Kültür neymiş şu kültür neymiş?

Ömer Erdem

Adam, kültür nedir diye sorulduğunda bir adım öne çıkıyor ve ok gibi parmağıyla Kültür Bakanlığı’nı gösteriyor. Aynı adama kültür nasıl yeşerir denildiğinde, belediyenin yaptırdığı ismi kültür merkezi olan binalardan dem vuruyor. Her yıl şu kadar etkinlik şu sayıda halka ulaşıyormuş, elde sağlam istatistiki bilgiler mevcutmuş, tam bir kültürel demokrasi içinde her zevke göre programlar hazırlanıyormuş. Ülke bir kültür cennetiymiş. Kimse bunun farkında değilmiş.

En genel kültür politikalarından en detayalı sorunlara kadar ilgiliymiş bizimki kültürle. Mesela turistlere, müze çıkışlarında hangi nesneler satılmalı o konudaki dosyaları açabilirmiş. Bir kere sormuş oldunuz ya, adam sizi bilgilendirmeye niyetli, hangi keçecinin yaptığı meçhul, üzerine sarı bir çiçek deseni düşürttüğü yeleğine ellerini sokuyor. Uzaklara bakıyor. Adamın aklı ceviz ağacından yapılmış çeyiz sandığında. Gökdelenden aldığı üçüncü evine astığı nazar boncuğunda... Halk aşıkları arası atışma festivali düzenlenecekmiş, yurt genelinde pop şarkıcılarının vereceği ücretsiz halk konserleri varmış. Vs. Vs.

***

Astroloji kartları, yatırlara çaput bağlama, türbelere gidince edilecek dua kitapları basımı konularını eklemekten de geri durmuyor. Onun için kültür her şeyden önemli. Ekmeksiz, havasız, susuz kalınabilir. Kültür vatanın adıdır. Onun için ölünür. O bu yüzden de kültüre ve kültürlü insana çok değer verir. İşimiz gücümüz kültür olmalıdır. Hatta her sahada iktidar olmak kesmez, asıl kültürde iktidar olursan iktidarsındır. Buyurursun. Bütçe yaparsın. Parasını devletin, belediyelerin ödediği filmler çekilmeli, romancılar desteklenmeli, şairler gözetilmelidir. Hele konusunu tarihten ve dinden alan çalışmalara ayrıcalık tanınmalıdır.

Çok okunmasını ve çok film izlenmesini savunan birisi olarak bir kez olsun işlerin yoğunluğundan sinemaya gidememiş, kitapçıya uğrayıp kitap alamamıştır ama bu durum onun sinema hakkında konuşmasına, yayıncılığa yol yöntem göstermesine engel değildir. Gençleri kurtarmak için filmler, televizyon dizileri çekilmelidir. Zaten son yıllarda, Türk Sineması’na olmasa bile dizilerimize dünyada büyük talep patlaması yaşanmaktadır. Opera ve bale bir yana adamımız tiyatroyla da yakından ilgilenmiş, repertuar kurullarında kimler yer almalı, hangi yazarın hangi oyunu hangi sahnede oynamalı, eserler milli mi yoksa gayri milli mi olmalı konularını ayırt etme hüneri bile edinmiş.

‘Musiki’ye gelince, şarkılardaki ses ve tavır türlerinde de söz sahibiymiş. Guiseppe Donizetti Paşa’dan bu yana müzikte yaşadığımız büyük çıkmaz, Türk Beşleri’nin iyi niyetlerine rağmen aşılamamış ancak son dönemde yetişen dombracılar vesilesiyle tüneli ucu gözükmeye başlamıştır. Müzecilik, sanat galericiliği, mimari, arşivcilik, kütüphanecilik meseleleri ayrıca tartışmaya açıkmış. Şehrin büyük meydanlarına kültür fıskiyeleri dikilmeliymiş.

En çok da edebiyat dedikleri alana bakmak gerekirmiş. Onun daha derinlemesine daldığı, gece gündüz sanal kütüphanesinin içinde kafa yorduğu mesele buymuş. Edebiyatımız vaktiyle ehil olmayan ellere düşmüş, halkımız engin sağduyusuyla ona mesafeli yaklaşmış. Ama fecir yakındır, tez zamanda çok satar yazarlar marifetiyle doğudan büyük bir ışık yükseltilecek, kültür hayatındaki bu karanlık boğulacaktır. İşte o zaman kafiye bilmez, vatan millet duygularını sonuna kadar kelimelerinin damarlarında gezdirmez şu zındık takımının kazip şöhretleri de sona erecekmiş.

***

Kütüphanelerde insanların kafasını karıştıran raf raf dizilmiş kötülük cinlerinin de sonunu getirmek zamanıymış. Yetkin bir komisyon eliyle yeni açılacak kitap alımı ihalesi büyük titizlikle elden geçmekte, en az yüzyıllık mazisi olan yetkin yayınevleri ve kıymetli yazarların kitapları listeye dahil edilmekteymiş. Memleketin her yanını saracak kütüphane hamlesiyle bu mesele de kökünden çözülecekmiş.

Adam, kültür denildiği zaman, Kültür Bakanlığı’nı, devleti, belediye binalarını boşuna göstermiyormuş. Bu gücünü halktan alan bir hareketin en tabii sonucuymuş. Daha yapılacak karakucak güreşleri, yemek festivalleri, unutulmuş deha sempozyumlarıyla da kültürel alan genişletilecekmiş. Kültür böyle böyle yayılacak, sahne sanatçıları, dombracılar, türkücüler, arabeskçiler, dizi oyuncuları kahraman olarak öne çıkacakmış. Yeni marşlar yazmanın, yeni vecizeler üretmenin zamanı da çoktan gelip çatmış. Gazetelerin kültür sanat sayfaları, televizyonlar zaten kültür için sonuna kadar çalışmaktaymış.

Henüz bunlar başlangıçmış, yapılacak daha çok iş, söylenecek çok söz varmış.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.