Sineklerin Tanrısı Şeytanların Prensi

Salih Cenap Baydar

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz romancı William Gerald Golding, “Sineklerin Tanrısı” isimli meşhur romanında, başlarında hiçbir yetişkin olmadan ıssız bir adaya düşen bir grup çocuğun hikayesini anlatır.

Hikâye ilginçtir: Altı ila on iki yaş arasındaki çocuklar, büyüklerin yokluğunda ne yapacaklarını söyleyecek birilerine ihtiyaç duyarlar. Hemen bir oylamayla, yaşça en büyük iki çocuk olan Ralph ve Jack arasından, iyi yürekli Ralph’i kendilerine lider seçerler. Jack cesur ama “karanlık” bir karakterdir. Ralph’in liderliğine razı olmuş görünür ama onun bir düzen kurma çabalarına katkı sağlamaz. Çocukları korkutan bir yaban domuzunu avlamak için kendine kesici silahlar yapar, ikna ettiği bir grup çocukla beraber o domuzu yakalayıp öldürür. Böylece hem korkularını izale ettiği hem de sabah akşam meyve yemekten kurtardığı “avcı” çocukların desteğini alarak liderliği Ralph’in elinden alır.

Jack’in liderliğindeki çocuklar -kısa sürede içinde- yetiştikleri medeniyetin bütün usullerini, geleneklerini terk edip vahşileşirler. Artık düzen ve kurallar yoktur hayatlarında. Her şey Jack’in iki dudağı arasındadır. Kendi zihinlerinde ürettikleri bir canavara dair korkularla yaşamaya, o korkuların verdiği dayanışma hissiyle, kendileri gibi olmayan, düşünmeyen arkadaşlarına karşı şiddet uygulamaya başlarlar. Korku paranoyaya, paranoya kolektif bir çılgınlığa döner ve iş çocukların kendi arkadaşlarını vahşice katletmesine kadar varır.

Nihayet, bu zıvanadan çıkmış, gözü dönmüş “avcı” çocuklar, liderlerinin adadaki olumsuzluklardan sorumlu tuttuğu “sinsi düşman” Ralph’i bulup öldürmek üzere yola çıkarlar. Onu saklandığı, çalılıklardan yapılmış kulübede bulurlar. Eski liderlerini canlı canlı yakmaya hazırdırlar. Kulübeyi ateşe verirler. Bunu yaparken tüm adayı yakıp kül edecek bir yangın çıkarttıklarının da farkına varamamışlardır.

Arkasındaki avcıların linçinden ve onların ateşe verdiği adadaki yangından can havliyle kaçarak sahile ulaşan Ralph’i, tüm ümitlerinin bittiği noktada bir deniz subayı karşılar. Denizci askerler yanan adadan çıkan dumanı görüp sahile yanaşmışlardır.

Ralph kurtulmuştur ama diğer çocuklar topluca işledikleri cinayetlerin yükünü ömürleri boyunca sırtlarında taşıyacaklardır.

***

Golding’in romanına seçtiği “Sineklerin Tanrısı” ismi çok dikkat çekici.

Eski Ahit’e göre “Ba’al Zəbûb” Filistinlilerin taptığı bir tanrıymış. Yahudiler ise ona “şeytanların prensi” diyorlarmış. İşte bu “Ba’al Zəbûb” yahut “Beelzebub” ifadesinde “Ba” tanrı, “Zebub” ise “sinekler” anlamına geliyormuş. Hıristiyan geleneğinde ise “Beelzebub” en güçlü üç şeytandan biri olarak kabul edilmiş. Yani yazar kitabına “Sineklerin Tanrısı” ismini seçerken, Tevrat, İncil ve çeşitli gnostik metinlere gönderme yapmış.

Golding bu seçimiyle, kadim kutsal metinlerde anlatılan şeytanın aslında insanoğlunun içinde yaşadığına işaret ediyor. Maddi arzuları tatmin etme hırsından, korku ve paranoyadan beslenerek güçlenen, insanları en korkunç cürümleri işlemeye sevk eden ilkel ve karanlık bir içgüdü bu…

Bu insanı vahşileştiren içgüdünün izi, bilimsel bir teoride de sürülebilir.

Amerikalı sinirbilimci Paul D. MacLean, “triune brain” teorisi ile insan beyninin sürüngen beyin/ilkel beyin (reptilian complex), duygusal beyin (limbik sistem) ve düşünen beyin (neocortex) olarak üç katmanlı bir modelle anlaşılabileceğini ileri sürer.

MacLean’e göre, ilkel beyin “hayatta kalma” içgüdüsünün merkezidir. Ona göre beynimizin sürüngenlerin beyinleriyle benzerlik arz eden bu kısmında düşünme gerçekleşmez. Bu katman içgüdüseldir. Tehlike anında vücudu alarma geçirir ama ölmemek için “gereken ne varsa” yapma güdüsünün, bencil, vahşi, kural tanımaz davranışların kaynağı da aynı bölgedir.

Golding, beyinleri henüz empati, fedakârlık, diğerkâmlık, merhamet gibi duyguları ve ahlak, etik, sosyal sözleşmeler gibi soyut fikirleri “işleyebilecek” seviyede gelişmediği için kolayca vahşileşebilen çocuklar üzerinde bir alegori kurgulamıştır.

Bu zihin açıcı alegori üzerinde düşünmeye devam edeceğiz ama yerimiz bitti. İnşallah önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edelim.

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.