“Güçlendirilmiş Parlamenter Sitem için tarihi imza”

Semra Alkan

CHP, DEVA, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi genel başkanlarının katılımıyla Bilkent Otel’de ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metni kamuoyuna açıklandı ve 6 partinin genel başkan yardımcıları sisteme ilişkin açıklama yaptıktan sonra, 6 lider metni imzaladı.

***

Toplantı başlamadan hemen önce 6 siyasi partinin genel başkanlarının salona aynı anda girmesi çok özel bir andı doğrusu… Son dönemde ortak akıl, uzlaşma, istişare gibi kavramlara o kadar hasret kaldık ki bu tarihi an salondaki kalabalıklar tarafından coşkulu bir şekilde karşılandı. Aslında özlenen bir tabloydu. Zira dışarda risklerin çok ciddi bir şekilde arttığı böylesi zor bir dönemde, ülkemizin yakıcı sorunlarının çözümü için bir araya gelinmesinin çok değerli olduğu düşüncesindeyim.

*****

Yasama organının etkili ve katılımcı olduğu, yürütmede hesap verebilirlik ve istikrarın sağlandığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının tesis edildiği, temel hak ve özgürlüklerin herkes için güvence altına alındığı, düşüncelerin özgürce ifade edildiği, din ve vicdan özgürlüğünün, basın özgürlüğünün, kadın haklarının tam anlamıyla korunduğu özgürlükçü bir sistem olarak tasarlanan ‘Güçlendirilmiş Parlamenter

Sistem’ metninde yer alan başlıklardan bazıları şu şekilde:

Cumhurbaşkanının görev süresi 7 yıl olacak, ikinci kez aday olamayacak. Cumhurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisi ile ilişiği kesilecek ve görevi sona eren Cumhurbaşkanı aktif siyasette görev alamayacak.
Temsil gücünü arttırmak, temsilde adaleti ve çoğulcu demokrasiyi sağlamak amacıyla seçim barajı yüzde 3’e düşürülecek.

Yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığı hayata geçirilecek. Makul sürede yeni bir anayasa hazırlanacak ve referanduma gidilecek. Kanun yapım sürecinde meslek odaları, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınacak, torba kanun uygulamasına son verilecek.
Meclis’in bütçe hakkının güçlendirilmesi için ‘kesin hesap komisyonu’ kurulacak. Çoklu baro sistemine son verilecek.

Başbakan TBMM üyeleri arasından belirlenecek. Hükümetin kurulmasında basit çoğunluk, düşürülmesinde salt çoğunluk esas alınacak. Başbakan ve bakanlar, TBMM’ne karşı bireysel ve kolektif olarak sorumlu tutulacak.

Kamu yönetimi şeffaflık, hesap verebilirlik ilkelerine göre örgütlenecek. Kamuya alımlarda sözlü sınavlar kaldırılacak. Kamu İhale Kanunu’nu yenilenecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın tam bağımsızlığının sağlanması için yasal ve yapısal önlemler alınacak. YÖK kaldırılacak, rektörler öğretim üyeleri arasından ve öğretim üyeleri tarafından seçilecek.
Siyasi partiler arasında adil rekabet koşullarının sağlanması ve demokratik siyasi hayatın güçlendirilmesi amacıyla, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde en az yüzde 1 oy alan siyasi partiler hazine yardımından faydalanmaya hak kazanacak.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kaldırılacak, hâkimler ve savcılar kurulu diye iki ayrı kurul oluşturulacak. Adalet Bakanı ve Müsteşarı Hâkimler Kurulu’nda yer almayacak.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Yüksek Seçim Kurulu üyeliklerine yapılan seçimler değiştirilecek. Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılacak. Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin TBMM tarafından, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Türkiye Barolar Birliği ve Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen üç katı aday içerisinden üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilecek.

Yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını yok sayan kayyum uygulamalarına son verilecek.

*****

6 partinin genel başkan yardımcılarının ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ konusunda söyledikleri ise şu şekilde:

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek:

“Öncelikle şunu vurgulamak istiyorum. Ülkemizin yıllardır umut ettiği tarihi bir çalışmayı gerçekleştiriyoruz. Bir araya geldik, birlikte çalıştık ve güçlendirilmiş parlamenter sistem temelinde demokratik hukuk devletini tesis etme konusunda uzlaştık. Tüm temel ilkelerde uzlaştık, bu tarihi bir çalışma, yarının Türkiye’sine doğru atılmış tarihi bir adım. Çünkü Türkiye, demokrasisini kaybetti. 16 Nisan 2017 tarihli referandumla birlikte, bir tek adam sistemine evirildi her şey. Ve bu tek adam sistemi yasamayı da, yürütmeyi de, yargıyı da, basını da güdümü altına aldı, vesayeti altına aldı. Ve temel hak ve özgürlükler tehdit altında kaldı. Bunu düzeltmemiz lazım. Gelecek nesiller için yarının Türkiye’sini inşa ediyoruz, bu yeni bir başlangıç, yeni bir inşadır.

İlk seçimden sonra toplumsal uzlaşmayla yeni anayasa değişikliğiyle Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tesis edeceğiz. Demokratik hukuk devletini tesis edeceğiz. Güven veren bir sistem inşa edeceğiz. Bugün Cumhuriyet tarihimizin en ağır, siyasi ve ekonomik krizini yaşıyoruz. Bunun baş sorumlusu da, bunun temel sebebi de bizatihi bu sistemin kendisi. Çünkü keyfi, kural tanımaz bir sistem. Türkiye’nin en önemli ekonomistlerine bu ekonomik krizden nasıl çıkılır diye soruyorlar. Çünkü vatandaşın en önemli derdi işsizlik, hayat pahalılığı, yoksulluk, ekonomik kriz. Verdikleri ilk cevap ise şu oluyor. Önce sistem, önce hukuk devleti... İşte biz çok sağlam bir temel atıyoruz. Ve bu temelin üzerine çok güzel şeyler inşa edilecek.”

***

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu:

“Türkiye için gerçekten tarihi bir gün. İlk defa, on yıllar sonrası altı siyasi parti bir araya geldi. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kötü durumu dikkate alarak, temel özgürlük, demokratik ilkelerde bir araya geldi, hukukun üstünlüğünü bir an evvel Türkiye’ye geri getirme noktasında bir kararlılık içerisinde bir mutabakat metni hazırlandı. Bu mutabakat metni çok çok önemli. Mesele sadece parlamentonun güçlendirilmesinin çok ötesinde, bir demokrasi manifestosu söz konusu, bunu biz birlikte hazırladık. Elbette bu, öncelikli olarak ilkelerde bir ittifak, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişle ilgili yol haritasında bir ittifak. Bundan sonraki süreç elbette çok daha önemli. Bütün partiler, içinde bulunduğumuz şartların, ülkenin her geçen gün daha fazla felakete doğru gittiğinin bilincinde. Ve bu ortamdan, bu kötülüklerden Türkiye’yi hep birlikte kurtarabileceğimiz bilinci içerisinde. Böyle bir süreç işletiyoruz, hayırlı olur ülkemiz için inşallah.

Bu noktada, mutabakat metni güçlü bir demokrasi manifestosu, yarının Türkiye’si nasıl olmalı sorusuna cevap veren bir manifesto. Dolayısıyla, yarının Türkiye’si nasıl olmalı? Özgürlükçü olmalı, katılımcı olmalı, çoğulcu olmalı. Demokrasiye şerh konulmamalı, hukukun üstünlüğünü olmazsa olmaz olarak kabul etmeli, ama bununla lafta yetinilmemeli, bunların gerekleri yerine getirilmeli. Parlamentoya giden yollar demokratikleştirilmeli, seçim kanunu değiştirilmeli, siyasi partiler kanunu değiştirilmeli, meclis iç tüzüğü değiştirilmeli, anayasa değiştirilmeli, meclisteki çalışmalarda çoğulculuk ve uzlaşma kültürü esas alınmalı, yargı bağımsızlığı tartışmasız bir biçimde tesis edilmeli. Türkiye’de belki de siyasetin üzerinde en büyük kötülük olan yolsuzluklarla gerçekten etkin bir biçimde mücadele edilmeli. Bu sebepten dolayı siyasi etik kanunu çıkartılmalı ve bu ağır yaptırımlar öngörmeli. Mecliste siyasi etik komisyonu kurulmalı. Tabi kamu düzeni ile ilgili yaptığımız çok geniş bir çalışma var, bunun saptamaları var. Bu noktada, güçlendirilmiş parlamenter sistem derken parlamento bu sistemin kalbi. Parlamentonun ruhu bu sistemin temel felsefesi. Yani uzlaşma kültürünün, katılımcılık ruhunun, çoğulculuğun, ülkenin her bir renginin orada mümkün mertebe temsil edilmesi azmi ve buraya yansımış o ruhun bütüncül bir biçimde güçlendirilmiş parlamenter sistemde kendisini ortaya koymuş bir metin hazırladık. Bu 48 sayfalık bir metin, geniş bir metin. Dolayısıyla bu detayların hepsi ele alındı.”

***

Demokrat Parti Ekonomik İşler Başkanı Bülent Şahinalp:

“Bugün Türk siyasi hayatında bir dönüm noktasıdır. Farklı siyasi tabanlardan gelen, farklı planları, programları, tüzükleri olan altı parti büyük bir uzlaşı kültürü içinde, müzakere kültürü içinde nasıl bir Türkiye hayal ettiğimizi bugün kamuoyuna takdim ettik. Genel başkanlarında onayını alan metinde, 48 sayfa sadece seçim sistemi ya da parlamentonun kompozisyonundan ibaret değil. Bugün Türkiye’de milyonların şikâyetçi olduğu, yolsuzluklardan, rüşvetten, ihalelerden, kamuya eleman alımındaki liyakatsizliğe kadar değişik konularda çözümlerimizi kaleme almaya çalıştık. Tekrar söylüyorum, burada nasıl bir Türkiye hayal ettiğimiz metni var. Bence önümüzdeki seçimde Türk halkı şuna karar verecek. Bugün tek kişinin istediğini yapan bir sistemin devamını mı isteyecekler yoksa batılı anlamda dünyada demokrasinin, insan haklarının, temel hak ve özgürlüklerin öncelik verildiği, denge, denetleme mekanizmalarının olduğu, uzlaşı kültürünün üzerine oturan bir parlamenter sistem mi arzu edecekler, bence seçimde buna karar verilecek. Belki de Türk siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden birine gidiyoruz.”

***

Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün:

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem öncelikle Türkiye’nin ihtiyacı olan uzlaşmayı ortaya koyuyor. Bu sistemde hem kuvvetlerin hem aktörlerin hem de tabanının birbiriyle uzlaşması gerekir. Bu sistemde istişare önemli, yapılacak işler Mecliste istişare edilerek yapılacak, yine yürütmede de tek adama değil, başbakana, bakanlar kuruluna ve bakanlara dağıtılıyor. Öbür taraftan adaletin tecellisi için güçlü bir yargı, bağımsız bir yargı öngörüyoruz. Meclisten ayrı, yürütmeden kopmuş ve yürütmenin boyunduruğundan kurtulmuş bir yargı öngörüyoruz. Dolayısıyla taşların yerine oturduğu, tekrar kurumların ihya edildiği, devletin bir hizmet edici unsur olarak ortaya çıktığı bir kurumsal devleti, hizmet eden devleti inşa etmek için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi ortaya koyduk.

Ayrıca, yarının Türkiye’si diyoruz. Bu motto önemli. Bu sistemle biz, eski vesayetçi sisteme dönmek istemiyoruz. Önceki parlamenter sistem diye bize sunulan aslında gerçek bir parlamenter sistem değildi. Bu sistemde vesayet odakları vardı. Halktan oy almamış ama hükümetin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi yetkileri olan bir Cumhurbaşkanı vardı, yargı vesayeti vardı, kurumsal vesayetler vardı. Bu bakımdan o sistem parlamenter sistem değildi. Şimdi gerçek parlamenter sisteme geçiyoruz hem de güçlendirilmiş bir şekilde geçiyoruz. Onun için yarının Türkiye’sine dikkat çekiyoruz, geçmişe değil. Geçmişte kullanılan iki sistemde maalesef ucube sistemlerdi. Hem parlamenter sistem ucube sistemdi, hem de Başkanlık sistemi diye bugün bizlere sunulan sistem ucube sistemdi. Her iki sistemi de reddettiğimiz için yarının Türkiye’sine işaret ediyoruz, bir umuda işaret ediyoruz. İnsanlar yarınlarının iyi olmasını istiyorlar. Maalesef yarınlarından ümidini kesen gençlerimiz, çocuklarımız yurtdışına gidiyorlar. Milletimize bir umut olacak bir proje sunmak istiyoruz, onun için mottomuz yarının Türkiye’sidir.”

***

İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem:

“Bir kere 28 Şubat Türk siyasi tarihinde çok nadir görülen bir birlikteliği temsil ediyor. Çünkü altı tane siyasi partinin bir araya gelerek ortak ilkelerde, Türkiye’nin nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin ilkelerde bir araya gelebilmesi, bu çalışmayı birlikte yapabilmesi ve sonrada altı tane genel başkanın bunu kamuoyuna açıklayabilmesi bir kere kendi başına çok kıymetli. Çünkü şu an muhalefetin dinlenmediği, farklı fikirleri dinlenmediği, dolayısıyla Türkiye’yi yönetirken milletin fikirlerine kıymet verilmeyen bir yönetim anlayışı var. Bugün bunun tam tersi olan bu tek adam, başkasına sormadan, ben ne dediysem oldu, dış politikada, ekonomide, siyasette ben ne istersem o olur rejiminin ve anlayışının tam 180 derece tersi olan, benden değil, bizden ve Türkiye’den giden bir anlayış ve bir sistem var burada, bu bakımdan çok kıymetli. Diğer taraftan, bir savaşın eşiğindeyiz, Montrö gibi kıymetli bir anlaşmayı didik didik ederek kıymetsizlendirmek, hatta sonunun geldiğini ve ortadan kalktığını iddia eden bir Ak Parti iktidarı, Sayın Cumhurbaşkanından tutun her kademesinde bunu yaşadık. Bugün geldiğimiz noktada ise ne görüyoruz? Ne kadar aslında Montrö’nün önemli olduğunu görüyoruz. Sayın genel başkanımız ne diyordu önemli konularda? Devlet masası kuralım, çünkü bu tek bir partinin, tek bir iktidarın derdi olan yahut onun çözüm bulabildiği bir konu değil diyordu kaç zaman evvel. İşte o noktadayız. Bizi adım adım Ak Parti bütün bu karışıklıkların içine düşürdü. Hem iç politikada, hem dış politikada, hem ekonomide, hem adalette… Bugün biz bunun bir gün daha artık Türkiye’nin tahammülünün olmadığını altı siyasi parti olarak kamuoyuna açıklıyoruz. Ve yarının Türkiye’sinin ilk adımı bugün atılıyor. Bu yeniden biz olmak, Türkiye olmak, millet olmak demektir, milletin sesi olmanın günü bugündür.”

***

Saadet Partisi Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya:

Türkiye demokrasisi uzun zamandır siyasi partilerin bir araya gelip Türkiye’nin meselelerini konuşmayla ilgili sorunlu bir sürece girmişti. Hem dünya genelinde hem de coğrafyamızda gerçekten sıkıntılı bir sürece doğru gidiyoruz. Böyle bir süreçte Türkiye’nin devlet olarak, millet olarak kendi sistemini yeniden gözden geçirerek demokratik bir hukuk sistemini inşa etmesiyle ilgili bir yolun ilk adımı bugün yaptığımız toplantıdır. Dediğim gibi hem Türkiye’nin hem de coğrafyamızın girdiği kritik süreçte bu çalışma çok daha anlamlı bir hale geliyor. Hele hele toplumların ve milletlerin kendi iç bünyelerinde birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bugünler bizlere çok daha iyi gösteriyor. Bu toplantının birlik ve beraberliğin ilk adımı olacağı umuduyla gerçekten toplumda bir heyecan uyandıracağına inanıyorum. Dolayısıyla bu bir inşa için ilk adımdır. İyi niyet ve gerçekten meselelerin çözümüne dair halisane niyetler ortaya konuldu. Bu niyetler bir yolun ilk adımı ama her uzun yolculuk bir adımla başlar ve bu adım mutlaka bizi sonuca ulaştıracaktır diye inanıyorum.”

*****

Güçlendirilmiş parlamenter sistem toplantısında yazarlar, gazeteciler, meslek ve kadın örgütleri, akademisyenler, sendikalar, STK temsilcileri ve siyasetçiler gibi birçok kesimden davetliler yer aldı. Toplantıyla ilgili davetlilerden bazılarının görüşleri şu şekilde:

MetroPoll Araştırma'nın kurucusu ve CEO'su Özer Sencar:
“Türk siyasi tarihinde eğer gerisi getirilirse son yılların en önemli olayı. Dünyada otoriter rejimlere karşı iki olay gerçekleşiyor. Bir tanesi Ukrayna’nın Putin’e karşı direnmesi. İkincisi de Türkiye’de muhalefetin otoriter Ak Parti yönetimine karşı başarılı bir girişimi. Umarım bu girişim asıl hedefine ulaşır. Türkiye’de demokrasi, özgürlükler ve hukuk devletinin demokratik bir ülkede olması gerektiği şekilde inşası anlamına geliyor. Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere, altı lideri de kutluyorum.”

***

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ergen:

“Bugünü her yönden yarına atılımın başlangıç noktası olarak görüyoruz. Ayrıca, bizi yarına hazırlayacak üniversitelerin idari, mali ve bilimsel özerkliğinin tescili olarak görüyoruz.”

***

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay:
“Türk demokrasisi için milattır. Çok farklı siyasi anlayışlar demokrasi için güç ve işbirliği yapmıştır ve bu çok önemlidir. Memleketimize hayırlı olsun.”

***

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın:
“Üzerine inşa etmemiz gereken çok kıymetli bir başlangıç.”

***

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel:
“6 liderin birbirlerine doğru attığı birer küçük, Türkiye’nin demokrasiye dönüşü için tarihi ve büyük bir adımdır.”

***

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin:
“Demokrasi ve atılım için umut”

***

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta:
“Bugün Türkiye’nin demokratik, hukuk devleti olarak geleceği inşa ediliyor.”

***

İYİ Parti Siyasi İşler Başkanı Cihan Paçacı:
“Demokrasi kazanıyor”

Yorum Yap
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Yorumlar (19)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.