İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan şiddetli sağanak yağış, Sarıyer ilçesinin Ayazağa semtinde dere yatağındaki yapılaşmanın da etkisiyle can ve mal kayıplarına yol açtı. Sel sularına kapılan 7 kişinin yaşamını yitirdiği bölgede, kaybolan bir kişiyi arama çalışmaları ve dere yatağına inşa edilen yapıların yıkım işlemleri devam ediyor.
"AFET, HAZIRLANAN SEL RİSK HARİTASIYLA ÖRTÜŞÜYOR"
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, yaşanan afetin, daha önce yapay zeka desteğiyle oluşturdukları sel risk haritasıyla uyum gösterdiğini belirtti.
Ayazağa'da meydana gelen hasara değinen Ekmekcioğlu, dere kenarlarındaki yapılaşma ile birlikte yukarı havzadan gelen akışların da ele alınması gerektiğini ifade etti.
Ekmekcioğlu, yaşanan felaketi sadece yağış miktarıyla açıklamanın mümkün olmadığını vurgulayarak, aynı miktardaki yağışın farklı havzalarda farklı sonuçlar doğurduğunu kaydetti.
Ayazağa'da dere yatağı ve doğal akış koridorları çevresindeki yapılaşmanın ayrıca önem taşıdığını vurgulayan Ekmekcioğlu, şöyle devam etti:
“Son olayın ardından dere yatağındaki bazı yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılması da bu konuyu gündeme getirdi. Dolayısıyla bu bölgelerdeki taşkınların etkisini açıklayabilmek için yalnızca yerel yağış miktarını değil, yukarı havzadan gelen akışları, dere kesitlerini ve yapılaşma koşullarını birlikte değerlendirmek gerekiyor.”
RİSK ALTINDAKİ 10 İLÇE VE DERE HAVZALARI
Olası şiddetli yağışlarda benzer taşkın risklerinin İstanbul'un diğer havzalarında da yaşanabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ekmekcioğlu, özellikle yoğun kentleşmenin yaşandığı ve doğal drenaj sistemlerinin bozulduğu şu alanlara işaret etti:
Avrupa Yakası: Kağıthane ve Alibeyköy dere sistemleri; Küçükçekmece, Bağcılar, Bahçelievler ve Bakırköy sınırlarından geçen Ayamama Deresi havzası ile Esenyurt ve Avcılar çevresindeki Haramidere havzası.
Anadolu Yakası: Kadıköy ve çevresini etkileyen Kurbağalıdere havzası ile Beykoz ilçesindeki dere vadileri.
Uzmanlar, dere yataklarındaki yapılaşma baskısının azaltılması ve havza bazlı drenaj önlemlerinin önceliklendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
