Yeni müfredat

Turgay Polat

Milli Eğitim Bakanlığı önemli bir çalışma yürütüyor. Söz konusu çalışma, öğretim programlarını, yani eğitimin kalbi olan müfredatları yeniden yapılandırılıyor. Çalışmayı dün Milli Eğitim Bakanı kamuoyuna anlattı. Bakanı dinledim ve ifade ettiği konuları tarafsızca anlamaya çalıştım. Temel olarak Bakanın anlattığı kavramlardan Türk Milli Eğitimi’ni yönetenlerin büyük resmi gördüğünü, sorunun farkına vardıklarını anladım. Bu, çok büyük bir adımdır. Ama ana sorun devam ediyor; sorun, yeni dünyanın iş gücünü 1900’lü yılların eğitim modelleriyle yapamayacağımızdır. Buna karşın değişim gerekliliğini anlamış olmak büyük bir adım. Bu açıdan çalışmalara destek olmak şart. Ben de Sayın Bakanın çağrısına uyarak, müfredat geliştirme çalışmasına katkımı önce burada sunacağım. Sonra da Bakanlığa yazacağım.

Yeni müfredat çalışmasının ana ekseni, OECD’nin bundan 10 yıl önce açıkladığı “21.yy becerileri” temeline oturtulmuş. Kazanımlar anlatılınca aslında bu izleri çok net görüyorsunuz. Bilgi okuryazarlığı, iletişim teknolojileri okuryazarlığı, bilim okuryazarlığı, insan hakları ve demokratik duyarlılık becerisi, matematiksel düşünme yeteneği, öz farkındalık, sanat yeterlilikleri, yabancı dil okuryazarlığı gibi başlıklar bu anlamda bana umut verdi. Demek ki, MEB öğrencilerin kazanması gereken becerileri anlamış. Beni hayal kırıklığına uğratan en önemli kısım ise derslerin içerik ve çeşitliliği oldu. Ortaokul, lise ve ilköğretimin tamamına baktım ve sadece ortaokulda bir tane ders dijital dünyanın gençlerine hitap ediyor; o da “bilişim teknolojileri ve yazılım” dersi. Geçtiğimiz hafta size bu sayfalarda Endüstri 4.0 diye adlandırılan yeni ekonomiyi anlatmış ve bu ekonominin Türkiye’nin geleceği için en büyük fırsat olduğunu ifade etmiştim. Yani bizim eğitim sistemimizi Endüstri 4.0’a uyumlu hale getirmemiz gerekiyor ki bu yeni üretim devrimini ıskalamadan yakalayalım. Peki, yeni müfredatta bu var mı? Maalesef bunun izlerini göremedim.

***

Benim önerilerim şunlar; MEB’in öncelikle “okul felsefesini” tartışması ve onu yeniden tanımlaması gerekiyor ki yenilikler işe yarasın. Düşünün, bütün dünya değişiyor; ulaşım araçları, iletişim araçları, üretim araçları, yaşam ortamları her şey değişiyor. Peki, okul neden değişmiyor? Halen bir bina, belirlenmiş kitapta yazan müfredat, bunun sınırları çerçevesinde ders anlatan öğretmen ve buna hapsedilmeye çalışılan öğrenci. Sizce günümüzde eğitim okula sığar mı? Bilgi müfredata(kitaba) sığar mı, sığsa da ömrü ne kadar olur? Öğretmen bilgi kaynağı mı? Ve en önemlisi öğrenciler bununla eğitilebilir mi, eğitilse de yeni dünyanın yeni ekonomisi için uygun insan kaynağı olabilir mi? İşte bu soruları MEB kendine sormalı ve paradigma değiştirerek bu işe başlamalı.

Bakanın açıklamalarına geri dönelim. ‘Sınavlar devam ediyor’ dedi Bakan, yani TEOG, ÖSYS devam ediyorsa siz neyi değiştirirseniz değiştirin baştan yaptığınız yeniliği çöpe atmış olursunuz. İkincisi, halen “kitaba bağlı” bir “yenilikten” bahsediliyor ki yeni dünyanın becerileri o kitaba sığmıyor, bunu anlamamız lazım. En önemlisi biz hala aynı öğretmenlerin eğitimde dönüşüm yapacağını sanıyoruz ki en büyük yanlışımız da burada zaten. Bakanlığın bu çalışmasını bir şans olarak görmekle beraber şunu da anlamak zorundayız; “klasik okulu koruyarak, belirlenmiş kitapla sınırlı derslerden sonuç alacağımızı zannederek, değişmesi mümkün olmayan öğretmenle değişim yaratacağımıza inanıyoruz.” İşte bu büyük bir yanılgıdır.

***

Gelin eğitimde değişimi şu sırayla yapalım. Öncelikle bilgi temelli eğitimden beceri temelli eğitime geçmemiz şart. Sonra, okul her yerdir kabulüyle çocuğun bütün bilgi kazanımlarını önemseyecek bir “yeni okul” anlayışı edinelim. Endüstri 4.0’a uygun dersler, uygulamalar ekleyelim müfredata ve bu beceriler için profesyonel şirketlerden ve insanlardan destek alalım. Kitap yerine dijital dünyayı merkeze koyalım, değişimlere uyalım. Tabi en önemlisi hızlı öğrenen ve birlikte üreten yeni nesli kendi dünyamıza göre şekillendirmeye çalışmayalım. Üreten gençler için STEM odaklı okullar lazım. Bunun için kafamızı kaldırıp Singapur’a, ABD’ye, Finlandiya’ya bakalım. Zaman kaybetmeden çok köklü, cesur işler yapmamız lazım. En önemlisi Türkiye’nin geleceği için yeni nesli eski alışkanlıklarla değil, yeni dünyanın kurallarına göre yetiştirmemiz gerekiyor.

Bunun için herkese görev düşüyor; şirketler, profesyoneller, dünyayı bilen insanlar, düşünen ve bu ülkeyi sevenler 10 Şubat’a kadar MEB’e önerilerimizi yazalım. Çünkü Endüstri 4.0 treni kaçmadan bu trene atlamamız lazım. Hadi kolları sıvayalım, Bakanlığa destek olalım.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (17)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.