Kızılay Holding

Yusuf Ziya Cömert

Ak Parti iktidarının ilk yıllarıydı, hatta belki ilk yılı.

Bir anketçinin benimle görüşmek istediğini söylediler.

Anketler sıkıcıdır cevap veren için. Soruları ve istedikleri cevaplar standarttır. Nüansların irapta mahalli yoktur. Evet, hayır, siyah, beyaz.

Buna rağmen geri çevirmem anketçileri.

Anketi yapacak olan muhtemelen bir öğrencidir, yaptığı anket sayısına göre para alır. Sebeplensin bir öğrenci.

Anketin konusu Kızılay’mış.

Kızılay’ın çalışmalarını beğeniyor muymuşum, Kızılay şurada başarılı mıymış? Gibi sorular.

O sıralar 17 Ağustos depreminin hatıraları çok taze.

Kızılay da şimdikiler gibi hazırlıksız yakalandı, kötü bir sınav verdi.

Bu yüzde ankete verdiğim cevapların çoğu menfiydi.

Son olarak Kızılay’ın bir kamu kuruluşu mu yoksa özel bir kuruluş mu olmasını tercih ettiğimi sordu delikanlı.

“İster özel olsun ister kamu” dedim, “İş yapsın.”

Anket bitince bana lüks bir firmanın markasını taşıyan bir kutu çikolata takdim etti.

“Bak” dedim, “Bu çikolata deminden beri verdiğim ters cevapları haklı çıkarıyor. İnsanlar, yoksula, afetzedeye yardım etsin diye Kızılay’a bağış yapıyor. Kızılay bana çikolata versin diye değil.”

Benzer bir sorun diğer sivil yardım kuruluşları için de geçerli.

Esnaf, yardım kuruluşuna mesela Açe’deki afetzedeler ya da Filistin’deki mazlumlar için bağış yapıyor, diyelim on bin liralık bir çek veriyor. Verdiği çek bir reklam ajansı üzerinden geri dönüyor.

Verdiğiniz çek Filistin’e değil reklamcıya gitmiş siz olsanız canınız sıkılmaz mı?

Kızılay dediğim tarihten sonra düzeldi. Büyük felaketlerde, Pakistan’da, Endonezya’da, Afrika’da başarılı işler yaptı.

(Bu başarıda 2005-2011 yılları arasında başkanlık yapan Tekin Küçükali’nin katkısı olduğunu düşünürüm. Böyle düşündüğüm için Küçükali başkanlıktan alındığında haberi Yeni Şafak’ta sürmanşetten “Kızılay’ı adam etti gidiyor” başlığıyla vermiştim.)

Fakat Kızılay sonradan geri itildi.

Adını bir ara para transferi dedikodularında işittik. Sanki başka bir misyon yüklendi Kızılay’a.

Hükümet afetlere müdahale konusunda Afad’ı öne çıkarmak istedi.

Çıkarsın, zararı yok, vazife görülsün de…

Görüldü mü vazife?

Depremin ilk birkaç gününde yeterince görülemediğini Cumhurbaşkanı Erdoğan da itiraf etti.

Derken, deprem felaketinin üçüncü gününde Kızılay’ın Ahbap’a 2 bin 50 çadır sattığından haberdar olduk.

Ahbap acil çadır ihtiyacı olduğunu tespit etmiş. Çadırları nereden temin edebileceğini araştırmış. Bakmış, Kızılay’da satılık çadır var. Parayı vermiş, çadırları almış, Afad’la koordinasyon halinde çadırları ihtiyaç olan yerlere sevk etmiş.

Normal mi?

Kızılay başkanı Kerem Kınık yaptıkları çadır alışverişinin ahlaki olduğunu söyledi.

Kızılay Kızılay olmasaydı da çadır branda imalat ve satış anonim şirketi olsaydı belki ahlaki olurdu.

Belki diyorum, çünkü o saatlerde elinde 2 bin çadır olan hiçbir vicdanlı insan o çadırları hemen ihtiyaç mahalline sevk etmekten kendini alamaz.

Afet bölgesinde acil bir ihtiyaç olduğu halde depremden üç gün sonra, millet aç ve açıktayken Kızılay’ın depolarında 2 bin küsur çadırın ne işi var?

Ahbap’tan önce o çadırların afet mahalline sevk edilmiş olması gerekmez miydi?

Kızılay, Ahbap’tan acil bir ihtiyaç olduğunu öğrendiğinde, “Neresi, hemen gönderelim, bu bizim de görevimiz” demeli değil miydi?

O, bizim bildiğimiz Kızılay’dı.

Sonradan Kızılay’ın Ahbap’a konserve de sattığı anlaşıldı.

İşin içinde ticaret var, para var.

Bizim yeni sosyete paranın kokusunu aldığı zaman kendini zapt edemiyor.

Kızılay’ın bizim bildiğimiz Kızılay olmaktan nasıl çıktığını Tekin Küçükali anlatıyor.

“Kızılay’da birimlerin tamamı anonim şirket oldu. Bunlardan biri de Çadır A.Ş. 11 anonim şirket var. Hepsinin toplandığı Kızılay Holding var. Kızılay’ın alanda çadır kurma yetkisi de alınmış. Sadece çadır üretiyor ve satıyor.”

“Benim zamanımda 11 tane yönetici, 1 tane genel müdür, 3 tane de genel müdür yardımcısı vardı. Şimdi 82 yönetici var. Her biri 3 asgari ücret maaş alıyor. Geçen sene Kızılay’ın bütçesinden yöneticilere giden para 25 milyon TL.”

Böyle kabiliyetli bir holdingi niye Varlık Fonu’na dahil etmemişler acaba?

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (59)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.