Saklayacak bir şeyim yok

Ziyahan Albeniz

Çok değil bir on yıl öncesine kadar bilgisayarımızdaki dataların sahibi gerçek anlamıyla bizdik. Verilerimizin kontrolü de bizdeydi. Eğer bilgisayar ya da işletim sisteminde bir arka kapı yoksa, kolay kolay başkalarının eline geçmesi de mümkün olmazdı.

Fakat bugün geldiğimiz noktada onlarca sensör barındıran akıllı cihazlar tarafından kuşatıldık. Bu cihazlar hayatımızı kolaylaştırmak vaadiyle durmaksızın veri topluyor. Kimse bu işi babasının hayrına yapmıyor tabii ki! Yüzyılımızın altını veriyi bir yerlerde saklayıp durmaksızın kazıyarak, yani bu veriden çeşitli sorgularla yepyeni anlamlı sonuçlar çıkararak hayatımızı dizayn ediyorlar.

Biz de yılın yorgunluğunu atacak bir tatili eşimizle konuştuktan sonra gördüğümüz o ucuz uçak bileti reklamını kalbimizin temizliğine yahut Allah'ın sevgili kulu olmamıza yoruyoruz.

Biz bu fırsat reklamlarını yukarıdaki nedenlere bağlarken, birbirine bağlı olan akıllı cihazlarımız bizleri yepyeni sürprizlere hazırlıyorlar.

Peki bu bilgileri nereden elde ediyorlar?

Finans sektöründen edinilen veriler tüm gündelik alışkanlıklarımızın detaylarını barındırıyor. Ekstrenizdeki taksitli ürünlerin yoğunluğu ortalama bir bütçeye sahip olduğunuzu, yakıt istasyonundan yaptığınız bir harcama araç sahibi olduğunuza delalet etmiyor mu?

Birkaç hafta önce Google'ın Mastercard ekstrelerini satın almasını konu ettiğimiz köşe yazımız bir tık uzağınızda.[1]

Kullandığmız sosyal ağ siteleri beğenilerimizi, arzularımızı, arkadaşlarımızı, ilişki durumumuzu ele veriyor. Meraklıları hatırlayacaktır, bu yılın başında internet devi Facebook'da patlak veren Cambridge Analytica skandalı bir anket uygulaması ile nasıl hem sizin hem de arkadaşlarınızın profillerini gezerek verilerin toplandığını ortaya koymuştu. Bu curcunada ortaya çıkan en önemli bilgi yaklaşık 63 beğeniden hareketle politik tercihinizin saptanabiliyor oluşu. Sadece bu değil, beğenilerden hareketle cinsiyetiniz, inanmayacaksınız ama ebeveynlerinizin ayrı olup olmadığı dahi tahmin edilebiliyor.

Akıllı araçlar! Cep telefonlarımızı araçlarımıza bağlayıp araç hoparlöründen konuşmak güvenli sürüş için çok önemli. Hatta arabamızın muhteşem ses sistemini kullanıp sevdiğimiz müzikleri dinleyerek Spotify'e ödediğimiz her kuruşun hakkını almak da. Telefonunuz ile senkronize olan aracın sürüş alışkanlıklarınızı, mesela ortalama hangi hızlarda trafikte seyrettiğinizi, ani manevralar yapıp yapmadığınız bilgisini bir merkeze iletip, sigorta poliçenizde risk katsayınızı yükseltmesine şaşıracak mısınız? Bence hazır olun! Aynı keleği bedava olduğu için kullandığınız navigasyon uygulamalarından beklemenin hiçbir sakıncası yok.

Kolunuzdaki akıllı saatler, giyilebilir teknolojiler kalp ritminizden tutun da günlük aktivitelerinize, yaktığınız kalorilere kadar neler bilmiyorlar ki! Özel sağlık sigortanızda önceki yıla nazaran bir artış görürseniz bunu sadece enflasyondaki artışa değil, temponuzdaki düşüşe ve belki de gündelik yaşantınızdaki alışkanlıklara yormalısınız.

Artık her mekanın standardı olan kablosuz ağlar! Eğer web uygulamalarına erişirken güvenli bağlantı kullanmıyorsanız, hatta güvenli bağlantı vadeden siteler doğru bir yapılandırmaya sahip değillerse "güvenliğe" rağmen tüm internet gezinimizin kaydına, hiç değilse meta bilgilerine yani hangi sitelere girdiğinize dair bilgilere sahip olabilecekler.

Genellikle bireyler gizli saklı bir şey yapmadıklarını düşünerek verilerini muhafaza etmek konusunda esnek ya da haydi daha açık söyleyeyim gevşek davranabiliyor. Oysa bu sizin yaşamınızda önünüze konulacak seçenekleri belirleyecek esas faktör olacak.

Arama motorlarında gördüğünüz arama sonuçlarının dahi meşrebinize uygun olarak sunulduğu dünyamızda etrafımızdaki halka giderek daralıyor. Biz hakkımızda daha fazla bilgi verdikçe, daha fazla bize özel hizmet sunma yarışındaki firmalar dünyamızı daha da küçültüyor, yeni fikirlere erişmemizi engelliyorlar. Daha önce yine Karar gazetesi görüşler sayfasında bu konuya dair yazdığım yazı ilgililerin teveccühünü bekliyor.[2] Bir spoiler vereyim, bir katolik ile bir liberal Google'da kürtaj kelimesini arattığında katolik kürtaj yasağına dair sonuçlar görürken, liberal daha farklı arama sonuçları ile karşılaşıyor.

Yakın gelecekte siyasi partiler daha fazla veri uzmanlarıyla mesai yapıp en uygun adayı önümüze koyacaklar. Daha da kötüsü, belki de kötü bir aday iyi bir veri uzmanı ekibiyle tercihlerimizi kendi lehine manipüle edecek. Adam sende! Şunun şurasında kıyamete ne kaldı değil mi?

Şimdilerde işe alımlarda ya da işten çıkarmalarda işgüzarlar tarafından yapılan sosyal medya hesap incelemeleri, yavaş yavaş yapay zeka algoritmalarına devredilip, paylaştığımız her mesajdan, beğendiğimiz her paylaşımdan hareketle hakkımızda bir risk değerlendirmesi yapılıp muktedirler kendileri için "özde" bir vatandaş olup olmadığımıza karar verebilecekler.

Azınlık Raporu[3] filminde olduğu gibi gelecekte işlememize ihtimal verilen bir suçtan ötürü bugün tutuklanmamız ya da toplumdan tecrit edilmemiz bile söz konusu olabilir.

Yine kapkara bir tablo çizdim değil mi? Belki de bu resmi aydınlatacak olan, ekranlarımızın ışıklarını biraz olsun söndürebilmektir.

[1] http://www.karar.com/yazarlar/ziyahan-albeniz/kahraman-bakkal-googlea-karsi-7944
[2] http://www.karar.com/gorusler/ziyahan-albeniz-yazdi-neyi-ariyorsan-osun-sen-592496
[3] https://www.imdb.com/title/tt0181689/

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.