15 Temmuz suikast ihtimalini güçlendiriyor

Muhsin Yazıcıoğlu'nun şaibeli helikopter kazasında hayatını kaybetmesinden sonra halefi olarak gösterilen ve BBP’nin 2011 kurultayında FETÖ tarafından itibarsızlaştırılan, Yavuz Ağıralioğlu Karar’a konuştu: “Zaman gazetesinin 'Ergenekoncu' iftiraları nedeniyle başkanlığı alamadım. FETÖ BBP'yi ileride lazım olabilir diye devşirdi.”

ÖZEL HABER / ÜRÜN DİRİER

Fotoğraflar: Abdullah Ümit Özcan

FETÖ’nün darbe girişiminden sonra Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği şaibeli helikopter kazası yeniden gündeme geldi. Helikopterden cihazları çalan FETÖ’cü askerler ihraç edildi. 2011 kurultayında BBP Genel Başkanlığı için aday olan ancak Zaman gazetesi’nin ‘Ergenekoncu’ iftiralarıyla itibarsızlaştırdığı Türkiye İnisiyatif Merkezi’nin kurucusu Yavuz Ağıralioğlu örgütün BBP’yi ileride lazım olur diye devşirdiğini söyledi.

İnisiyatif merkezini kurma sebebiniz nedir?

-Milletimizin, devletimizin ve insanlığın güçlü yarınlarına dair birikimi ve enerjisi olan bir neslin kendini ifade kürsüsü olsun istedik. Bir diğer tarafı ile de kayıp nesil olarak gördüğüm 80'ler neslinin görünme ve yük alabilme gayreti. Bu cihetten 80'ler nesli için de bir haysiyet kürsüsü olarak kurduk. 80 gençliği 1915 nesli gibi kayıp bir nesildir. Değişim zamanlarının neslidir ama siyasette adı yoktur. Büyük değişimlerin bütün tesirini görmüş olmasına rağmen meçhul bir kuşak gibidir. Eski nesil, içine doğdukları kavga terminolojisini de siyasete yansıtmıştır. Siyasi kutuplaşmalardan sıyrılmaya engel oluyor bu terminoloji. Bizim nesil bir nöbet değişimi gibi rolünün, vazifesinin yerini bulabilseydi bunun memleket için hayırlı neticeleri olacağına inananlardanım.

92'DE YENİKAPI RUHUYLA YOLA ÇIKMIŞTIK

Muhsin Yazıcıoğlu'nun MHP'den ayrılarak BBP'yi kurma süreci nasıl oldu? Sizin göreviniz neydi?

-92'den sonra MHP'nin o dönem itibarı ile siyasi tercihlerinin ülkücü hareketin ve milletin beklediği büyük toparlanma isteğini ya da beklentisini karşılayabilme enerjisindeki yetersizlik MHP'den kopuşu tetikledi. Muhsin Başkanla beraber MHP'den ayrılarak BBP'ye geçtim. Nizamı Alem ocaklarında genel başkanlık yaparak başladım işe, parti genel başkan yardımcısı oldum en son. PKK'nın en yoğun dönemiydi. Ne yapılacağı bilinmez yıllardı. Böyle bir cinayet şebekesiyle nasıl mücadele edileceği bilinemiyordu. Bu da yeni siyasi enerjilerin ortaya çıkmasına yol açtı. Muhsin Başkan’ın Milli Mutabakat manifestosuyla, bugünkü Yenikapı Ruhuna nezaret edecek bir enerji ile yola çıktık. Farklılıkları zenginlik saymayı, aynı kilimin desenleri olduğumuzu idrak eden bir parti olarak kurulmuştuk.

Ama bu enerji oya dönüştürülemedi. Neden?

-Muvaffak olamadık. Siyaset talih işidir biraz da. 80 öncesi siyasetin kavgacı taraflarından bir taraf gibi algılandık. Doğru anlaşılamadık. Milli Mutabakat Metni gibi bir manifestonun siyasi cazibe sahasını tanzim edemedik. Birbirini tekrarlayan seçim mağlubiyetlerinin ardından hissemize düşen itibarı teselli saydık. Gördüğümüz teveccühle aldığımız oy arasındaki makas devamlı açıldı. BBP Muhsin Başkanın şahsında millet vicdanının haysiyet kürsüsü oldu. BBP oydan bağımsız, milliyetperverlerin, vatanseverlerin milletin yarınları adına ümitlerini, endişelerini, tenkit ve ikazlarını ifade eden bir hasiyet kürsüsü olarak itibar kazandı. Ancak özelde Muhsin Başkanın genelde de BBP’nin bu itibarı siyasi oya tahvil edilemedi. Oyumuz olmadı ama itibarımız oldu. Muhsin Başkan bu cihetten çok talihsiz bir insandı.

15 TEMMUZ SUİKAST İHTİMALİNİ GÜÇLENDİRDİ

Ölümü de şaibeli oldu. FETÖ'nün parmağı olduğu iddia ediliyor şimdilerde. Ne diyorsunuz?

-15 Temmuz kalkışmasının arkasındaki cinnet ve cinayet şebekesinin Başkanı da öldürmüş olması kanaati görülen dehşetten sonra en kuvvetli ihtimaldir. Düşen helikopterin beynini, ELT cihazını söken adamlar 'ben bunları hatıra olsun diye aldım' diyecek kadar arsız ve pervasızdı. O adamların 15 Temmuz'da Erdoğan'a suikasta giden ekipte çıktıklarını görüyoruz şimdi. Helikopter düştükten sonraki 3 dakikalık radar kayıtları kayıp. Tüm Türkiye'de 3 dakikalık radar kayıtlarının kayıp olması tesadüf ile adlandırılamaz. Bütün bu parçalar birleştiğinde bunun bir suikast olduğu net bir şekilde ortada.

YAZICIOĞLU KIRMIZI ÇİZGİYİ GEÇMİŞTİ

Neden öldürmek istediler peki Yazıcıoğlu'nu?

-15 Temmuz'da şahit olduğumuz darbe görünümlü işgal organizasyonunun ardındaki cinneti görünce bazı parçalar birleşti. Muhsin Başkan bir yol temizliğine kurban edilmiştir bana göre. Bir gün darbe yapmak ya da yönetimi gayri hukuki yolla ele geçirmek hesabı yapılmışsa, Erdoğan'ı indirdikten sonraki süreci kontrol edemeyecekleri bir hale getirecek önemli isimlerin başındaydı Muhsin Başkan. O yüzden kendisinden erkenden kurtulmak istemiş olabilirler. Muhsin Başkan 2. Ergenekon dalgası başladığında çok net itiraz etti. Darbe teşebbüsü başlığı altında yapılan işlerin, söylenen sözlerin muhatabı pek çok insanın bahse konu işlerle bir alakasının olmadığını, ordu içinde bir temizlik ve yer açma organizasyonu yapıldığını ifade ediyordu. Hatta dünyanın en çok kan dökülen coğrafyalarında CIA adına tasnifler yapıyor olabileceklerine dikkat çekti. O zaman işte kırmızı çizgiyi aşmış oldu. Demem o ki Muhsin Başkan devlete kurulmuş ya da kurulacak siyasi, askeri tertiplere karşı durabilecek ve milletle bu gayri meşruluğa mukavemet edebilecek bir adamdı. Emir verilemeyecek, şantaj yapılamayacak, satın alınamayacak, korkutulamayacak…

Erdoğan sizce ne zaman anladı kandırıldığını ilk olarak?

-Ergenekon sürecinde emekli bir genelkurmay başkanının, İlker Başbuğ'un silahlı terör örgütü kurmaktan dolayı içeri alınmasından sonra Erdoğan'ın bazı şeyleri ifade etmeye başladığını düşünüyorum. O süreçte zaten Başbuğ ile ilgili itirazını da dile getirdi Erdoğan. Kendilerine çomak sokmaya başlayan herkesi itibarsızlaştırmaya başladılar ondan sonra. 2010'da Nimet Çubukçu KPSS hırsızlığını ortaya çıkardıktan sonra mesela, en ahlaksız iftiralarla itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Bugüne kadar da devlet cihazını ferasetli kullanamamaktan kaynaklanan bir ihmaller silsilesi yüzünden de tahribatın boyutları çok arttı.

ERGENEKONCU DENEREK İTİBARSIZLAŞTIRILDIM

2011 kurultayında neden siz BBP genel başkanı olamadınız? Yazıcıoğlu'nun halefi olarak da biliniyordunuz oysa…

-Parti için Muhsin Başkanın kaybı çok ağır bir siyasi travmaydı. Sonrasında hareket böyle bir kaybı göğüsleyebilecek fikir ve teşkilat yapısına sahip olamamanın savrulmasını yaşadı. Fikri endişelerin, ahlaki gayelerin, medeniyet idealinin cümlelerini kuran BBP kendi içinde iftiraların, hakaretlerin, sövmenin, bühtanın, küçük koltuk hesaplarının kurbanı oldu. 2011 kurultayında genel başkan olmam bekleniyordu ama hakkımda Zaman gazetesinde çıkan 'Ergenekoncudur' iftiraları sebebiyle başkanlığı alamadım, Destici aldı. BBP 2011 kurultayında FETÖ tarafından devşirilmiştir. Mustafa Destici Cemaatçi değildir ama BBP'nin tüm itibarını Cemaat lehine kullanmıştır. FETÖ BBP'yi ileride lazım olabilir diye kendi hakimiyetine aldı 2011'de. O süreçte olana bitene anlam veremeyenlerin 2012 ve sonrasında BBP'nin siyasi dilindeki eksen kaymasını şimdilerde daha net olarak değerlendirebildiklerini zannediyorum. Erdoğan 'inlerine gireceğiz' dediğinde BBP 'O inlerde Kuran var, Cevşen var' diye açıklama yapmıştı hatırlarsanız. 15 Temmuz'da gerçeği görüp meydanlara inmeleri ise itibarını geri kazandırmadı. Tam tersine Atalay Demirci durumuna düşürdü BBP'yi.

RANT KAPILARINDA HALA FETÖ ORTAKLIKLARI VAR

Peki FETÖ ile mücadele de tam anlamıyla başarılı olabilecek miyiz, temizleyebilir miyiz bu ülkeden?

-Kamufle durumunda olanların tesbiti hususunda kılı kırk yaracak bir titizlik lazımdır. FETÖ'nün iktisadi büyüme ayaklarının içinde ciddi ortaklıkları var. Finans ayakları kırılmadıktan sonra bir temizleme başarılamaz. Büyük illerdeki imar değişikliklerinden kaynaklı rant kapılarında ciddi ortaklıkları var bunların. AK Parti ucu kendine, partililerine de dokunacak olsa bu kapılarda temizlik yapmalıdır. Her tarafa sızmış bu şebekenin memleketin en büyük siyasi ve dolayısı ile en büyük iktisadi organizasyonununa sızmaması düşünülemez. Bünyemizin pansuman kaldıramaz zamanlarındayız. Cerrahi müdahale yapılacak. Urlar kesilecek, cerahat vücuttan atılacak.

Darbe girişimi sonrasında siyasetin Yenikapı'da sergilediği tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Darbe kalkışmasının başında ve sürecin içinde iktidar ve muhalefet partilerinin duruş ve beraberliği çok makul ve güzeldi. Siyasetin de böyle bir soluklanmaya, dinlenmeye, sükunete ihtiyacı vardı. Milli iradeyi gaspetmeye yönelmiş bir tehdidin bu şekilde etkisiz hale getirilebilmesinde bu beraberliğin hatırı sayılır tesiri vardır. Darbe teşebbüsünün ardındaki 'üst aklın' başarısızlık durumunda avantaja çevirmeyi planladığı zafiyet alanları da iyi görülebilmeli. Milli beraberliğimizin suikaste uğrayacağını hemen herkes telaffuz etmeye başladı. İç savaş provalarını sahneleyecek bir düzine şer organizasyon var yurdumuzda maalesef. Dolayısı ile müteyakkız olmak, birliğimizin zeminini siyasi olarak kuvvetlendirmek mecburiyetindeyiz. Güneyimizde Suriye’de ABD himayesinde kurdurulacak PKK devletinin bizim coğrafi bütünlüğümüz için tehdit oluşturacağını ve yeni sansasyonel provokatif eylemlerle toplumsal beraberliğimize saldırılar olacağını düşünüyorum. Kaos planlarının hedefindeki Türkiye'de sansasyonel suikastler de dahil her türlü alçaklığa tevessül edilecek gibi duruyor. Darbe teşebbüsünden sonra güvenlik bürokrasisinin maalesef içine düştüğü güven bunalımı operasyon kuvvetimizi ciddi şekilde zayıflattı. Çok tehlikeli sulardayız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.

İlgili Haberler

Yavuz Ağıralioğlu kimdir? İYİ Parti genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü oldu

Güncel Haberleri