2009’daki sel felaketinden ders alınmadı: "Yapılaşma olmayacak" denilen dere yatakları avm ve rezidanslarla dolduruldu

2009’daki sel felaketinden ders alınmadı: "Yapılaşma olmayacak" denilen dere yatakları avm ve rezidanslarla dolduruldu

İstanbul’da dün yaşanan sel felaketi, gözleri betonlaştırılan dere yataklarına ve su havzalarına çevirdi. 2009’da 31 kişinin vefat ettiği felaketin ardından 2013 yılında derelerin iki yanındaki 100 metrelik koruma bandının 10 metreye düşürüldüğü ortaya çıktı. Cendere Havzası’na yapılan lüks AVM’nin sulara gömülmesi ve Kanal İstanbul güzergahındaki Sazlıdere Barajı su havzasında derin çukurların içine dikilen konutların görüntüleri, yaşanan felaketlerden ders çıkarılmadığını gözler önüne serdi.

İstanbul’da biri 14, diğeri 34 yaşında iki kişinin vefat ettiği dünkü şiddetli yağışların ardından cadde, sokak ve alışveriş merkezlerinin sular altında kalması, gözleri bir kez daha kentteki dere yataklarına ve imar politikalarına çevirdi. 2009 yılında 31 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin ardından "dere yataklarına yapılaşma izni verilmeyeceği" yönündeki açıklamalara rağmen, 2013 yılında İSKİ yönetmeliğinde yapılan değişiklikle derelerin her iki tarafındaki 100 metrelik mutlak koruma bandının 10 metreye düşürüldüğü ortaya çıktı. Cendere Havzası'na inşa edilen lüks AVM'nin otopark katlarının sularla dolması ve eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık'ın "Doğa kendisine ait olanı gelir zorla alır" çıkışı, felaketin arkasındaki çarpık kentleşme gerçeğini gözler önüne serdi.

2009’DA 31 CAN GİTTİ, SÖZ VERİLDİ AMA 2013’TE İMARIN ÖNÜ YENİDEN AÇILDI

İstanbul, Eylül 2009’da 4 saat içinde metrekareye düşen 181 kilogram yağışla tarihinin en ağır sel felaketlerinden birini yaşamış ve 31 vatandaş hayatını kaybetmişti. Felaketin hemen ardından iktidar kanadından "artık dere yataklarında kesinlikle yapılaşmaya izin verilmeyeceği" yönünde kararlılık mesajları verilmişti.

Ancak İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği kayıtları, verilen sözlerin aksine koruma kalkanının yıllar içinde nasıl daraltıldığını belgeliyor. 1984 yılında akar derelerin her iki tarafında 1000 metre olarak uygulanan mutlak koruma bandı, 1988 yılında tamamen kaldırılarak imara açıldı. 1990 ve 1994 yıllarında alınan kararlarla bu hatadan dönülerek derelerin her iki yanında 100 metrelik mutlak koruma bandı yeniden tesis edildi ve 2011 yılına kadar korundu. Ancak 2013 yılında yönetmelikte yapılan kritik değişiklikle 100 metrelik yapılaşma yasağı kaldırılarak sadece 10 metrelik işletme bandı bırakılmasına karar verildi.

whatsapp-image-2026-10-15-at-13-13-30-001.jpeg
2009’daki sel felaketinde taşan Ayama Deresi
whatsapp-image-2026-10-15-at-13-14-23-001.jpeg
Ayamama Deresi'nden başka bir görüntü / 2009

İSKİ İÇME SUYU YÖNETMELİKLERİNDE DERELERİN YILLARA GÖRE KORUMA DURUMU:

Yönetmelik Yılı / Tarihi

Derelerin Her İki Tarafındaki Yapılanma Koşulları

1984

Kuru dereler hariç akar derelerin her iki tarafında 1000 m mutlak koruma bandı bırakılır.

1986

0-200 m'de mutlak koruma alanı hükümleri geçerlidir; 200-1000 m arasında TAKS: 0.05'i geçmeyen en fazla 2 katlı konut yapılabilir.

1988

Kuru ve akar derelere atıksu veya atık deşarjı yapılamaz; koruma bandı yoktur.

1990

100 m koruma bandı içerisinde mevcut yapı ve tesisler kaldırılır; orta ve uzak mesafedeki derelerin 100 m'lik koruma bandında mutlak ve kısa mesafeli kuşaklardaki hükümler geçerlidir.

19.01.1994

100 m'lik mutlak koruma bandı alanıdır; kirliliğe sebep olabilecek mevcut yapı ve tesisler bu alanlardan uzaklaştırılır.

1995 / 1998 / 2003 / 2006 / 2011

Derelerin her iki tarafında 100 m'lik alan mutlak koruma bandı olarak bırakılır.

2013

Derelerin her iki tarafında yalnızca 10 m'lik işletme bandı bırakılır.

whatsapp-image-2026-10-15-at-13-10-56.jpeg

168 DEREDEN SADECE 15'İ KENDİ YATAĞINDA AKIYOR

Resmi kayıtlara göre İstanbul genelinde toplam uzunluğu 3 bin 500 kilometreyi bulan 168 dere bulunuyor. Ancak bugün çoğunluğu kentin uzak çevre ilçelerinde yer alan yalnızca 15 dere açıkta ve kendi doğal yatağında akabiliyor.

Geriye kalan derelerin büyük bölümü ya tamamen kurutulmuş ya da yer altındaki beton kanallara hapsedilmiş durumda. İSKİ verilerine göre, geçmiş yıllarda inşa edilen bu beton kanalların önemli bir kısmını düşük hacimli "künk borular" oluşturuyor. Dere yataklarının üstünün dev rezidanslar, çok katlı bloklar ve alışveriş merkezleriyle kapatılması nedeniyle, yetersiz kalan bu altyapının yeniden ıslah edilmesi de imkânsız hale geldi. Kentin farklı şantiye alanlarından yansıyan görüntülerde de çok katlı betonarme blokların aşırı kot farklarıyla doğrudan derin çukurların ve yamaçların içine inşa edilmeye devam ettiği görülüyor.

CENDERE HAVZASI’NDAKİ LÜKS AVM SULARA GÖMÜLDÜ

Doğal su yollarının betonlaştırılmasının en ağır faturası, dünkü sel felaketinin en şiddetli vurduğu ilçelerden biri olan Sarıyer’de kesildi. Tarih boyunca taşkın alanı olarak bilinen Cendere Havzası içerisine inşa edilen lüks alışveriş merkezinin otopark katları, yağışla birlikte tamamen sularla doldu. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, dere yatağı üzerine kurulan yapıların şiddetli yağış karşısında nasıl savunmasız kaldığı gözler önüne serildi.

whatsapp-image-2026-10-15-at-13-20-12-1.jpeg
Cendere vadisi yaklaşık 10 yıl önce mandaların otladığı sulak bir alandı.

YAŞANANLARDAN DERS ALINMADIĞININ SON ÖRNEĞİ: SAZLIDERE SU HAVZASI

İstanbul'da yaşanan sel felaketlerine ve can kayıplarına rağmen su havzalarındaki çarpık yapılaşmanın tam gaz devam ettiğini gösteren en çarpıcı görüntüler ise Kanal İstanbul Projesi güzergahında yer alan Sazlıdere Barajı içme suyu havzasından geldi.

Bölgede yükselen konut şantiyesinden kaydedilen görüntülerde, doğal topoğrafyanın bozularak çok katlı betonarme binaların adeta dev çukurların içine gömüldüğü görülüyor. Şantiye alanındaki "11. Bölge 5. Etap" olarak belirtilen kısımda, binaların etrafındaki devasa toprak yığınları ve yüksek şevler dikkat çekerken, bazı blokların alt katlarının toprak seviyesinin metrelerce altında kaldığı kameralara yansıdı.

"ALTINA BETON BORU DÖŞEYİP ÜSTÜNE ASFALT ATINCA DERELER YOK OLMAZ"

İstanbul’daki sel tablosuna eski Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık da sosyal medya (X) hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi. Kentteki 168 dereden 135’inin doğrudan yerleşim alanlarının ve kentsel dokunun içinde kaldığını vurgulayan Kınık, bu derelerin yaklaşık yüzde 64'ünün doğal yatağını kaybettiğine dikkat çekti.

whatsapp-image-2026-10-15-at-13-11-22.jpeg

İstanbullulara ironik bir dille aşırı yağışlarda (feyezan) sellerden (seyelan) korunmak için isminde "dere" geçen cadde ve sokaklardan uzak durmaları çağrısında bulunan Kınık, şu ifadeleri kullandı:

"Sanmayın altına beton boru döşeyip üstüne asfalt atınca bu dereler yok olacak. Doğa ona saygı duymazsan kendisine ait olanı gelir zorla alır. İstanbul'da 168 adet dere bulunuyor, bunun 135 tanesi yerleşim alanlarının, yani doğrudan kentsel dokunun içinde kalmış durumda. Bu derelerin yaklaşık %64'ü doğal yatağını kaybetmiş durumdadır. Geçmiş olsun."

DERE YATAKLARI ÜZERİNE KURULAN BAŞLICA CADDE VE SOKAKLAR:

Büyükdere Caddesi

Cendere Caddesi

Ihlamurdere Caddesi

Dereboyu Caddesi ve Dereboyu Sokak

Kurbağalıdere Caddesi

Ayazmaderesi Caddesi

Dere Caddesi ve Dere Sokak

Kuruçeşme Dere Sokak

Çamaşırcıdere Sokak

İncirlidere Sokak

Değirmendere Sokak

Ağaçlıdere Sokak

Kızılcıkdere Sokak

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN