“Yolsuzluk Üçgeni” ve “Yolsuzluk Elması”

Raşit Yıldırım

“ŞİRKETİNİZDE YOLSUZLUK ŞEBEKESİ VAR!”

Yönetim Kurulu Başkanı’na, şirkette yolsuzluk yapıldığını bildiren bir mektup geldi. Mektupta, farklı birimlerden bazı kişilerin iş birliği halinde yolsuzluk yaptıkları bildiriliyordu.

Denetim biriminin yaptığı inceleme sonunda:

Bir tedarikçiden hediye çekleri alındığı, merdiven altı firmalardan formalite teklifler alındığı, alınan teklifler-faturalar-teslim alınan ürünler arasında farklılıklar olduğu, piyasa rayicine göre daha pahalı alım yapıldığı, stok takip ve kontrolünün yapılmadığı, bazı ürünlerin evlerde stoklandığı, kayıt dışı hurda malzeme satışı yapıldığı, bazı firmalara vadesinden önce ödemeler yapıldığı, sonuç olarak şirketin zarara uğratıldığı tespit edildi.

İlgililerin savunmaları istendi. Savunmalarda şu açıklamalar yapılıyordu:

“İnanılmaz derecede yoğun çalışıyoruz. Aşırı fedakârlık yapıyor, işleri zamanında hatta daha önce teslim ediyoruz. Bu telaş içinde ufak-tefek eksiklerimiz ve hatalarımız da olabilir. Takdir edilmemiz gerekirken soruşturmaya tabi tutuluyoruz.”

“Bu benim sorumluluğumda değil. Evet benim imzam da var ama yönetici olarak bu detayı bilemezdim.”

“Ben şirkete çok para kazandırdım. Alım maliyetlerini düşürdüm. Tedarikçilerden ciro primi aldım. Bunu Genel Müdür de biliyor. Şimdi bu muameleye muhatap oluyorum.”

“Gözümüzden kaçmış olabilir.”

“Benim dikkatsizliğim gibi amirlerimin de dikkatsizliğine denk gelmiştir. Kasıtlı bir işlem yoktur.”

En ilginç savunma:

“Evet hediye çekini aldım ama elimi sürmedim. Mahalledeki fakirlere verdim.”

Soruşturma raporu Yönetim Kurulu’na ve Disiplin Kurulu’na verildi. Bazı kişiler kusursuz bulundu. Düşük kusurları olanlara ihtar cezası verildi. Tam kusurlu bulunan (tamamı tedarikçiden hediye çeki alan) birkaç kişinin işten çıkartılması kararı verildi. Bu kişilere, işten çıkartılma öncesinde, istifa ederek işten ayrılmaları teklif edildi. Bu teklifi kabul etmedikleri için, iş akitleri İş Kanunu’nun 25. Maddesine göre tazminatsız feshedildi.

Bu kişiler, alınan savunmalarında, yapılan tespitlere itiraz etmiyor, şirketin zarara uğradığını kabul ediyorlardı. Ancak zarara yol açan uygulamaların sorumluluğunu kabul etmiyor, pişmanlık belirtisi göstermiyorlardı.

İş akitlerinin feshinden sonra, iş arkadaşlarına ve sosyal çevrelerine, kendilerine haksızlık yapıldığını söylüyorlardı. Özellikle denetçileri suçluyorlardı. Bunlardan birisi, intikam hırsıyla, hedefine aldığı bir denetçi hakkında, asılsız iddialarla savcılığa ihbarda bulundu. İddiaları mesnetsiz bulan savcılık takipsizlik kararı verdi.

COSO KONTROL MODELİ

Şirketlerin iç kontrol faaliyetlerinin modellenmesiyle ilgili olarak yapılan çalışmalar sonunda uluslararası COSO Kontrol Modeli geliştirilmiştir.

COSO Kontrol Modeli’ne göre “kontrol ortamı” etkin iç kontrolün temelini oluşturmakta, yönetim ve çalışanlardaki kontrol bilincini ve farkındalığı etkilemektedir.

Bir binanın temeli çürükse, binayı ne kadar sağlam yaparsak yapalım küçük bir depremde binanın yıkılması mukadderdir. Aynı şekilde bir kurumun kontrol ortamı bozuksa hangi tedbiri alırsak alalım, usulsüzlüklerin önü alınamaz, usulsüzlüğe eğilimi olanlar için “FIRSAT” ortamı oluşur.

Yukarda anlatılan olay, bu şirkette kontrol ortamının zayıflığını gösteriyor. Güçlü bir kontrol ortamı olsaydı, bu olaylar çok önceden fark edilir ve önleyici önlemler alınırdı.

Anlatılan olayın bize öğrettiği ikinci husus: Usulsüz işlemleri yapanlar, kendilerini haklı çıkartmaya yönelik “RASYONEL” mazeretler üretirler. Çok çalıştıklarını, şirkete çok para kazandırdıklarını ifade ederek yaptıklarının masum ve makul uygulamalar olduğuna önce kendilerini inandırırlar. Sonra da çevrelerine kendi haklılıklarını açıklayacak tezler geliştirerek sosyal saygınlıklarını korumaya çalışırlar.

YOLSUZLUK ÜÇGENİ MODELİ (1)

Kriminoloji uzmanı Donald Cressey, 1953 yılında, büyük ölçüde zimmete para geçirme suçundan mahkûm edilmiş 250 kişi ile görüşerek yolsuzluğa yol açan faktörleri araştırdı. Araştırma sonunda BASKI, FIRSAT ve RASYONELLEŞTİRME faktörlerinin insanların yolsuzluk eğilimini açığa çıkarttığı tezini geliştirdi. Sertifikalı Hile Denetçileri Kurumu (ACFE) kurucusu olan Joseph T. Wells, bu kuramı geliştirerek “Hile Üçgeni” adını verdi. ACFE bu modeli benimsedi.

Amerika Denetim Standartları Kurulu da 2002 yılında, bu modeli potansiyel riskleri ele almanın bir aracı olarak kabul etti.

Yolsuzluk Üçgeni modeli, yolsuzlukları açıklamak için sezgisel bir çerçeve olarak halen kullanılmaktadır.

“Yolsuzluk Üçgeni” modelinin ilk unsuru “BASKI”dır.

Baskı, kişilerin günlük finansal veya sosyal ihtiyaçları veya hedefledikleri yaşam beklentileri ile ilgilidir.

Günlük nakit ihtiyacı yüksek olan, dengesiz yaşayan, olağan geliriyle orantısız bir gelecek hayal eden kişiler, diğer unsurlar da oluşmuşsa yolsuzluğa eğilimli hale gelebilirler.

“Yolsuzluk Üçgeni” modelinin ikinci unsuru “FIRSAT”, içinde bulunulan kontrolsüz ortamı ifade eder. Özellikle sınırsız güven duyulan, yaptıkları işler kontrol edilmeyen kişiler için, fırsat ortamının oluştuğu söylenebilir.

Kırık camlar teorisine göre, yönetim, ilk camın kırılmasına izin verdiğinde veya ilk camın kırıldığında önlem almadığında hileli işlemlere ortam hazırlamış olacak ve çalışanların durumu rasyonelleştirmesine izin verecektir.

“Yolsuzluk Üçgeni” modelinin üçüncü unsuru “RASYONALİZASYON” ise kişinin yanlışını mazur gösterecek bir mazeret üretilmesini ifade eder.

Yukarıda anlattığımız örnek olayda fırsat ve rasyonelleştirme faktörlerinin etkisini görmekteyiz.

Bu kuram, üç faktörün bir araya geldiği her yerde, herkesin yolsuzluk yapacağı şeklinde algılanmamalıdır. Bu kuramda potansiyel bir riske işaret edilmektedir. Yeterli etik duyarlılığa sahip kişiler hangi ortamda olurlarsa olsunlar yolsuzluk yapmazlar. Ancak ve maalesef bu duyarlılığa sahip olanların oranının yüksek olmadığını da biliyoruz.

YOLSUZLUK ELMASI MODELİ

Wolfe ve Hemanson 2004 yılında yaptıkları çalışma ile Yolsuzluk Üçgeni’ne dördüncü bir boyut katmış, model yolsuzluk üçgeninden “Yolsuzluk Elması”na dönüşmüştür. Elmas yaklaşımına göre; yolsuzluk yapacak kişinin oluşan hile ortamını kullanabilecek zekaya sahip olması, kendine güveninin tam olması, etkili ve kolay bir şekilde yalan söyleyebilmesi ve ortaya çıkacak stresle baş edebilme becerisine sahip olması gerekir.

Özetle kişinin yolsuzluk yapması için, halkın ifadesiyle uyanık, kolay yalan söyleyen, arsız, edepsiz ve becerikli olması gerekir.

Şimdi etrafınıza bu gözle bakabilirsiniz. Dürüstlük maskesi takmış uyanık, yalancı, arsız, edepsiz ve becerikli kişiler ellerine FIRSAT geçerse ne yapmazlar?

İlgilenenler için detay bilgi:

https://www.rasityildirim.com/2022/03/18/yolsuzluk-teorileri/

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (10)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.