Yasa dışı ticaretle mücadele

Uğur Emek

Prof. Dr. Muhittin Acar hocayla birlikte Uluslararası Şeffaflık Derneği tarafından yürütülen bir proje kapsamında bir rapor hazırladık: “Türkiye’de yasa dışı ticaretle mücadele.”

Proje kapsamında Türkiye’de yasa dışı ticaretle mücadele konusunu 3 ana başlık altında analiz ettik. Yetmişin üzerinde politika önerisinde bulunduk.

Bu ana başlıklar, (i) Kapsamlı Politika ve Yasal Çerçeve ve Uygulama, (ii) Yasa Dışı Ticaret için İş Fırsatlarının Azaltılması ve (ii) Yasa Dışı Ürünlere Tüketici Talebinin Azaltılmasıdır.

Proje kapsamında tüketicilerin yasa dışı ticarete konu olan ürünleri kullanma nedenlerini anlamaya yönelik bir anket de gerçekleştirildi. Ayrıca 54 kişi ve kurumla da derinlemesine mülakat yapıldı.

Projenin bulgularının tanıtımı 10 Haziran Cuma günü İstanbul’da yapılacak. *

Değerli okur isterseniz bugün sizlere ön tanıtımı da ben yapayım.

Gelin başlayalım.

NEYE YASA DIŞI TİCARET DİYORUZ?

Yasa dışı ticaret geniş bir alanı kapsamaktadır. Türkiye’de sigara ve alkollü içkiler başta olmak üzere akaryakıtın, parfümlerin, kıyafetlerin, oyuncakların, filmlerin, saatlerin, araba parçalarının ve elektrikli aletlerin yasa dışı ticareti yapılmaktadır.

Yasa dışı ticaret suçların finansmanına altyapı sağlamaktadır. Suçlar terör, uyuşturucu ticareti, kayıt dışılık, kaçakçılık, yolsuzluk, sahtecilik ve taklitçilik gibi birçok unsuru içermektedir.

Yasa dışı ticaret organize işlerden oluşmaktadır. Bu haliyle sadece suç örgütleriyle mücadelede değil, gümrüklerde, serbest bölgelerde, mülkiyet haklarının korunmasında, vergilerde ve kayıt dışılıkla, kara paranın aklanmasıyla ve yolsuzlukla mücadelede rol oynayan kurallarda ve kurumlarda etkililiğin artırılması gerekmektedir.

Tabii ki başta e-ticaret platformları olmak üzere özel sektör ve sivil toplum kuruluşları da sorumluluk almalıdır.

Bu çerçeveden bakıldığında; gümrükten kaçak olarak geçirilen ürünlerin yasa dışı ticaretin önemli bir bileşeni olduğu görülmektedir. Bu tür bir kaçakçılık devletin gümrük vergilerinde kayba neden olmaktadır.

Bunun yanı sıra marka ürünlerin yurt içinde sahteleri yapılmaktadır. Bu taklit ürünler de ÖTV, KDV ve gelir vergisi kayıplarına yol açmaktadır.

Bir de yasal ürünlerin yasa dışı kullanılması söz konusudur.

Yasal bir ürün olan etil alkol evde içki yapımında kullanılmaktadır. Kaçak makaronlarla sarmalık tütünden sigara sarılmaktadır.

Bitkisel, hayvani ve madeni yağlardan oluşan katkılı akaryakıt (on numara yağ) mazot yerine kullanılmaktadır.

Bu ürünler sadece vergi kaybına neden olmamaktadır. Aynı zamanda insan sağlığına da zarar vermektedir.

Sahte alkol ve sigara doğrudan sağlığa zarar vermektedir.

Tabii ki içki ve sigaranın gerçekleri de insan sağlığına zararlıdır. Tabii ki içilmeleri tavsiye edilemez.

Ancak birinci grubun insan sağlığına zararları kat ve kat daha fazladır.

Mazotun yerine kullanılan on numara yağ otobüslerde yangınların çıkmasına ve onlarca insanın ölümüne neden olmaktadır.

VERGİLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dünya Tütünsüz Günü Gençlik” buluşmasında bir konuşma yaptı ve dedi ki “Sigaradaki vergilerin artırılmasının gençlerimizin bu illetten uzak tutması noktasındaki kaldırım taşlarını sahada gözlemleyebiliyorum. Devamlı artırıyoruz, bundan dolayı da çok rahatsızlar. Hem suluda artırıyoruz hem sigarada artırıyoruz. Fakat hayret aç, sefil geziyor ama onu almaktan geri durmuyor.”

Değerli okur basında Sayın Cumhurbaşkanının bu sözü “kendisi Türkiye’deki açlığı kabul etti” şeklinde aktarıldı.

Gelin biz her zamanki gibi farklı bir şey yapalım ve bu ifadenin diğer kısmına odaklanalım.

Vatandaş bu ürünleri hala satın almaya devam ediyor mu gerçekten?

Elimizde Tütün ve Alkol Daire Başkanlığına ve Kaçakçılık ve Organize Suçlar Başkanlığına (KOM) ilişkin kamuoyuna açık veriler var.

Şekil 1’de 2013-2019 yılları arasında Türkiye’de yasal rakı üretimine ilişkin bilgiler yer almaktadır. (Rakı üretiminin distile alkollü içecekler içerisindeki payı %70-75 arasındadır.)

2013 yılında 42 milyon litre olan yasal rakı üretimi 2019 yılında 23 milyon litreye düşmüş.

Sizler isterseniz bu gelişmeyi Türk halkı rakı içmeyi bırakıyor ve yüksek vergiler vatandaşı bu illetten kurtarmaya vesile oluyor diye yorumlayabilirsiniz. İsterseniz de vatandaş yasal rakı içmekten vazgeçiyor ve yasa dışı rakı tüketimine yöneliyor diyebilirsiniz.

Biliyorsunuz Merkez Bankası politika faizini değersizleştirdi. Bunun da bir sonucu olarak kurlar aldı başını gitti.

Politika faizini düşürsün diye atanan mevcut Merkez Başkanı göreve geldiğinde 7,5 TL olan dolar kuru iki kattan fazla artarak 16,4 TL seviyelerine geldi.

Değerli okur ortodoks iktisatçılar bu artışın felaket olduğunu söylüyorlar.

Peki, sanıyor musunuz ki bu kurun tepe taklak aşağıya gitmesi hiçbir işe yaramadı. Eskiden vatandaşlar Bulgaristan’dan, Gürcistan’dan ve Irak’tan kaçak ürün getiriyorlardı. Geldiğimiz noktada artan kurlar nedeniyle bu ülkelerde fiyatları uçan/kaçan ürünlerin kaçakçılığı bitti. Hatta bitmedi tersine döndü. Bu ülkelerden Türkiye’ye gelenler kendi paraları açısından ucuz olan Türk ürünlerini kendi ülkelerine götürüyorlar.

Evde içki üretimi işin masum yönü. KOM raporlarından sahte içki üretiminin organize örgütler tarafından büyük ölçekte yapıldığını öğreniyoruz. Kamyon kamyon üretilen yasa dışı alkollü içkiler sahil kentleri başta olmak üzere büyük şehirlerde sistemik biçimde satılıyor.

Sadece içki mi?

Ya sigara?

Son günlerde sigaranın da sahtesi üretiliyor.

Değerli okur “makaron” nedir bilir misiniz?

Hayır, hayır hemen aklınıza şu meşhur Fransız tatlısı gelmesin.

Konumuz itibariyle makaron tütün sarma makinasıdır.

Adıyaman, Malatya, Muş, Bitlis ve Hatay gibi tütün üreten şehirlerdeki üreticilerden aldığı tütünler Adıyaman’da kurulan pazarda yasa dışı olarak satılıyor. Sadece bu pazarda yıllık yaklaşık 20.000 ton yasa dışı tütün alışverişi yapıldığı tahmin ediliyor.

Yasa dışı sarmalık tütün ticareti artarken, içerisine kıyılmış tütün doldurularak sigara haline getirilmiş makaronların yasa dışı ticareti de artmaya başladı. Buna karşılık bandrollü makaron satışları da düşüyor (Şekil 2).

2017 yılında bandrollü makaron satışı 27,5 milyar adet iken, bu sayı 2019 yılında 3,6 milyara düştü.

E-ticaret platformlarında binlerce liralık makaronlar satılıyor. Bir platformda 29 bin 460 liraya makaron satıldığına şahit oldum. (Bu arada maalesef e-ticaret -platformlarının yasa dışı ticaret konusunda herhangi bir sorumluluğu da bulunmamaktadır.)

Değerli okur sizce bu pahalı makaronlar kişisel tüketim için mi, yoksa seri üretim için mi satın alınıyor. Cevabı siz verin lütfen.

VERGİLER GERÇEKTEN ARTIYOR MU?

Cumhurbaşkanı “vergilerin artırılmasının olumlu etkilerinin görüldüğünü” de söyledi.

Malum yakınlarda alkollü içeceklerde %25, sigarada ise %10 oranında ÖTV artışı getirildi. Aksine bir gelişme olmaz ise bu oranlar 2022 yılı sonuna kadar geçerli olacak. (Değerli okur anlaşılan içkinin günahı sigaradan daha fazla.)

Kanuna göre ÖTV ocak ve temmuz aylarında, TÜİK tarafından ilan edilen Yİ-ÜFE’de son altı ayda meydana gelen değişim oranında, bu değişimin ilanı gününden geçerli olmak üzere yeniden belirlenmektedir.

Bu defa artış mayıs ayında yapıldı. Nisan sonu itibariyle Yİ-ÜFE artış oranı %39,43 idi. Aylık artış ise %7,67’dir. Böyle giderse Yİ-ÜFE’deki 6 aylık artış en az %50 olacaktır.

Temmuz ayı beklenseydi içki ve sigarada ÖTV artışı en az %25 ve 40 daha fazla olacaktı.

ÖTV nisan sonu enflasyona göre artırılsaydı, içki ve sigarada vergi zammı %15 ve 30 daha fazla olacaktı.

GERÇEKLER

Son olarak içkinin ve sigaranın ÖTV oranları dramatik biçimde artırılmasına karşın, ÖTV gelirlerinin vergi gelirleri içerisindeki payı giderek düşmektedir. Çünkü artan vergi oranları yasal ürünlerin tüketimini düşürmekte, yasa dışı ürünlerinkini artırmaktadır.

ÖTV geliri/vergi gelirleri oranı 2019’de %9,7 iken, 2021’de 2 puan azaldı. Son yıllarda ilk defa %8’in altını gördü ve% 7,8’e düştü.

Çünkü yüksek vergi oranları yasal alkollü içecek ve sigara tüketimi düşürüyor ve yasa dışını artırıyor. Bu nedenle alkollü içkilerden ve sigaradan tahsil edilen ÖTV gelirleri reel olarak düşüyor.

Nitekim proje kapsamında yapılan “Tüketici Motivasyon Anketine” katılanların %90’ı yasa dışı ürünlerin daha ucuz oldukları için kullanıldıklarını söylüyor. %57’si de yasa dışı ürün kullanımının bir nedeninin de yüksek vergiler olduğunu belirtiyor.

Değerli okur yüksek vergiler ne gelirleri artırıyor ne de bağımlılığı azaltıyor. Sadece ama sadece yasa dışı ticareti ve hatta “pudra şekeri” tiryakiliğini teşvik ediyor.

İyi pazarlar.

*10 Haziran 2022-Saat 9.30

Dedeman İstanbul Oteli/Beşiktaş-İstanbul

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.