Unutulmak hakkımız

Salih Cenap Baydar

Sıradan insanlar için bilinmek, tanınmak, kamuoyuna mal olmak, isminden bahsettirmek hiç bugünkü kadar kolay olmamıştı. Çekilen bir video, yazılan birkaç satır, ilgi çekerse günler hatta saatler içerisinde milyonlarca insana ulaşabiliyor.

Şöhretin cazibesi, insanları ateşe uçan pervaneler misali kendine çekiyor.

Şöhret, sadece manevi bir tatmin duygusu sağlamıyor, kısa süreler içinde maddi kazanca da kapı aralıyor.

Her tarafımız “youtuber”lar, “blogger”lar, “sosyal medya fenomenleri” ile doldu.

Tabi herkesin, kitlelerin alakasını cezbedecek kabiliyetleri, yazacak, anlatacak fikirleri yok.

Hiç problem değil! Güzellik, yakışıklılık, boy, pos, endam da pazarlanabilir bir şey artık.

Onlar da mı yok? Tasa etmek lüzumsuz! Kaba şakalar yapıp, ona buna sataşıp, küfür edip dayak yemek de insanları “çok izlenenler” listesine yerleştirebiliyor.

Bu kadarını da yapamayanlar için bile “öne çıkmanın” bir yolu daha var: Kendini ve seyredenleri yerin dibine geçirtecek şeyler yapmak!

Gençler bu tür hareketleri yol açtığı hisse “cringe” diyorlar.

“Cringe” İngilizce bir kelime, “kırinç” diye okunuyor. Aslında yaltaklanma ve yalakalık yapmak, birilerine hoş görünmek, ilgi çekmek için uygunsuz ve onursuzca tavırlar sergilemek gibi manaları var. Internet jargonunda bu kelime, “son derece uygunsuz bir şey karşısında utançla dolup taşmak, başkaları adına utanmak” anlamında kullanılıyor.

Özellikle TikTok uygulaması “cringe” videolarının en önemli kaynağı olmuş vaziyette.

İngilizce rap şarkılarına playback yapan nineler, kadın kıyafetine girip komiklik yapmaya çalışan emekli amcalar, elektronik dans müzikleri eşliğinde acayip figürler sergileyen başörtülü teyzeler, ağır makyajlı gözleriyle işmar eden çarşaflı kızlar, kamyon arkası yazılarını büyük bir hakikati dillendiriyormuşçasına tekrar eden inşaat işçileri, kurtlar vadisi ya da eski Türk filmlerine dublaj yaparak komik olmaya çalışan çobanlar...

Kitlelerin ilgisini birkaç saniyeliğe bile olsa çekebilmek, insanların en önemli hedeflerden biri artık.

Fakat bu ilginin istenmeyeceği, hatta boğucu olabileceği durumlar pek kimsenin aklına gelmiyor.

Çocuklukta, gençlikte çok eğlenceli bir fikirmiş gibi geldiğinden videoya alınıp internete yüklenen abuk subuk hareketlerin, komik sanılan fotoğrafların, suç teşkil eden tweetlerin, insanı ömür boyu bir kâbus gibi kovalayabileceğini düşünmüyor insanlar.

Halbuki sokakta bir youtuber’ın uzattığı mikrofona düşünülmeden söylenivermiş sözler, torunlara kadar ulaşacak bir utancın vesilesi olabilir mesela.

O yüzden internette unutulma hakkı diye bir şey var.

Sadece cringe için değil, mesela iftiraya uğrayıp, hiç söylemediği bir söz yüzünden yüzbinlerce insanın sanal lincine uğramış insanlar için de lazım “unutulma hakkı”.

Aslında internette var olan içeriğe (onun da sadece bir kısmına) başta Google olmak üzere arama motorları vasıtasıyla erişiyoruz.

Yani bizi internette hatırlayan aslında Google. Gerektiğinde unutması gereken de o.

2014 yılında Avrupa Adalet Divanı, Gonzales Davası olarak bilinen davada AB vatandaşları için “unutulma hakkını” kabul etti. Artık Google AB vatandaşlarını, talep etmeleri halinde aramalardan çıkartmak zorunda.

Ülkemizde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.6.2015 tarihli kararında “unutulma hakkını” üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı” olarak tanımladı ama herhangi bir yaptırım söz konusu değil!

Google’ın başvurusu üzerine Avrupa Adalet Divanı, 24 Eylül 2019’da arama motorlarındaki “unutulma hakkının” sadece Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde geçerli olduğuna ve Google’nin bunu tüm dünyada uygulamak zorunda olmadığına hükmetti.

Yani Türk vatandaşları olarak bizim şimdilik unutulma hakkımız bulunmuyor!

Şu an tamamen Google’ın insafına teslim olmuş durumdayız.

Bakalım devletimiz “unutulma hakkımızı” ne zaman temin edecek…

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (7)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.