Dijital detoks

Ziyahan Albeniz

Britney Spears'ın listeleri zorladığı 2000'li yıllarda insanoğlunun ölçülen dikkat aralığı 12 saniye idi. Alay ettiğimiz balıkların ise 9 saniye. Kendimizle gurur duymakta haklıydık!

Akıllı telefonlar sayesinde 2016 verilerine göre dikkat aralığımız bu rakamın da altına düştü. 9 saniye olan balıkların dikkat aralığını, 8 saniye ile insan türü takip ediyor.

Araştırma Kanada'da 2 bin denek üzerinde yapılmış. Ben onların yalancısıyım.[1]

Akıllı telefonlar demişken 2018 yılında 2.53 milyar olan kullanıcısı sayısının, gelecek yıl 2.71; 2020'de ise 2.87 milyar olması bekleniyor. [2]

Üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizde nüfusun yüzde 67'si internet kullanıcısı.

TÜİK haberleşme istatistiklerine göre ülkemizde 2017 itibariyle 60 milyon internet kullanıcısı var.

Cânım ülkemiz mobil internet kullanımı sıralamasında ise 16. sırada. İstatistikler günde ortalama 204 dakikanın mobil internet kullanımına harcandığını gösteriyor. Durun ben söyleyeyim, bu rakam 3.4 saate tekabül ediyor.

Bir insanın günde 8 saatini uyku ile geçirdiğini düşünürsek, geri kalan 16 saatin neredeyse 4'te biri mobil cihazlarla, internete bağlı bir şekilde geçiyor.

Sizin için sakıncası yoksa bir günü 24 saat olarak hesapladım.

Bizdeki istatistikler nedir bilmiyorum ama ABD'de ortalama bir kullanıcı günde 2 bin 617 kez ekrana dokunuyor, esaslı bir kullanıcı için bu rakam 5 bin 427.

Rakamlar havada uçuşuyor.

İnsanoğlu önce problem yaratıp, sonra da onu çözmekte mahirdir.

İşte bu sebepten ötürü yarattığımız bu Frankeştayn ile mücadele için 2017'nin son çeyreğinden bu yana Dijital Detoks kavramını konuşuyoruz.

2018'de trend haline gelen bu akım ülkemizde de zaman zaman gündeme geliyor.

Başlangıçta yürürken, otobüsteyken e-postalarımızı cevaplayabileceğimiz, işimizi her yerden yapabileceğimiz müjdeleri ile pazarlanan cihazlar, teknolojiler; iş günlerine geri dönelim, işi işte bırakalım, haydi fişleri çekiyoruz mottoları ile şimdi tu-kaka ediliyor.

Haklı tarafları var tabii ki. Oraya da geleceğim.

Örneğin Kaliforniya'da yetişkinler için "Disconnect to Reconnect" (Yeniden bağlanmak için bağlantıyı kopar) sloganı ile düzenlenen üç günlük kampa cep telefonu, tablet, laptop alınmıyor. Bu kampta iş konuşmak, birbirine gerçek adını sormak da yok. Yetişkinler kamp süresince yoga, meditasyon, dans ve sportif aktititelerle teknoloji bağımlılığının iflahını kesiyorlar. Kamp kendilerini Digital Detox olarak tanımlayan bir grup tarafından düzenleniyor. Kavram da buradan neşet ediyor zaten.

Bizde hâlâ yapılmadı ise eli kulağındadır.

Tevekkeli değil, Apple firması iOS işletim sisteminin 12. versiyonunda Screen Time adında ücretsiz bir uygulama sundu. Uygulama sayesinde hangi uygulamayı ne kadar kullandığınızı görebiliyor, zaman ve saat limitleri koyabiliyorsunuz. Ebeveynler olarak aynı limitleri çocuklarınız için koymanız, kullanım profilleri oluşturmanız mümkün.

Dijital Detoks'u telefon kullanım alışkanlıklarınızı ölçüp, limitlendirebileceğiniz Screen Time benzeri uygulamalarla yapabilirsiniz.

Bana sorarsanız uygulamaların monoton alarm seslerindense Almanya'daki çocukların ebeyevynlerini telefon kullanımından uzaklaştırmak için yükselttikleri talebe kulak vermek daha evla:

"Telefona değil bana bak!"

Üstelik yüreğinize dokunacak bu sesi, tek tuşla susturmak da mümkün değil.


[1] https://www.telegraph.co.uk/science/2016/03/12/humans-have-shorter-attention-span-than-goldfish-thanks-to-smart/
[2] https://www.statista.com/statistics/330695/number-of-smartphone-users-worldwide/
[3] https://index.qz.com/1100509/you-probably-touch-tap-and-swipe-your-phone-2617-times-per-day/

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.