Neden duramıyorlar?

Yusuf Ziya Cömert

Bir defa yaptın. Mesela bir ihaleden komisyon aldın. Cebine koydun. Evine götürdün. Önce biraz korktun ama, kork, kork nereye kadar? Yedirdin içirdin çocuklarına.

Veya bir arazinin imarını değiştirdin, emsalini yükselttin o arazide inşa edilen binalardan birini sana verdiler. Şimdi koca bir apartımanın var!

İyiymiş. Kimse de nasıl aldın nereden buldun demiyor.

Sonra bir defa daha yaptın.

Sonra bunu vazifenin bir parçası haline getirdin. Hiçbir fırsatı tepmedin.

Veya bir iş adamının yanına bir ortak tayin ettin. Hiç sermaye koymayacak, hiç iş yapmayacak bir ortak. İş aleminde ‘hakediş’ tabir edilen fakat aslında hak edilmemiş olan meblağı o ortak üzerinden tarafına geçirdin.

Sonra bir daha, bir daha, bir daha.

Bu haller hayatının bir parçası haline geldi.

Nasıl oluyor bu?

İlk yaptığında içinde “Acaba yanlış mı yapıyorum” diye bir tereddüt vardı.

Tereddüdün yanı sıra bir acemilik.

Sonra dava ile vatanla, milletle, sakaryayla, hayır ve hasenatla öyle bir harmanladın vicdanını ayı terbiye eder gibi öyle bir terbiye ettin ki alışmak ne kelime ulvileştirdin.

Ayı oynatıcıların “Yeni gelin hamamda nasıl utanır?” suali kadar bile ilgin kalmadı utanma hissiyle.

Aştın tereddüdü de acemiliği de.

“Bu memleket bizim” belki de bu anlama geliyordu. Bize helal. Bütün bu işler bizim sayemizde oluyor.

Biz lütfediyoruz. Biz hepsinin velinimetiyiz.

Bir taraftan da onlar için yapıyoruz. Akrabalarımız, hemşerilerimiz, memleketlilerimiz, dostlarımız için… Hepsini değilse bile bir kısmını din için, istikbal için.

Sınırı var mı bunun?

Yani, artık dünyalığımı kazandım maişet derdim bitti, oraya buraya koyduğum paralar, edindiğim menkuller, gayrı menkuller, girdiğim ortaklıklar, yaptığım yatırımlar sülaleme yeter, benim sülalem gibi bir sülale daha olsa ona da yeter.

Çıkayım şu sintinenin içinden. Elimi yıkayayım, yüzümü yıkayayım. Temiz yürüyeyim insanların içinde. Diyebilir mi insan?

Tepeden tırnağa, ayak parmaklarından saç diplerine bir iğne ucu kadar temiz yer kalmayıncaya kadar o pisliğin içinde fena fi’l cüruf olduktan sonra?

Büyük külfet! O cüruf temizlenmez köşedeki bucaktaki hak sahiplerini bulup haklarını iade edip helalleşmedikçe. Kim uğraşacak onunla?

Ama dur bir yerde. Duramaz mısın?

Teorik olarak mümkün.

Hayatta karşılığı vardır belki. Bir yerde durup hem kendini unutturmak hem kendi ettiklerini unutabilmek için ‘kûşe-i uzlet’e çekilen olmuştur.

Kimdir, nerededir? Bilemeyiz. Kaybolan unutulur gider, canı yananlar belki beddua ile yaşatırlar onu, geri kalanı anmaz bile.

Yaygın olan, durmamak.

Duramıyorsun.

Hepsi benim olsun, hepsi benim. Kendini durduramıyorsun.

Gelenekte vardır. Her kötülük kalbe kara bir leke düşürür. Pişman olursan, vaz geçersen kalbin yeniden aydınlanır. Vaz geçmezsen her günahta bir leke, her günahta bir leke. Sonunda kalbini bir kılıf gibi sarar o kara leke.

Ben ‘kara leke’yi ararken Gökhan Özcan’ın ilgili Hadis-i Şerif’le başlayan bir yazısına rastladım. 8 Yıl önce Yeni Şafak’ta yazmış.

Orada Gökhan’ın cümlelerini okuyunca ‘tamam’ dedim, zihnimde dolaşıp duranlarla akraba bu cümleler.

“Her kötülük bir üst kötülüğün zeminini hazırlar. Çıkılan her yeni kötülük basamağı bir öncekini de görünmez kılar.”

Gökhan Özcan iyi öykücü. Görmüş inceliği. Belki başka bir bağlamı anlatıyor, ama benim altını çizmeye çalıştığım meseleyi de karşılıyor.

“Kötülüğün oyuncağı haline gelenler yola nereden çıktıklarını hiç hatırlamazlar.”

Gerçekten de hatırlamıyorlar.

“Kötülük büyüyen, genişleyen, sirayet eden, kendini kendiyle meşrulaştırarak çoğaltan bir şeydir. Bu zindana loştan karanlığa doğru aşama aşama geçilen kapılar açılarak inilir.”

Öyle olmalı. Çünkü durmak bilmiyor. Karanlık gitgide derinleşiyor.

Bir şeyi daha hatırlamalıyız, sırası geldi. Neden duramadığımızı daha iyi anlamak için:

“İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister. Onu toprak doyurur.”

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (39)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.