Görüşler

Siyasetçinin servetini neden bilmiyoruz?

Siyasetçinin servetini neden bilmiyoruz?

Tarihçi Hasan Köse, sermaye piyasalarında krize neden olan ve siyasetin bir numaralı gündemi haline gelen fon soruşturmasını yazdı. Siyasetçilerin serveti konusuna dikkat çeken Köse, Türkiye’de böyle bir sistemin olmadığını söylüyor.

Geçtiğimiz günlerde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya, kendisi ve eşi hakkında ileri sürülen hisse işlemi iddialarının araştırılabilmesi amacıyla parti görevinden ayrıldığını açıkladı. Muhalefetin gündeme taşıdığı iddia, Kaya ve eşinin Nisan 2026’da yaklaşık 163 milyon liralık Özata Denizcilik hissesi aldığı, hisselerin daha sonra yaklaşık 2,17 milyar liraya satıldığı yönündeydi. Hakkında kesinleşmiş bir suç hükmü bulunmayan Kaya’nın görevinden ayrılması, olayın kişisel boyutundan daha önemli bir soruyu yeniden görünür kıldı: Türkiye’de bir siyasetçinin göreve başlamadan önceki servetiyle kamu gücünü yıllarca kullandıktan sonraki servetini karşılaştırabilecek, artışın kaynağını nesnel biçimde sınayabilecek ve sonucu kamuoyuna gösterebilecek bir sistemimiz var mı?

OECD’nin Mart 2026’da yayımladığı Türkiye değerlendirmesi bu konuda oldukça çarpıcı bir fotoğraf veriyor. Türkiye, çıkar çatışmasını düzenleyen mevzuata ilişkin ölçütlerin yüzde 56’sını karşılıyor; uygulamaya ilişkin OECD ölçütlerinde ise oran yüzde 0. OECD ortalaması mevzuatta yüzde 80, uygulamada yüzde 45. Türkiye’de üst düzey kamu görevlilerinin çıkar ve mal varlığı bildirimlerini merkezi biçimde toplayıp doğrulamaktan sorumlu tek bir kurum bulunmuyor. Hükümet üyeleri, milletvekilleri, yüksek yargı mensupları ve üst düzey bürokratlar için bildirim yükümlülüğü mevcut olmakla beraber yüksek düzey kamu görevlilerinin mal ve menfaat bildirimleri kamuya açıklanmıyor. Türkiye, hükümet üyeleri, parlamenterler ve yüksek yargı bakımından bildirimlerin verilme oranlarına ilişkin bilgiyi de OECD’ye sunmuş görünmüyor.² Buradaki yüzde 0’ın anlamı ülkede hiçbir denetim faaliyeti yürütülmediği değildir; OECD’nin tanımladığı uygulama kriterlerinin karşılanmadığını gösterir. Fakat siyasal bakımdan ortaya çıkan sonuç nettir: mevzuat ile gerçek, karşılaştırılabilir ve kamusal denetim arasında ciddi bir mesafe vardır.

Avrupa Konseyi bünyesindeki Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu GRECO’nun Türkiye değerlendirmeleri aynı yapısal probleme başka bir pencereden bakıyor. GRECO’nun milletvekilleri, hâkimler ve savcılar bakımından yürüttüğü Dördüncü Değerlendirme Turu’nun 2026’da kamuya açıklanan son özetine göre Türkiye’ye yöneltilmiş 22 tavsiyenin üçü tatmin edici biçimde uygulanmış, dokuzu kısmen uygulanmış, onu uygulanmamış durumda. Milletvekilleriyle ilgili tavsiyelerin hiçbirinde son raporlama döneminde ilerleme sağlanmadığı, özellikle milletvekillerinin mal bildirimlerinin doğrulanması meselesinin çözümsüz kaldığı belirtiliyor. GRECO genel uyum seviyesini de “genel olarak yetersiz” olarak değerlendiriyor.³ Burada yeni ortaya çıkmış geçici bir mevzuat eksikliğinden ziyade yıllardır devam eden bir denetim sorunundan söz ediyoruz.

GRECO’nun üst düzey yürütme görevlilerini ele alan Beşinci Değerlendirme Turu ise meseleyi daha da doğrudan ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, bakan yardımcıları ve üst düzey danışmanların mal bildirimlerinin düzenli aralıklarla esaslı biçimde incelenmesi, kolay erişilebilir şekilde çevrim içi yayımlanması ve ihlaller karşısında etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımlar uygulanması tavsiye ediliyor. GRECO aynı değerlendirmede 2018 anayasa değişiklikleriyle ortaya çıkan güçlü cumhurbaşkanlığı/yürütme sistemi karşısında mevcut denge ve denetim mekanizmalarının artan yürütme yetkilerini karşılayacak ölçüde güçlü olmadığını da ifade ediyor.⁴ Bu değerlendirme herhangi bir kişi hakkında suç hükmü kurmuyor; sistemin yolsuzluğu önleme, çıkar çatışmasını belirleme ve servet değişimini denetleme kapasitesindeki yapısal açıkları gösteriyor.

OECD ile GRECO birlikte okunduğunda varılabilecek hüküm açıktır: Türkiye’de siyasetçilerin ve üst düzey kamu görevlilerinin göreve başlamadan önceki mal varlıkları ile görev dönemindeki ve görev sonrasındaki servet değişimini toplumun düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir biçimde izlemesini sağlayacak kurumsal şeffaflık düzeni yeterince kurulmuş değildir. Bu hüküm herhangi bir siyasetçiyi hukuka aykırı biçimde zenginleşmiş ilan etmez. Buna karşılık açıklanamayan servet artışlarının zamanında fark edilmesini, bağımsız biçimde incelenmesini ve kamuoyu tarafından denetlenmesini ciddi biçimde güçleştiren bir devlet kapasitesi açığını ortaya koyar. Bir ülkede siyasetçinin serveti hakkında sürekli söylenti üretilebiliyor, fakat söylentiyi kesin biçimde doğrulayacak veya çürütecek standart veriye ulaşılamıyorsa problem söylentinin kendisinden daha büyüktür.

Türkiye’de meselenin iktidar partisi bakımından ayrıca bir ağırlığı bulunuyor. Yirmi yılı aşan iktidar döneminde merkezi bütçe, büyük kamu yatırımları, ihaleler, özelleştirmeler, kamu bankaları, teşvikler, lisans ve ruhsatlar, imar kararları ve geniş düzenleyici yetkiler büyük ölçüde aynı siyasi hareket tarafından yönetilen kurumlar üzerinden kullanıldı. Bu gerçek herhangi bir AK Partili siyasetçi hakkında kendiliğinden suçlama üretmez. Kamu gücü ne kadar uzun süre ve ne kadar yoğun biçimde belirli kadrolarda toplanıyorsa o kadroların mal varlığının denetlenebilir olması o ölçüde önem kazanır. Güç yoğunlaşmasının doğal karşılığı denetim yoğunlaşmasıdır. Yarın aynı ölçekte kamu gücünü başka bir parti kullanırsa aynı kural onun mensupları için de eksiksiz uygulanmalıdır.

Asıl sorun mal varlığının artması değildir. İnsan miras alabilir, yatırım yapabilir, taşınmazının değeri yükselebilir, şirketi büyüyebilir, eşi kendi mesleğinde veya ticari faaliyetinde önemli gelir elde edebilir. Kamu görevi üstlenen kişinin zenginleşmesi başlı başına suç emaresi sayılamaz. Sorulması gereken daha basittir: Servetteki artış açıklanabiliyor mu? Siyasete girerken sahip olunan varlık, görev süresindeki maaş ve diğer yasal gelirler, borçlar, miras, ticari kazançlar, şirket ortaklıkları ve görevden ayrılırken ulaşılan net servet aynı sistem içinde görülebiliyor mu? Gelir ile servet arasındaki fark olağan sınırların dışına çıktığında bağımsız kurum bu farkın kaynağını araştırabiliyor mu? Kaynak meşruysa siyasetçinin üzerindeki şaibe ortadan kalkar; açıklanamıyorsa hukuk işlemeye başlar.

Burada daha geniş bir mesele de vardır. Modern siyasette ekonomik güç her zaman siyasetçinin şahsi banka hesabında birikmez. Eş, çocuklar, kardeşler, ortaklar, şirketler ve farklı ekonomik ilişkiler üzerinden geniş bir servet ağı ortaya çıkabilir. OECD’nin 2026 değerlendirmesinde Türkiye’de gerçek faydalanıcı sahiplik sicilinin bulunduğu, ancak bilgilerin vergi mahremiyeti kapsamında tutulduğu ve kamuya veya üçüncü kişilere açık olmadığı da belirtiliyor.⁵ Siyaset ile ekonomik güç arasındaki ilişkiyi araştırırken kişinin adına kayıtlı taşınmaz ve mevduatla yetinmek bu nedenle gerçek ekonomik ağı görmeye yetmeyebilir. Denetleyici kurumun şirket ortaklıklarını, gerçek faydalanıcı sahipliği ve çıkar çatışması doğuran yakın çevre ilişkilerini de görebilmesi gerekir.

Türkiye için yapılması gereken teknik olarak karmaşık değildir. Göreve girişte, belirli aralıklarla ve görevden ayrılışta verilen mal bildirimleri aynı elektronik formatta tutulmalı; önceki bildirimlerle otomatik olarak karşılaştırılmalı; bağımsız ve merkezi bir denetim mekanizması olağandışı değişimleri incelemeli; borçlar, önemli şirket ortaklıkları ve ekonomik menfaatler denetime dahil edilmeli; mahremiyet ve güvenlik sınırları korunarak temel mal varlığı bilgileri kamuya açık olmalıdır. GRECO’nun tavsiyesi de üst düzey yürütme görevlilerinin beyanlarının düzenli ve esaslı denetime tabi tutulması, beyanların sistematik ve kolay erişilebilir biçimde yayımlanması yönündedir.⁶ Aile fertlerinin bütün özel ekonomik hayatının kamuya teşhir edilmesi gerekmez; fakat çıkar çatışması veya dolaylı faydalanıcı sahiplik oluşturan ilişkiler bağımsız denetim organından gizlenmemelidir.

Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki son iddialar da bu açıdan okunmalıdır. İddianın doğru olup olmadığı soruşturmanın işidir; gazete köşesinin veya siyasi rakibin hüküm vereceği alan burası değildir. Fakat 163 milyon liralık bir yatırımın birkaç ay içinde 2 milyar liranın üzerinde bir satış tutarına ulaştığı iddia ediliyor ve kamuoyu bunun ekonomik arka planını kendiliğinden doğrulayacak standart bilgilere erişemiyorsa ortada kişisel vakayı aşan bir şeffaflık problemi vardır.¹ Güçlü bir sistemde böyle bir iddia ortaya atıldığında başlangıç serveti, meşru gelir kaynakları, menfaat ilişkileri ve ilgili finansal işlemler yetkili ve bağımsız kurum tarafından incelenir; ulaşılan sonuç hukukun izin verdiği ölçüde topluma açıklanır. Kişi suçsuzsa şaibeden kurtulur, ihlal varsa hukuk işler.

Demokratik devlette güven “Bize güvenin” talebiyle kurulmaz. Güven, yurttaşın yöneticisine güvenmek zorunda kalmadan sistemi denetleyebilmesidir. OECD ile GRECO’nun Türkiye için çizdiği fotoğraf tam burada önem kazanıyor: mesele birkaç siyasetçinin ne kadar zengin olduğu sorusundan önce, onların ne kadar zenginleştiğini nesnel biçimde görebilecek bir düzenimizin bulunup bulunmadığıdır. Kamu gücü kullanan insanın servetindeki değişimi sormak düşmanlık, bunu açıklamak lütuf sayılmamalıdır. Temiz siyasetin en güçlü kanıtı yöneticinin kendi dürüstlüğüne ilişkin sözü değil, servetindeki değişimin bağımsız olarak doğrulanabilmesidir.

*Hasan Köse, eğitimci ve tarihçi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir