeseydi, değil mi?

İslam düşüncesinin önündeki sorundur: Kişiler arası ödünç işlemlerindeki “riba” ile, modern ekonomideki “finansman, sermaye birikimi, yatırım, para politikası araçları” bağlamındaki faiz aynı mıdır?

En önemlisi, faizleri aşağı çekmenin yolu, Merkez Bankası’na emir vermek midir?

Bütün tarihimizde “faiz”le en çok sözel mücadele veren bu iktidardır, rasyonel ekonomi yolu izlenmediği içindir ki, bütün tarihimizdeki en ‘faizci’ iktidar da bu iktidardır! 2022 bütçesine “244 milyar lira” faiz ödeneği koydu! 270 milyara çıkacağını söyleyenler var.

Yeni “YUVAM hesabı” da faize dayanıyor: Yurt dışından döviz getirip Türk bankalarına yatıranlara yüzde 4 faiz verilecek! Dolar veya Avro ya da Pound üzerinden yüzde 4 gibi akıl almaz bir faiz!

DÇM’LER GİBİ

Prof. Yalçın Karatepe Medyascope’ta anlattı. Almanya’da mevduat faiz oranları yüzde 1 bile değil, binde küsur… Orada bankaya 100.000 Avro yatırırsan alacağın faiz 50 Avro, bize getirip YUVAM’a yatırırsan alacağın faiz 4.000 Avro! “Seksen kat fazla!”

Sayın Karatepe ve bütün iktisatçılar YUVAM’ı 1970’lerdeki DÇM’lere (Dövize Çevrilebilir Mevduat) hesabına benzetiyorlar.

Benim yeni çıkan “Laf Dinlemedi, Merkez Bankası Nereden Nereye?” adlı kitabımda DÇM’ler hakkında geniş bilgi vardır. Kitap için yaptığım araştırmalarda gördüm ki, kurumların zayıf, siyasetin de oy öncelikli ekonomi politikaları izlemesi daima krizle sonuçlanıyor.

DÇM’lerin de sebebi, Almanya’daki Türk işçilerinin Mark hesaplarını Türk bankalarına çekmek ve döviz sağlamaktı; tıpkı YUVAM gibi.

Fakat DÇM’ler hazineye öyle ağır bir yük getirdi ki, Turgut Özal ancak 1989 yılında kapatabildi. Merhum Özal, DÇM’lerin yuttuğu kaynağı şöyle açıklıyordu:

“Aile başına 1 milyon TL para ödeyebilirdik. 9 bin ilave okul, 900 orta boy fabrika, 500 hastane ve 4 bin kilometre otoyol daha yapardık. 100 bin insan iş sahibi olabilirdi… İnşallah gençlerimiz bundan ders alır.” (17 Eylül 1989)

Ders alınmadı, tekerrür ediyor…

YAPISAL REFORM

AK Parti ilk on yılında, Kemal Derviş reformlarından devraldığı sağlam kurumsal yapı sayesinde ve buna AB politikalarını da ekleyerek ülkede sağlıklı bir büyüme sağladı.

Fakat son on yılda yetkileri kendi elinde toplayıp iktisadi düşünce alanında da “benim tezim” diyerek ‘heterodoks’ politikalara yöneldi, kurumları “bizden”leştirdi, yanlışlar büyüdü.

Reform ve rasyonel iktisat kavramları terk edildi, ideoloji ağır bastı ve…

Sadece TÜSİAD değil… TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu sekiz yıl önce uyarmıştı:

“Maalesef son altı yıldır yerinde sayıyoruz. Bunun sebebi reform yapmasını unuttuk. Birbirimizle uğraşmaya başladık… Hizmetler sektörünün payı yüzde 67, sanayi sektörünün payı ise yüzde 28. Sanayinin payını arttırmadan zenginleşemeyiz.” (26 Kasım 2014)

Zenginleştik; rant ve borçla… Ama sonucu kriz, küçülme, yoksullaşma oldu.

Bütün iktisat tarihi dopingli büyümeleri izleyen kriz dersleriyle doludur. Bunun içindir ki merkez bankaları bağımsızlaştırıldı, kurumlar güçlendirildi. En önemlisi modern iktisattaki yeni gelişmeler oldu.

Türkiye için tek yol yüksek katma değerli ihracat sağlayacak bir sanayi hamlesidir. Bunun da yolu Özal imzalı 24 Ocak Kararları gibi, Derviş imzalı 14 Nisan 2001 Kararları gibi esaslı bir yapısal reformdur.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (116)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.