İsraf: ‘Ben bir hiçim’ demek

Mustafa Çağrıcı

Ülkemiz gittikçe ağırlaşan bir ekonomik sıkıntı dönemi yaşıyor. Başka nedenlerin üstüne bir de korona musibeti eklenince sıkıntı daha da arttı. Fakir fukaramız, özellikle dört milyonu aşan, bundan sonra sayısının nerelere varacağı bilinmeyen işsizlerimiz için şimdilik “Allah yardımcıları olsun” demenin ötesinde bir çare görünmüyor. Milyonlarca insanın işsiz olması demek, milyonlarca ailenin temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan yoksun kalması demektir.  

Bunun karşısında devletiyle siviliyle toplumumuzda bir de israf çılgınlığı var. Birazı harcamayı bilmemekten, birazı ahlâkî ve insanî arsızlıktan, çoğu da sonradan görmüşlüğün verdiği hamlık ve hoyratlıktan gelen zalimane bir tüketim sorumsuzluğu yaşanıyor ülkemizde. Komşusu aç olanların uykularını kaçıran o Müslümanlığımız nerede kaldı! 

Sebepleri ne olursa olsun, mevcut ekonomik sıkıntı ve işsizlik gerçeği karşısında ahlaka ve insanlığa saygısı olan hiç kimse, hiçbir Müslüman “Param var, malım var, makamım var; keyfimce harcarım” diyemez. Böyle diyenler ve davrananlar İslamiyet’ten de insaniyetten de nasipsizdir. Öyle bir toplumsal vicdan oluşturmalıyız ki, o vicdanın sessiz protestosu karşısında, bunlar pervasız harcamaktan utanmalılar. Bundan da utanmayanlar, içgüdüleriyle hareket ediyor ve ünlü Alman psikanalisti Erich Fromm’a göre bu tutumlarıyla da aslında kendi “hiçlikleri”ni gösteriyorlar demektir.  

Fromm’un dünyada en çok okunan kitaplardan olan Sahip Olmak ya da Olmak adlı eserimdeki ifadesiyle (s. 51) “Her tüketilen şey, tüketildiği andan itibaren tüketiciyi tatmin edemez hale geldiği için insanlar yeniden ve daha fazla tüketime yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Bu çarkın sonu bir türlü gelmeyince, hep tatminsiz bir çırpınış içinde bocalayan modern tüketiciler, kendilerini şu formülle ifade etmektedirler: Ben, sahip olduğum ve tükettiğim şeyler dışında bir hiçim.” 

Dünyada bizim nüfusumuzun on katı insan açlık sınırında yaşıyormuş. Her yıl israf edilen 1,3 milyar ton gıda, bu kadar insanın üç katını yıl boyu beslermiş. Ülkemizde geçen yıl tüketim israfımızla 555 milyar lirayı çöpe atmışız. Müslüman bir toplumda bu nasıl olabilir!.. İslam’da bunun asla yerinin olmadığını gösteren yüzlerce ayet ve hadis var. Anlamsız bir geçmiş kutsayıcılığında diretmeseydik, bu ayet ve hadislerin üzerinde yükselen medeniyetimizin insanî ruhunu çağımıza taşıyabilirdik. Dünya ve ülkemiz bunların içerdiği öğretinin ne kadar değerli olduğunun hiç farkında değil ve bu tamamen bizim günahımız. 

*** 

Erich Fromm, anılan eserinde Batıların, bilhassa 18. yy.dan itibaren insanoğlunu o güne kadarki manevi ülkülerinden uzaklaştırarak ona “Sınırsız üretim, mutlak özgürlük ve kısıtlanmamış mutluluk” üçlüsünü hedef gösteren yeni bir “gelişme dini” verdiklerini belirtir. Eski din ve felsefelerin vizyonunda “olmak” vardı; yani özünde insan olmak, insanî ve ahlâkî erdemleriyle kendisi olmak, bizim kültürümüzdeki insân-ı kâmil olmak. Fakat “gelişme dini” insandan bu “olma” ufkunu aldı ve yerine kapitalizmdeki “sahip olma”yı koydu: “Laissez faire laissez passer.” Bu vahşi tutku, insandaki –Fromm’un “radikal hedonizm” (Kur’an’ın “hubbu’ş-şehevât”) dediği- ilkel kompleksi doğurdu. Bu da insanlarda çatışma ruhunu ve bunun için güç biriktirmeyi getirdi. “Çünkü açgözlülük ve barış bir arada olamazlar” (s. 27).  

Buna karşı kanaatkârlık, tutumluluk, paylaşma gibi İslâmî erdemler ülkemize ve dünyaya sunulabilecek gerçek çareleridir. Geniş dinî kurum ve kadrolarımız, modern insanın zihninde ve hayatında hiçbir karşılığı ve anlamı olmayan, hiçbir derdine derman getirmeyen eskimiş bilgi ve fikirlerle, içi boş kavramlarla avunmak yerine, günümüz insanının israf gibi sıcak sorunlarına dokunmalılar. Keza örnek yaşayışlarıyla, sorumlu ve akıllı örgün ve yaygın eğitim-öğretim faaliyetleriyle, derin bir dinî ihlâs ve samimiyetle hizmete koyulmalılar. Ülkemize ve dünyaya insaniyetli, sevecen, kucaklayıcı bir ruhla seslenirsek insanlığa ufuk açacak işler başarırız. Peygamberimizi ve İslâmî değerleri karalama amaçlı ilkel girişimleri etkisizleştirmenin tek yolunun bu olduğunu görmemiz gerekiyor. 

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (14)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.