Zehirli tohumlar

Yusuf Ziya Cömert

Filistin’i aşağı yukarı 60 yıldır seyrediyoruz.

Evveli de var; mesela 1948’deki Deyr Yasin, bir köy katliamı. 254 Filistinli köylü canavarca katledildi.

İsrailli teröristler, kadınları kulaklarını kesip küpelerini aldıktan sonra öldürüyorlarmış.

Bu katliamla atıldı İsrail’in temeli.

İsrail, 1980’de yeniden kurdu Deyr Yasin köyünü.

Sokaklara katliamı yapan teröristlerin isimlerini verdi.

İhanetleri de unutmamak lazım.

Siyonistlere arazi satmalar. Para iyiydi. Ticaret işte. Kazan kazan!

Alan memnun, satan Kral Abdullah memnun.

67 Savaşı. 67 sınırları. Kara Eylül. Sabra Şatilla, Beyrut.

Kudüs’te, El-Halil’de, Nablus’ta, Ramallah’ta her an, her vesileyle insan onurunun ayaklar altına alınışı.

Gazze’ye ikide bir ölüm çiçekleri gibi yağan bombalar.

Tankla kafası ezilen, taşla kolu kırılan çocuklar.

Evleri yıkılan aileler.

Öldürülen parmak kadar küçük bebekler.

Bunlar seyrettiklerimiz.

“Hayır seyretmiyoruz. Karşıyız. İsrail’in yaptıklarına kızıyoruz. Kınıyoruz. Sloganlar atıyoruz. Hayber Hayber Ya Yehud, Ceyş-i Muhammed sevfe ye’ud... (Bu sloganda bir miktar antisemitizm var. Aklıma geldi, misal olarak verdim.) Marşlar söylüyoruz, şiirler okuyoruz...

Kafamız bozuluyor. Üzülüyoruz. Razı değiliz, ila ahir...”

Bunların hepsi seyretmenin şekilleridir.

Arada umut verici, ‘seyretme’ hududunu aşan çıkışlar olmuyor mu?

Oluyor.

Daha doğrusu oluyordu.

Kral Faysal’ın petrolü bir direniş vasıtası olarak kullanma teşebbüsü böyle bir çıkıştı.

Sonra silindi gitti.

Petrol, zamanla gönüllü sömürülme, emperyalist kuvvete petrol rengi dolarlarla sadakat gösterme vasıtasına dönüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “One minute” çıkışı da yüreklere su serpen bir çıkıştı.

Mursi’nin Mısır’ı kısa süreliğine haritadaki yerine yerleştirmesi de...

‘Yıldızın parladığı anlar’ olarak hafızalara kazındı.

Fakat tarihin akışında... Tarihin üstümüze üstümüze gelişinde bir değişiklik olmadı.

ABD Başkanı Trump’ın Netenyahu ile birlikte bir bayram havasında ilan ettikleri, Kudüs’ü İsrail’e veren, Filistin’i bir mahalleye sıkıştıran sözüm ona ‘Barış Planı’ 60 senedir seyrettiğimiz insanlık trajedisinin son semeresidir.

Birkaç petrol zengini rejimin plana verdiği destek, hem Faysal’dan sonra ne hale geldiğimizin resmi, hem de eski ihanetlerin uzantısıdır.

ABD dahil hiçbir güç İsrail’i sınırlamayı, durdurmayı, makul, Filistinliler açısından da onurlu sayılabilecek, içinde biraz adalet kırıntısı olan bir barışa zorlamayı düşünmedi, planlamadı.

Böyle yapılsaydı belki daha medeni bir çizgiye gelebilirdik.

Ama kimse kendisine yönelmeyen, ‘öteki’ni hedef alan kötülükleri umursamıyor.

60 yıl kadınların, çocukların öldürülmesini, insanların topraklarından, evlerinden ocaklarından zulmen sürülmesini, haksızlık içinde haksızlıkları, zulüm içinde zulümleri seyretmenin insanlığa maliyeti ne olabilir?

Bir ömür bu hallere tanık olmak insanı ne hale getirir?

Ruhunuzu çökertmez mi?

Kafanızı, kalbinizi, insaniyetinizi tahrip etmez mi?

Burada sadece Müslümanlardan söz etmiyorum. Bütün insanlık için geçerli dediklerim. Vicdanı olan her beşer için.

Ömür boyunca bütün bu olanları sineye çekmek insan türünün karakterini bozmaz mı?

Bozar bence.

Zamanla bu bozuk halimize alışırız ve bozukluk, dejenerasyon bizim normalimiz olur.

Sadece biz mi bozuluruz?

Faillere bir şey olmaz mı?

Elbette olur.

Gitgide yaptıklarına alışırlar, gasp etmek, yakmak, yıkmak, öldürmek sıradanlaşır.

Arsızlaşırlar.

Böyle hastalıklı bir psikoloji, eğer kendini ıslah etmenin bir yolunu bulmazsa, dünyayı nasıl bir istikbale götürür?

Trump, Netanyahu veya başkaları... İnsanlığın geleceği için zehirli tohumlar ekmeye devam ediyorlar.

Yarın, o tohumlardan hasıl olan ekini biçecekler.

Şu son cümlemi bir slogan olarak almayın. Hele hamaset olarak hiç.

Takatim ölçüsünde hayatı okuyarak, hissederek, yaşayarak yapılmış bir çıkarsama olarak kabul edin:

Sonuç hiç kimse için iyi olmayacak.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (12)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.