Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin okullara alınmaması ve öğretmenlerin görevlerinden uzaklaştırılması nedeniyle başlayan tartışmalar, Ankara ile Bakü arasında siyasi gerilime dönüşürken, Aliyev yönetiminden yeni bir adım geldi.
Azerbaycan Başsavcılığı, 19 Ekim'de yaptığı açıklamada, Türkiye'de yaşayan ve faaliyet gösteren yedi kişi hakkında uluslararası arama kararı çıkarıldığını duyurdu. Başsavcılık, söz konusu kişileri Azerbaycan'da anayasal düzenin zorla değiştirilmesine yönelik çağrılarda bulunmak ve dini düşmanlığı körüklemekle suçladı.
Bakü Binagadi Rayon Mahkemesi tarafından haklarında gıyabi tutuklama kararı verilen isimler arasında Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, ilahiyatçı Abdullah İmamoğlu, avukat Ahmet Şanlı, Fahrettin Taşkaya Saral, Abdurrahman Tumer ve Alparslan Tanrıkulu da bulunuyor.
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI TÜRKİYE'DE BÜYÜK TEPKİ ÇEKMİŞTİ
Türkiye ile Azerbaycan arasında gerilime neden olan gelişmeler, Aliyev yönetiminin eylül ve ekim aylarında okullardaki kıyafet kurallarını değiştirmesiyle başlamıştı.
Azerbaycan'da 21 Eylül'de öğrenciler, 6 Ekim'de ise öğretmenler için kabul edilen düzenlemelerde, eğitim kurumlarında laiklik ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilen kıyafet unsurlarına izin verilmeyeceği belirtilmişti. Düzenlemelerde başörtüsü açıkça anılmamasına rağmen uygulamada çok sayıda başörtülü öğrencinin okula alınmadığı, bazı öğretmenlerin ise başörtülerini çıkarmadıkları gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırıldığı bildirilmişti.
Ülkenin farklı bölgelerinde protestolar düzenlenirken başörtüsü yasağına tepki gösteren 37 kişi gözaltına alınmıştı.
Azerbaycan'da yaşananlar Türkiye'de de geniş yankı uyandırmış, başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere AK Partili siyasetçiler de uygulamaya tepki göstermişti.
AK PARTİ'DEN TEPKİ GELİNCE ALİYEV YÖNETİMİ ANKARA'YI HEDEF ALMIŞTI
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim'de yaptığı açıklamada, Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesini kabul edilemez olarak nitelendirmişti. Saral, "İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar?" ifadelerini kullanarak Bakü yönetimine uygulamadan vazgeçme çağrısında bulunmuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Müfit Aydın, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de başörtüsü yasağına yönelik eleştirilerini dile getirmişti.
Türkiye'den yükselen tepkiler üzerine Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), 13 Ekim'de doğrudan AK Parti'yi ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ı hedef alan sert bir açıklama yayımlamıştı.
Açıklamada, Türkiye'deki siyasetçilerin Azerbaycan'ın içişlerine karıştığı savunularak AK Parti iktidarına bu politikadan vazgeçme çağrısı yapılmıştı.
Aliyev yönetiminin tepkisi Azerbaycan basınında da geniş yer bulmuş, devlet televizyonu AZTV'de yayımlanan haberlerde Ankara'ya Azerbaycan'ın egemenliğine ve içişlerine saygı gösterilmesi çağrısında bulunulmuştu.
BİNALİ YILDIRIM DEVREYE GİRMİŞ, ANKARA'DAN FARKLI MESAJLAR GELMİŞTİ
Bakü'den yükselen sert tepkilerin ardından Ankara'dan gelen açıklamaların tonu da değişmişti. Eski Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Azerbaycan basınına yaptığı açıklamada, Azerbaycan'ın egemenliğine ve içişlerine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Yıldırım, "Azerbaycan ayrı bir devlettir. Kendi kararlarını kendi alır. Bize düşen de o kararlara gereken saygıyı göstermektir" demişti.
Yıldırım'ın ayrıca, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın eleştirilerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Türkiye devletinin resmî politikasını yansıtmadığını söylediği Azerbaycan basınına yansımıştı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Azerbaycan'ın egemenliği ve iç hukukuna saygı gösterilmesi gerektiğini belirtmişti.
15 Ekim'de Bakü'yü ziyaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise iki ülke arasındaki meselelerin kardeşlik hukuku çerçevesinde ele alınması gerektiğini söylemiş, konuyu Aliyev'le görüştüğünü açıklamıştı.
Böylece Türkiye'den ilk günlerde yükselen başörtüsü yasağına yönelik eleştirilerin ardından, Ankara'dan iki ülke ilişkilerinin korunmasını ve Azerbaycan'ın egemenlik haklarını öne çıkaran açıklamalar gelmişti.
TÜRKİYE'DEKİ PROTESTOLAR SORUŞTURMA DOSYASINA GİRDİ
Ankara ile Bakü arasındaki bu gelişmelerin ardından Azerbaycan Başsavcılığı, 16 Ekim'de Türkiye'de yaşayan bazı isimler hakkında soruşturma başlattı. Başsavcılığın 19 Ekim tarihli açıklamasında, Rıdvan Kaya'nın 3 Ekim'de İstanbul'daki Azerbaycan Başkonsolosluğu önünde düzenlenen protestoya, Kaya ile Abdullah İmamoğlu'nun ise 13 Ekim'de Ankara'daki Azerbaycan Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilen gösteriye katıldığı belirtildi.
Azerbaycan makamları, söz konusu gösterilerde anayasal düzenin zorla değiştirilmesine yönelik çağrılar yapıldığını ileri sürdü. Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen bazı paylaşımlar da soruşturma dosyasına dahil edildi.
TÜRK MAKAMLARIYLA İŞ BİRLİĞİ AÇIKLAMASI
Azerbaycan Başsavcılığı, haklarında uluslararası arama kararı çıkarılan kişilere ülkenin Ceza Kanunu'nun 281.2, 283.2.1 ve 167-3.1'inci maddeleri kapsamında suçlamalar yöneltildiğini bildirdi.
Açıklamada, gerekli tedbirlerin uygulanması için uluslararası adli yardımlaşma mekanizmalarının devreye sokulduğu ve Türkiye'nin ilgili makamlarıyla iş birliği yürütüldüğü belirtildi.
