Danıştay 5. Dairesi'nin, kamuoyunda "Barış Akademisyenleri" olarak bilinen ve "Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisine imza attıkları gerekçesiyle KHK ile ihraç edilen akademisyenler hakkında verdiği son karar, siyaset ve hukuk dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Danıştay'ın kararında, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bir "süper temyiz mahkemesi olmadığı" ve ihlal kararlarına uyulmasının zorunlu bulunmadığı yönündeki ifadeleri, yüksek yargı organları arasındaki yetki krizini yeniden gündeme taşıdı.
Konuya ilişkin sosyal medya hesabı (X) üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yapan Bağımsız İstanbul Milletvekili ve hukukçu Mustafa Yeneroğlu, kararın Anayasa'nın 153. maddesine açıkça aykırı olduğunu belirtti.
"AYM'NİN AÇIK TESPİTİNE RAĞMEN AYNI FİİL CEZALANDIRILIYOR"
Yeneroğlu, Anayasa Mahkemesi'nin 26 Temmuz 2019 tarihli kararını hatırlatarak, yüksek mahkemenin söz konusu bildiriyi ifade ve akademik özgürlük kapsamında değerlendirdiğini vurguladı. AYM'nin, "devletin terörle mücadele politikalarını eleştiren görüş ve düşünceler nedeniyle kişilere yaptırım uygulanmaması gerektiğine" hükmettiğini belirten Yeneroğlu, "Buna rağmen Danıştay şimdi, yalnızca bildiriye imza atmış olmayı ve imzanın geri çekilmemiş olmasını tek başına kamu görevinden çıkarma için yeterli görmektedir. Böylece Anayasa Mahkemesi’nin açık tespitine rağmen aynı fiil yeniden ve farklı bir yolla cezalandırılmaktadır" ifadelerini kullandı.
"CAN ATALAY KRİZİNİN İDARİ YARGIDAKİ DEVAMI"
Danıştay kararının en sorunlu yönünün AYM'nin bireysel başvuru kararlarının bağlayıcı olmadığını ileri sürmesi olduğunu savunan Yeneroğlu, çok çarpıcı bir benzetmede bulundu. Yeneroğlu, bu yaklaşımı "Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Can Atalay kararında açtığı anayasa dışı çizginin idari yargıdaki devamı" olarak nitelendirdi.
"AYM KARARLARINI UYGULAMAK TAKDİR MESELESİ DEĞİLDİR"
Anayasa'nın 153. maddesinin "Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar" hükmünü içerdiğinin altını çizen Yeneroğlu, açıklamasına şöyle devam etti: "Bu bağlayıcılığı 'iptal kararı' ile 'ihlal kararı' arasında yapılan keyfi bir ayrım üzerinden tartışmaya açmak, anayasal düzenin hiyerarşisini fiilen ortadan kaldırmak anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulayıp uygulamamak mahkemelerin takdirine bırakılmış bir mesele değildir. Danıştay bu kararları beğense de beğenmese de Anayasa gereği bağlayıcıdır."
"HERKESİN HUKUKUNU İLGİLENDİREN CİDDİ BİR SORUN"
Yeneroğlu, açıklamasının sonunda meselenin sadece ilgili akademisyenlerle sınırlı olmadığını vurgulayarak tehlikenin boyutuna dikkat çekti: "Bu karar yalnızca Barış Akademisyenlerini ilgilendiren bir mesele değildir. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığının tartışmaya açılması, anayasal düzenin temelini ve herkesin hukukunu ilgilendiren ciddi bir sorundur."
Danıştay’ın Barış Akademisyenleri Kararı Hakkında
— Mustafa Yeneroğlu (@myeneroglu) March 12, 2026
Danıştay 5. Dairesi, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladığı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan bir akademisyen hakkında verdiği son kararında, sadece söz konusu bildiriyi imzalamış olmayı kamu görevinden çıkarılma…
