Ekonomideki son gelişmelere Kur’an’dan bakış

Mustafa Çağrıcı

Bazı sendikaların, diğer sivil ve resmî kişilerin ve kuruluşların verdiği bilgilere göre son zamanlarda ülkemizde milyonlarca insan açlık sınırının, bundan kat kat fazlası da yoksulluk sınırının altında yaşıyormuş. Hepimizin bildiği ve yaşadığı gibi bilhassa son iki yılda piyasa ve vergi zamlarının zulüm derecesinde artmasıyla birlikte bu kötü gidiş ülkemizin neredeyse tek sorunu haline geldi.

Yoksulluk ve açlık her devirde insanların en çok korktukları sorunların başında yer almıştır. Çünkü bütün canlılar gibi insanoğlunun da birinci amacı hayatta kalmaktır; bunun ilk şartı da kendisinin ve sorumluluğu altında bulunanların hayatta kalmalarına yetecek imkânlara sahip olmasıdır.

Aşağıdaki çok kısa bilgiler bile gösteriyor ki, insanları yoksullaştıran veya yoksulluğunu artıran her uygulama dinimize göre insanlara zulümdür ve haramdır. ***Önemi dolayısıyla zaman zaman hatırlatıyorum: İslam’ın geldiği ortamda da yoksulluk sorunu can yakıcı bir hal almıştı. Bu nedenle, her insanî sorunu konuları arasına alan Kur’ân-ı Kerîm’in kronolojik olarak ilk ayetlerinin ana konularından biri yoksulluk sorunu olmuştur. Vahiy süresi boyunca gelen pek çok ayetiyle yoksulluk konusunu sürekli canlı tutan Kur’an, varlıklıların yoksulluk gerçeği karşısındaki ilgisizlik ve bencilliklerini yer yer ağır bir dille eleştir. Sadece üç örnek:

(Mekkeli putperestler) sabahleyin, ‘Mahsulünü toplayacaksanız erkenden tarlanızın başına gidin!’ diye birbirlerine seslendiler ve yola koyuldular. Aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı: Aman, bugün orada hiçbir yoksul sakın yanınıza sokulmasın!” (Kalem 68/21-24).

“Onlara, ‘Allah’ın size verdiği rızıktan başkalarının geçimi için de harcayın’ dendiğinde, o inkârcılar, müminlere, ‘Dileseydi Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz!..’ dediler” (Yâsîn 36/4).

“…Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu doyurmaya çağırmıyorsunuz. Hak hukuk, helal haram demeden mirası kendiniz yiyorsunuz. Dünya malını delicesine seviyorsunuz…” (Fecr 89/17-20).

Kur’ân-ı Kerîm’in “Tekâsür” adını taşıyan 102. suresi üzerinde özellikle durmak istiyorum. “Tekâsür” adı surenin 1. ayetinde geçer ve “çoğaltma yarışı, çoklukla övünme yarışı”, günümüzün diliyle “bencil ve yıkıcı rekabet” anlamına gelir. Tefsirlerde bildirildiğine göre, Cahiliye’nin putperest Arapları, özellikle Kur’an’ın ilk muhataplarından olan Mekke tüccarları servet yığıp mal çokluğuyla övünme yarışına girerlerdi. Bu tutum, onlardaki –M. Watt’ın tabiriyle- bir tür kapitalist zihniyetten kaynaklanıyordu. Kur’an, günümüzde de dünyada ve ülkemizde gördüğümüz gelir dağılımdaki derin eşitsizlik ve adaletsizlik üzerinden bir ahlak ve zihniyet eleştirisi yapmaktadır.

Anılan surenin 2. ayetine dayanarak, ilk ayette geçen “çoklukla övünme yarışı”ndan Cahiliye Araplarının, atalarının çokluğuyla övünmelerinin kastedildiği belirtilmişse de, 8. ayetteki “Sonunda o gün (ahirette) dünya nimetlerinden muhakkak sorguya çekileceksiniz” ifadesi, “tekâsür” kelimesinin “mal çoğaltma, servet yığma yarışı” anlamını da kapsadığını gösterir. Tefsirlerde bu yönde yorumlar bulunmakta, buna delil olarak, Hz. “Peygamber’in bu sureyi okuduğu, ardından da “İnsanoğlu malım malım der durur. Malım dediğin şey, yiyip tükettiğinin dışında nedir ki!” dediği aktarılmaktadır.

***

Şu halde yoksulların hesaba katılmadığı “mal çoğaltma” ne İslamî ne de insanîdir. Çünkü böyle bir çoğaltma yarışı mantıkî ve ahlâkî içerikten yoksundur. Nitekim insanlığın manevi değerlerini ve ahlâkî birikimlerini sistem dışı bırakan, hatta tahrip eden bu yarış, –çağdaş kapitalizmin gösterdiği gibi- ekonomik ve siyasî gücünü, teknoloji, iletişim gibi başka araçları da kullanarak bireysel ilişkilerden uluslar arası ilişkilere kadar uzanan bir haksızlık ve adaletsizlik düzeni doğurur.

Sonuç olarak, Kur’an’ın bütünü bize şunu anlatır: Serveti çoğaltmanın son amacı yine serveti çoğaltmak olmamalıdır; bu ne dine ne ahlaka ne de mantıklı düşünmeye uygundur. “Çoğaltma”daki niyet ve uygulama, yoksullarla paylaşma, yatırımlar yapıp muhtaçlar için istihdam ve nafaka alanı oluşturma olmalıdır; Kur’an’da sıklıkla kullanılan “infak”ın asıl anlamı da budur. Müslüman toplumun ve yöneticilerin görevi, bu yönde iktisadi ve hukuki tedbirler almak olmalıdır.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (65)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.