Asrın felaketinin gölgesinde futbol ve Trabzonspor

Veysel Taşkın

6 Şubat 2023 sabahı Türkiye, kelimenin tam anlamı ile bir dehşete uyanıyordu.

Saat 04.17 de Kızıldeniz’den Karadeniz’e ve Akdeniz’den Hazar Denizi’ne kadar olan akıl almaz genişlikte bir coğrafyayı sallayan, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi merkezli 7,7 şiddetindeki deprem, Türkiye’nin 10 şehrini yıkıp geçmişti. Özellikle Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya, Adana gibi nüfus yoğunluğu yüksek illerde yıkımın boyutu çok daha büyük olurken Diyarbakır, Adıyaman, Osmaniye, Kilis ve Şanlıurfa’da bu büyük yıkımdan nasibini alıyordu. Tam 65 saniye süren bu büyük deprem, bazı bilim insanlarına göre birbirini tetikleyen 3 depremin arka arkaya gerçekleşmesi sonucu bu boyuta ulaşmıştı.

Ancak “asrın felaketi” daha yeni başlamıştı. 6,6 ve 6,4 gibi tek başına gerçekleştiği takdirde bile kamuoyunu aylarca meşgul edebilecek büyüklükteki artçı depremler arka arkaya devam ederken, saatler 13.24 e geldiğinde bu kez ilk depremin hemen 30 km. yanı, yine Kahramanmaraş’ın Elbistan’ı 7,6 ile sarsılıyordu. Henüz ilk depremin şoku atlatılamamışken ve devam eden artçılara rağmen, dondurucu soğuğa dayanamayıp ilk depremde çıktıkları evlerine dönen insanlar, ilk büyük depremden sağ kurtulmanın sevincini yaşayamadan ikincisine yakalanıyordu.

10 şehir, bu kez neredeyse tamamen yıkılıyordu. Binlerce bina, on binlerce konut ve işyeri adeta toza, küle dönüşüyordu. Yıkımın boyutları korkunçtu. 13 milyon insan, etki alanı ve tahribatını tarif etmenin hayal gücünü dahi zorladığı bu asrın felaketine evlerinde ve iş yerlerinde yakalanmıştı. Depremler sadece Türkiye’yi değil Suriye’yi de yıkmıştı. Suriye ‘de de çok sayıda ölü, yaralı ve yıkım vardı.

Bazı bilim insanları yıkımın şiddetini 500 atom bombasına eşitliyor ve bazı bilim insanları da toplam yıkımın 11 şiddetinde bir depreme eşit olduğunu ve böyle bir depremin henüz yeryüzünde kaydedilmediğini söylüyordu.

Depremin yaptığı yıkımın coğrafi boyutu da depremin kendisi gibi korkunçtu. Osmaniye’den Diyarbakır’a yüzlerce kilometre uzunluğunda ve toplamda Almanya yüzölçümü kadar bir alan yerle bir olmuştu.

Bütün veriler yani alanın büyüklüğü, depremin şiddeti, yıktığı yerleşim merkezi ve bina sayısı, vefat eden on binler, yüz binden fazla yaralı vs. tek bir cümle ile ifade edilebilirdi; “ASRIN FELAKETİ”!!!

***

Felaket, sadece 10 şehir ve 13 milyon insanı direk vurmamıştı. Diğer 71 şehir de yani bütün Türkiye tam bir şok yaşıyordu. Soğukkanlı olmak neredeyse imkansızdı. Çünkü felaket an be an her saniye yaşanmaya devam ediyordu.

Enkazları, kurtarma çalışmalarını, yaralıları, yetim çocukları, enkaz başında umutsuzca bekleyenleri, günler sonra gerçekleşen mucize kurtuluşları evde ve işyerinde izleyen insanlar göz yaşlarını tutamıyor, hemen herkes ister istemez bir empati fanusunun içinde yaşıyordu.

Zaten toplumumuzun Van, İzmir, Elâzığ, Düzce gibi depremler bir yana, 99 Gölcük ve yine 99 Düzce depremlerinden kalma kahredici bir hafızası mevcut. Bu akıllara durgunluk veren asrın felaketini bir de o hafızanın gölgesinde yaşamaktayız ülkece…

6 şubattan beri su içmek dahi zorlaştı, çayların tadı yok, sofralarda yemekler lezzetsiz, uykular bozuk…

Çocuklar oyun oynarken çok daha sessizler.

Ve onlar da her şeyin farkındalar….

***

Biz de belki siyah-beyaz bir fotoğraf karesi gibi donmuştu ama Avrupa’da hayat devam ediyordu.

Ve bütün bu ahval ve şeraitte UEFA Trabzonspor kulübüne Konfederasyon Kupası maçını oynama zorunluluğu getirdi.

Mecbur oynanacaktı.

Oynandı da.

Tabi böyle bir maç, ola ola asrın felaketinin maçı oldu. Eşi benzeri görülmemiş bir dayanışma oluştu kulüpler ve taraftarlar arasında. Akyazı’ da ancak rüyalarda görülebilecek sarı-lacivertli Fenerbahçe bayrakları, Galatasaray, Beşiktaş ve daha birçok kulübün bayrakları ile birlikte bordo-mavili bayraklarla yan yana dalgalandı.

Ve tabi en çok ay-yıldızlı bayrak vardı.

Maç asrın felaketine denk gelmişti ve bu maç artık sadece Trabzonspor’un değil bütün Türkiye’nin maçıydı.

Maçtan hemen önce, Trabzon’dan deprem bölgesine yardıma giden gençlerin döner dönmez 2 günde hazırladıkları koreografi bir kez daha gözleri yaş dolduruyor, boğazları düğüm ediyordu.

Kurtarma çalışmalarına ve kurtarma çalışmalarında can veren İspanyolların kahraman kurtarma köpeği Proteo’ya yapılan evrensel vurgu dünya basınında da oldukça yankı buldu.

Emeği geçenlere tek tek ve candan teşekkürler…

Ve maçtan en unutulmayacak anlar ise asrın felaketinden yıkım gören şehirlerin plaka numaralarına denk gelen dakikalarda yaşandı.

Birinci dakikada Adana’nın plaka numarası olan 01’e vurgu ile “Adana” tezahüratına diğer tribünler “Burada!” diye bağırarak cevap verdi.

10 şehrin her birinin plakası, maç dakikasına denk geldikçe aynı tezahürat yapıldı;

-01 Adana: Burada!..

-02 Adıyaman: Burada!

-44 Malatya: Burada!

***

***

***

Her “burada” tezahüratında burunlar sızladı, yürekler bir kez daha dağlandı…

Elbet bugünler de geçecek. Üstesinden toplum olarak geleceğiz

Göz yaşartıcı bir birliktelik gözleniyor zaten toplumda.

Yaraları sarmak için hükümeti, askeriyesi, belediyesi, STK’ları, gönüllü kuruluşlar, sıradan vatandaşlar vs. el ele vermiş bir şekilde çabalamakta.

Maçın sonucu ne mi oldu?

Bu kez hiç önemli değildi….

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.