ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Başkan Donald Trump'ın Suriye ve Irak Özel Temsilcisi olan Tom Barrack, Orta Doğu'da devam eden savaşın ardından kurulabilecek yeni bölgesel iş birliklerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Gazeteci ve yayıncı Mario Nawfal'ın YouTube kanalındaki söyleşiye katılan Barrack, İran'la yaşanan çatışmaların Körfez ülkelerinin enerji güvenliği stratejilerini değiştirdiğini, bu süreçte Türkiye'nin yeni ulaşım ve enerji koridorlarında önemli rol üstlenebileceğini söyledi.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın mevcut enerji ihracat yollarına bağımlılıklarını azaltmak zorunda kaldıklarını belirten Barrack, alternatif güzergâhların Suriye, Irak ve Türkiye üzerinden uzanabileceğini ifade etti.
Barrack'ın Türkiye ile Yunanistan arasında enerji alanında iş birliği yapılması yönündeki sözleri, Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları ve enerji kaynakları üzerinden yaşanan anlaşmazlıkların sürdüğü dönemde geldi.
"SURİYE, IRAK VE TÜRKİYE ÜZERİNDEN BORU HATLARI İNŞA EDECEĞİZ"
Bölgedeki çatışmaların Körfez ülkelerini yeni enerji ihracat güzergâhları aramaya yönelttiğini anlatan Barrack, mevcut ulaşım yollarının güvenliğinin artık yeterli görülmediğini söyledi.
Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı'na, Birleşik Arap Emirlikleri'nin ise Umman Körfezi kıyısındaki Füceyre Limanı'na alternatif çıkış noktaları olarak ihtiyaç duyduğunu belirten Barrack, Katar'ın ise benzer bir imkâna sahip olmadığını vurguladı.
Barrack, şu ifadeleri kullandı:
"Suudi Arabistan için Yenbu'ya alternatif bir çıkış kapısı olarak ihtiyacımız var. BAE için Füceyre'ye ihtiyacımız var. Katar'ın ise arka kapısı yok. Ön kapıdan geçmek zorunda. Şimdi herkesin ikinci bir kapıya ihtiyacı var."
Yeni güzergâhların Türkiye'ye uzanacağını belirten ABD'li diplomat, şöyle devam etti:
"Bu nedenle Suriye, Irak ve Türkiye üzerinden uzanan boru hatları inşa edeceğiz."
Barrack, bu projelerin bölge ülkelerinin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını birbirine bağlayan yeni bir iş birliği zemini oluşturabileceğini savundu.
"YUNANİSTAN DA BU ENERJİ KORİDORUNUN PARÇASI OLMALI"
Barrack, Türkiye üzerinden geçmesi öngörülen enerji hatlarının Yunanistan'la da ilişkilendirilmesi gerektiğini söyledi.
İki ülke arasında uzun yıllardır devam eden anlaşmazlıkları eleştiren Barrack, enerji iş birliğinin bu sorunların aşılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
ABD Büyükelçisi, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye ve Yunanistan'la ilgili bu meselede, Yunanistan'ın da kesinlikle o enerji koridorunun parçası olması gerekiyor."
Ardından iki ülkenin ilişkilerine yönelik değerlendirmesinde daha açık konuştu:
"Yunanistan ve Türkiye yıllardır tartışıyor. Bu saçmalık. Tek yapmaları gereken bir araya gelmek ve 'Harika, iki enerji koridorumuz olacak ve birbirimize yardım edeceğiz' demek."
Barrack, bölgede yaşanan krizin Türkiye ve Yunanistan'ı yeni bir ekonomik iş birliğine yönlendirebileceğini belirtti.
Bu tür gelişmelerin diplomatik görüşmeler sayesinde ortaya çıkabileceğini ifade eden Barrack, Trump'ın bölge ülkelerini ortak çözümler aramaya zorladığını savundu.
Barrack'ın sözleri, yeni boru hatlarının güzergâhlarını, finansmanını veya inşaat takvimini içeren resmî bir proje duyurusu niteliği taşımıyor.
"İRAN'DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL, REJİMİN POLİTİKALARININ DEĞİŞMESİNİ İSTİYORUZ"
Barrack, röportajda İran'la yaşanan çatışmaların geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Washington yönetiminin İran'da rejim değişikliğini hedeflemediğini belirten Barrack, mevcut İran yönetiminin dış politikalarının değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Barrack, "İran'da rejim değişikliği değil, mevcut rejimin politikalarının değişmesi gerekiyor. Bunun için de iki tarafın adım atması şart. Her iki tarafı da sakinleştirmemiz gerekiyor" dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bölgesel diplomasi açısından önemli rol oynadığını belirten Barrack, Trump yönetiminin önceliğinin taraflar arasında yeni bir uzlaşma zemini oluşturmak olduğunu savundu.
Barrack, tarafların karşılıklı adım atmaması halinde Orta Doğu'daki istikrarsızlığın daha da derinleşebileceğine işaret etti.
İRAN'A BU HAFTA SONU SALDIRI OLASILIĞI SORULDU: "KESİNLİKLE"
Barrack'ın Mario Nawfal ile gerçekleştirdiği söyleşinin kamuoyuna yansıyan bir diğer bölümünde, ABD'nin İran'a yeni bir askerî saldırı düzenleyip düzenlemeyeceği de gündeme geldi.
Nawfal'ın, "Bu hafta sonu bir saldırı olabilir mi?" sorusuna Barrack, "Kesinlikle" yanıtını verdi.
Trump'ın İran'la anlaşmaya açık olduğunu belirten Barrack, iki taraf arasında uzun süredir müzakerelerin sürdüğünü ifade etti.
ABD'nin yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve askerî çatışmaların sona erdirilmesi gibi başlıklarda anlaşma arayışında olduğunu söyleyen Barrack, İran'ın bölge ülkelerine yönelik tehditlerini sürdürmesi halinde sonuçları olacağını belirtti.
Ancak olası bir askerî müdahalenin İran'da rejim değişikliğini hedeflemeyeceğini savundu.
"TRUMP HERKESİ DİNLİYOR AMA SON KARARI KENDİSİ VERİYOR"
Röportajda Trump'ın dış politika kararlarını nasıl aldığı da tartışıldı.
Mario Nawfal, Trump'ın farklı isimlerden sürekli değişen tavsiyeler aldığını belirterek ABD Başkanı'nın doğru kişileri dinleyip dinlemediği konusunda endişeleri bulunduğunu söyledi.
Nawfal, Trump'ın çoğu zaman en son konuştuğu kişinin görüşlerinden etkilendiği yönündeki değerlendirmeleri hatırlattı.
Barrack ise bu yaklaşımın gerçeği tam olarak yansıtmadığını savundu.
"Size kişisel bir gözlemimi aktarayım. Trump herkesi dinler. Peki duyduklarına mutlaka uyar mı? Hayır" diyen Barrack, ABD Başkanı'nın karar vermeden önce farklı görüşleri karşılaştırdığını belirtti.
Marco Rubio, Başkan Yardımcısı JD Vance, Hazine Bakanı Scott Bessent, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick gibi isimlerin Trump'ın çevresinde bulunduğunu hatırlattı.
Barrack, Trump'ın farklı uzmanlık alanlarından kişileri aynı masaya getirerek görüşlerini dinlediğini, ardından kendi değerlendirmesini yaptığını anlattı.
TRUMP'IN KARAR ALMA YÖNTEMİNİ KAHVE ÖRNEĞİYLE ANLATTI
Barrack, Trump'ın karmaşık konularda nasıl karar aldığını açıklarken dikkat çekici bir benzetme yaptı.
Kendisinin en iyi espresso veya cappuccino konusunda karar vermek için kapsamlı araştırmalar ve uzun raporlar hazırlayabileceğini söyleyen Barrack, Trump'ın ise doğrudan konunun uzmanlarını bir araya getireceğini ifade etti.
Barrack'a göre Trump, kahve üreticisinden su tedarikçisine, kahve zinciri yöneticisinden makine üreticisine kadar farklı kişileri aynı masada toplar ve her birine hangi unsurun daha önemli olduğunu sorardı.
ABD Büyükelçisi, Trump'ın bu görüşleri dinledikten sonra kendi sezgileriyle karar verdiğini belirterek, "Benim deneyimime göre zamanın yüzde 95'inde ne yaptığını biliyor" değerlendirmesinde bulundu.
"TRUMP'IN HEDEFİ KENDİNDEN ÖNCEKİ 45 BAŞKANIN YAPAMADIĞINI YAPMAK"
Barrack, ABD Başkanı'nın Orta Doğu politikasını değerlendirirken Trump'ın kendi siyasi mirasına odaklandığını da savundu.
Trump'ın yeniden başkanlık yarışına girmeyeceğini, bu nedenle kişisel seçim hesabı yapmadığını belirten Barrack, ABD Başkanı'nın ekonomik olarak da yeni kazanç arayışına ihtiyaç duymadığını ileri sürdü.
Barrack, "Trump'ın asıl baktığı şey, kendisinden önceki 45 başkanın yapamadığı neyi başarabileceği" dedi.
Bölgesel gelişmelerin son derece hızlı değiştiğini belirten Barrack, Washington yönetiminin her zaman önceden hazırlanmış bir dış politika planıyla hareket edemediğini söyledi.
"Bazen keşke elimde bir dış politika el kitabı olsa diyorum. Gün gün ne yapacağımız yazsa. Ama olaylara günün 24 saati gerçek zamanlı tepki veriyoruz" ifadelerini kullandı.
KÖRFEZ'DEKİ KRİZ BÖLGE ÜLKELERİNİ BİRBİRİNE YAKLAŞTIRDI
Barrack, Orta Doğu'daki savaşın olumsuz sonuçlarının yanında bölge ülkeleri arasında yeni temasların başlamasına da yol açtığını savundu.
Daha önce Katar'a ambargo uygulayan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bugün enerji ve güvenlik alanında yeniden iş birliği arayışına girdiğini söyledi.
Barrack, bu gelişmelerin bölge ülkelerinin mevcut tehditler karşısında birlikte hareket etmek zorunda olduğunu gösterdiğini belirtti.
Türkiye ve Yunanistan'ın enerji alanında ortak çıkarlar etrafında buluşmasının da benzer bir dönüşüm yaratabileceğini ifade etti.
Barrack'a göre Orta Doğu'da yeni enerji koridorlarının oluşturulması yalnızca ekonomik bir proje değil, bölgedeki siyasi ve güvenlik ilişkilerinin yeniden düzenlenmesinin de bir parçası olabilir.
ABD Büyükelçisi, Türkiye, Suriye, Irak ve Yunanistan arasında yeni enerji bağlantıları kurulmasına yönelik görüşlerinin bu değişen bölgesel dengeler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
