Kapitalizmin sonu mu?

İskender Öksüz

Korona virüsü salgınından sonra dünya nasıl değişecek? En sık sorulan soru bu ve hemen arkasından, “Kapitalizmin sonu mu?”, geliyor.

KGB BİZ/ KAPİTALİST-İZ

Hem evet, hem hayır.

İyi politikacı olurum değil mi? H/Evet cevabım herkese yaranayım diye değil. Kapitalizmin kurucusu kim? Bu bir ideolojiyse bu ideolojiyi, teoriyse, felsefeyse onu kim icad etmiş? Hiç kimse. Gerçek o ki “kapitalizm”i icad edenle komünizmi icad eden aynı şahıs: Marks. Ancak Marks’tan sonra kapitalistler, “Vay canına, bak biz meğerse kapitalistmişiz!” dediler mi? Pek azı.

Yaşasın Kapitalizm diye bağırıp çağıranı gördünüz mü? Yetmişlerde sosyalistlerimizin “Jandarma biz/ Sosyalist-iz” diye bir marşı vardı. Ama “KGB biz/ Kapitalist-iz” diye bir marş hatırlamıyorum.

Ne zaman ki Marks “bilimsel sosyalizm”i ve onun antitezi olarak “kapitalizm”i yazdı, kapitalistler de o zaman canlandı. Miesesler, Hayekler, Friedmanlar’ın derdi, liberalizmi kurmak kadar sosyalizme de çürütmekti. “KGB biz/ Kapitalist-iz”e en yakın kalem her halde Ayn Rand’dır. Bu da bilenlerin yüzünde hafif bir gülümseme yaratacaktır, çünkü Rand yukarıda sayılanlarla aynı kategoride değildir. Sakın yanlış anlamayın, daha alt kategoridedir anlamında söylemiyorum. Aynı değildir. Rand başkadır.

Şimdi bu kategorileri, bu teorileri soğukkanlılıkla tartışabilecek kadar birikimimiz var. Birikimimiz diyoruz. Bu birikimin sahibi “biz” kimiz? 19. ve 20. asırları arkada bırakıp, o zamanlar olup biteni soğukkanlılıkla izleyen biz. Rand’ça söylersek, “Biz insanlar”.

KAVİM = OBA = SÜLALE

Kapitalizm, burjuva, proletarya palavralarını bir yana bırakırsak şu açık: Piyasa ve serbest rekabet, bir milletin refahını arttırıyor. İnanmazsanız Şi Cinping’e sorun.

Bürokrat hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşvet, ahbab çavuş ve sülale kapitalizmi de ülkeleri batırıyor. Bu sonuncuya nepotizm diyorlar. Siz isterseniz “kavmiyetçilik” de diyebilirsiniz. Çünkü “kavm”in asıl manası oba veya sülaledir. Kabile değil, millet hiç değil. Bakın Diyanet İşler neden ahbap çavuş kapitalizminin haram olduğuna dair bir fetva çıkarmaz. “İslam kavmiyetçiliği reddeder” başlığı altında bunu yayımlayabilirler hâlbuki

Piyasa ve rekabet. Refah buradan geliyor. Yolsuzluk ve rüşvetten değil. Yolsuzluk ve rüşvetle zengin olan “kavimler”e bakıyorsunuz, bir nesil sonra, iktidar değiştiğinde onların esamisi okunmuyor. Çünkü onlar bulundukları noktaya yenilikçilikleriyle, yönetim kabiliyetleriyle gelmemiş. Hani yükseklerde kartallar da bulunur yılanlar da. Fakat oraya biri uçarak, öbürü sürünerek çıkmıştır. Şartlar değişince kartallar yılanları şöyle bir kaldırıp aşağılara bırakıveriyor. Geçmiş yolsuzluklardan zengin olup hâlâ piyasada yaşayan kaç kişi tanıyorsunuz?

Bu işin kapitalist tarafı. Yani, kapitalist denilenlerin haklı olduğu taraf.

İşin sosyalist, veya bana daha sempatik gelen kelimeyle “toplumcu” tarafı ne? O da şu: Devlet vatandaşlarının geleceğini, genç nesillerin geleceğini, sağlığını, eğitimini, bütün bütün piyasaya ve rekabete bırakamaz. Makro ekonominin gidişini de.

Toplumun üst kesimleri bırakınız yükselsinler. Ama kendi kabiliyet ve emekleriyle. Falanı tanıyor, filanın kavminden, bana sadık diye değil. Milletin vergilerinden, hırsızlık ihaleleriyle, açılan torpil telefonlarıyla değil. Bunların dışında, bırakınız yükselsinler. Gökyüzünün sınırı yok.

BİZ MİLLETİZ

Fakat altta da bir emniyet ağımızın olması lazımdır. Başarısız, kabiliyetsiz adamın toplumun sırtından geçinmesi kabul edilemez. Ama ona bir daha, bir daha şans vermek de yine toplumun görevidir. Hele onun çoluğunu, çocuğunu, “anan-baban kazanamadı, öyleyse birlikte ölün” diye bırakamayız. Belki o fakir ailenin bir çocuğu yarının en yenilikçi teknolojisini, en radikal tıp devrimini, en yararlı eğitim veya yönetim usulünü keşfedecektir. Fakirin de zenginin de çocuğu aynı zamanda bizim çocuğumuzdur. Hepsinden biz sorumluyuz. İşte bu milletin sesidir. Millet, bugün yaşayan halktan, yani “toplum”dan fazlasıdır. Millet, toplumumuzun hem geçmişi, hem de geleceğidir. Biz milletiz. Kuzular, koyunlar reddetse de biz Türk milletiyiz.

PROLETARYA VE KAPİTAL

Sorular var: Proletarya ne oldu? Ne mi oldu? Şimdi ona “robot” diyorlar. Acıkmıyor, devrim de yapmıyor. Biraz elektrik verin 7/24 çalışıyor.

Sermayeye ne oldu? Şimdi o fikrin, yeniliğin peşinde koşuyor ve diz çöküp ona yalvarıyor. Bu sorunun değişik bir cevabını yıllar önce Financial Times vermişti:

Microsoft çalışanları her gün mesai bitiminde sermayeyi iki omuzlarının arasında evlerine götürüyor ve sabah tekrar işe getiriyorlar. Şimdi işe gelmelerine de gerek kalmadı; evden çalışıyorlar. Bu Marks’ın “üretim araçları”nı da kapsıyor galiba.

Ve milletlerarası iş dünyasında yukarıda serbest piyasa ve rekabet için söylediklerimin pek kıymeti harbiyesi yok. O alanda çırılçıplak millî çıkarlar hâkim.

Nihayet, sayın siyasî ümmetçiler. Sizin kafanızdaki dünya yok. Hiç de olmadı.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (32)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.