Uluslararası Af Örgütü, Kuzeydoğu Suriye’de yaşanan son gelişmelerin ardından yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Suriye yetkilileri ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında daha önce birçok kez çatışma yaşandığına, ayrıca IŞİD ile bağlantılı olduğu düşünülen kişilerin tutulduğu bazı gözaltı merkezleri ve kampların kontrolünün Suriye yetkililerine devredildiğine dikkat çekildi.
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktör Yardımcısı Kristine Beckerle, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Suriye yetkilileri, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile koordineli bir biçimde, şu andan itibaren kontrol ettikleri gözaltı merkezleri ve kamplarında insan haklarına uygun bir tarama süreci yürütmeli. Kimin uluslararası hukuk suçları veya yerel hukuk kapsamındaki ciddi suçlar nedeniyle soruşturulması ve yargılanması, kimin uygun olduğunda ülkesine iade edilmesi ve menşe ülkesinde yargılanması ve kimin serbest bırakılması gerektiğini tespit etmeliler. Yerel yargılamalar uluslararası adil yargılama standartlarını karşılamalı ve ölüm cezasına başvurmadan gerçekleştirilmeli.”
DELİLLERİN KORUNMASI VURGUSU
Beckerle, Suriye yetkilileri ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin, IŞİD tarafından işlenen uluslararası hukuk suçlarına ilişkin kanıtları acilen güvence altına alması gerektiğini belirtti. Açıklamada, katliam alanları, toplu mezarlar ve gözaltı merkezlerindeki yazılı belgelerin korunmasının hayati önemde olduğu vurgulandı.
Beckerle, bu delillerin yalnızca savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçların faillerinin yargılanması için değil, aynı zamanda IŞİD tarafından kaybedilen Suriyelilerin akıbetinin ve nerede olduklarının tespit edilmesi açısından da kritik olduğunu ifade etti.
“SİYASİ KIRILMANIN BEDELİNİ SİVİLLER ÖDEMEMELİ”
Açıklamanın devamında Beckerle, sivillerin korunmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Suriye’de tekrarlayan çatışmalar, siviller üzerinde yıkıcı bir etki yarattı. Uluslararası Af Örgütü, son dönemdeki çatışmaların tüm taraflarına yaptığı, uluslararası insancıl hukuk yükümlülüklerine bağlı kalma ve Suriye’deki bir diğer siyasi kırılmanın bedelini sivillere ödetmeme çağrısını yinelemektedir.”
NE OLMUŞTU?
Beşar Esad hükümetinin Aralık 2024’te düşmesinin ardından, SDG Suriye’nin kuzeydoğusunun büyük bir bölümünü kontrol etmeye devam etti. Aralık 2025 ve Ocak 2026’da Halep’te, Suriye yetkilileri ile SDG arasında çatışmalar yaşandı; bu çatışmalarda en az 20 sivilin öldüğü ve yaralandığı bildirildi.
Ocak ayı ortasında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarına ilişkin 2026 Yılı 13. Kararnamesi’ni yayımladı. 18 Ocak’ta ise SDG Komutanı Mazlum Abdi ile sivil yönetim, sınır kapıları, güvenlik entegrasyonu ve IŞİD ile bağlantılı gözaltı merkezlerinin devlet kontrolüne geçmesini öngören bir anlaşma yapıldığı duyuruldu.
Ancak anlaşma 19 Ocak’ta çöktü ve çatışmalar yeniden başladı. Altyapı dahil olmak üzere sivil yapıların zarar gördüğü, Birleşmiş Milletler verilerine göre yaklaşık 11 bin kişinin çatışmalar ya da gerilimin tırmanacağı endişesiyle Kamışlı’ye göç ettiği bildirildi. 20 Ocak’ta dört günlük bir ateşkes ilan edildiği açıklansa da yer yer çatışmaların sürdüğüne dair bilgiler paylaşıldı.
GÖZALTI MERKEZLERİ VE KAMPLAR
20 Ocak’ta Suriye yetkilileri, IŞİD ile bağlantılı olduğu düşünülen kişilerin tutulduğu bazı gözaltı merkezleri ile El Hol Kampı’nın kontrolünü devraldı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise bölgedeki diğer kamplar ve gözaltı merkezlerinin kontrolünü sürdürmeye devam ediyor.
AF ÖRGÜTÜ’NÜN ÖNCEKİ RAPORLARI
Uluslararası Af Örgütü, 2024 yılında kuzeydoğu Suriye’deki gözaltı merkezleri ve kamplarda tutulan, aralarında Suriyeliler, Iraklılar ve diğer yabancı uyrukluların da bulunduğu on binlerce erkek, kadın ve çocuğun durumuna ilişkin kapsamlı bir rapor yayımlamıştı. Bu kişiler arasında IŞİD tarafından işlenen suçların failleri ile bu suçlara maruz bırakılanlar ve hiçbir silahlı grupla bağlantısı olmayan sivillerin de bulunduğu belirtilmişti.
2025 yılında ise Uluslararası Af Örgütü; Suriye hükümetine, özerk yetkililere, ABD öncülüğündeki koalisyona ve Birleşmiş Milletler’e, bu uzun süredir devam eden krize yönelik çözüm yollarının acilen belirlenmesi çağrısında bulunmuştu.
