DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümüne ayırarak, deprem bölgesinde yaşanan sorunların hâlâ çözülmediğini vurguladı. Konut teslimlerinden borçlandırma uygulamalarına, işsizlikten sanayi yatırımlarının yokluğuna kadar pek çok başlıkta hükümeti eleştiren Babacan, “Sanayi olmadan, üretim olmadan, yalnızca konut inşa ederek bu şehirler ayağa kalkmaz” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesinde konutlarını teslim alan vatandaşlara boş kâğıda borçlandırma senedi imzalatıldığını açıklayan Ali Babacan, iktidarı sert sözlerle eleştirdi: “Mağduriyetten istifade etmeye çalışan bir yönetim yapısı var. İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, banka oldu. İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, ciro peşindeki şirket oldu. İktidar bir devleti yönettiğini unuttu, deprem bölgesinin tekeli oldu, ağası oldu, açgözlü müteahhit oldu. Geldiğimiz nokta böyle.”
DEVA Partisi lideri Ali Babacan, Yeni Yol Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı üç yıl önce yaşanan büyük depreme ayırdı. Depremin üçüncü gününden itibaren bölgeye gidip köy köy dolaşıp, girilmedik mahallelere ulaştıklarında “raporlara sığmayacak, rakamlarla anlatılamayacak” şeyler gördüklerini ifade eden Ali Babacan, “Deprem kaderdi evet ama bu tablo ihmalin eseriydi. Bu tablo, tek merkezden talimat bekleyen kilitlenmiş bir yönetim yapısının ortaya çıkarttığı bir tabloydu” tespitinde bulundu.
“DEPREM KADERDİ AMA BU TABLO İHMALİN ESERİYDİ”
“Dua etmek kadar, ders almak da boynumuzun borcudur” diyen Babacan, deprem bölgesine gittiklerinde karşılaştıkları manzarayı şöyle anlattı:
“Herkes aynı soruyu soruyordu: İlk 48 saat devlet neredeydi? Bazı yerlerde bu süre 72 saatti. Merkezlerden uzaklaştıkça bekleyiş uzuyordu. Küçük bir köyse, ücra bir beldeyse; dört gün, beş gün hiçbir çalışmanın yapılmadığı yerler vardı. Dile kolay ama yüreğe çok ağır. Hepsini tek tek dinledim. Dertlerine ortak olmaya çalıştım. Ve bütün bu tabloya baktığımda, göz göre göre gelen bir deprem ve sonuçlarıyla baş edemeyen bir yönetim gördüm. Depremden sonrasını yönetemeyen; insanları bekleyişe, çaresizliğe, yalnızlığa mahkûm eden bir iktidar gördüm. Ve şunu açıkça söylemek zorundayım: Deprem kaderdi evet, ama bu tablo kaderimiz değildi. Bu tablo, ihmalin eseriydi. Bu tablo, tek merkezden talimat bekleyen, kilitlenmiş bir yönetim yapısının ortaya çıkarttığı tabloydu. Ne oldu da ilk 48 saat, ilk 72 saat hiçbir şey yapılmadı? Yüzlerce kez sordum, hâlâ soruyorum. Bunun cevabını, aradan 3 yıl geçse de vermediler. O günleri unutturmaya çalışıyorlar. Onlar üstünü örtmeye çalışsalar da biz sürekli bu soruyu soracağız.”
“İLK GÜNKÜ BELİRSİZLİK BUGÜN KALICI MAĞDURİYETLERE DÖNÜŞTÜ”
Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hayatın normale dönmediğini, sorunların zamana yayıldığını ifade eden DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “İlk gün belirsizlik vardı, bugün ise o belirsizlik kalıcı mağduriyetlere dönüşmüş durumda” dedi. Hâlen konteynerlerde yaşayan afetzedeler olduğunu, teslim töreni yapılan anahtarların aylar sonra verildiğini, bazı evlerde su, elektrik olmadığını, hükûmetin evlere eşya verme sözünü tutmadığını kaydeden Ali Babacan, depremzedelerin yaşadığı diğer sorunlarını şöyle sıraladı: “Rezerv alanlarla ilgili her şey karanlıkta. Kimse bir bilgi alamıyor. İşyerleri yıkılan, makineleri zarar gören binlerce esnaf ve üretici kepenk açmaya çalıştı ama önlerine aşılamaz engeller koyuldu. Bu üç yıl içinde mağdur esnafımıza dört yüz bin liralık bir kredi desteği hariç hiçbir destek sağlanmadı. Sanayi siteleriyle ilgili yapılmış hiçbir adım yok. Enerji hatlarına yatırım yok. Şehirlerin dört bir yanında elektrik kesintileri devam ediyor. Bugün binlerce afetzede başka şehirlerde hayata tutunmaya çalışıyor.İşsizlik bölgenin şu anda en büyük sorunu. Sanayi olmadan, üretim olmadan, yalnızca konut inşa ederek bu şehirler ayağa kalkmaz. Şehirler hâlâ kir ve toz içinde.”
“BOŞ SÖZLEŞMEYE İMZA ATTIRILIYOR”
Ali Babacan, bölgede büyük tepkiye yol açan depremzedelere boş senet imzalattırılmasına da tepki göstererek böyle bir şeyin hukuk devleti ve başka bir ülkede olmayacağının altını çizdi. Babacan, şöyle devam etti: “Konutlarını teslim alan yurttaşlarımıza boş sözleşmeler imzalatıyorlar. Var mı hukukta böyle bir şey? Kendi depremzede vatandaşına, mağdur vatandaşına boş kâğıtlar imzalatılan bir başka devlet var mı dünyada? Borçlandırma senetleri imzalatıyorlar. Borç rakamı boş, yıllık faiz boş. Kafaya göre ‘Arkadan doldururuz’ diyorlar. Mağduriyetten istifade etmeye çalışan bir yönetim yapısı var bu ülkede.”
“BİR YILDA 650 BİN KONUT DEDİLER ÜÇ YILDA 450 BİN İÇİN TÖREN YAPILDI”
Babacan, deprem sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir yılda altı yüz elli bin konut yapma sözünü verdiğini ancak gelinen noktada üç yılda dört yüz elli bin anahtar için tören yapıldığını söyledi. O tarihte bunun fiziksel ve finansal imkânsızlığını anlattıklarını da belirten Babacan, “Arkadaş, ‘Seçime giderken milleti böyle afaki rakamlarla aldatmayın’ dedik. ‘Bunun fiziki ve finansal imkânsızlığı var’ dedik. ‘Altı yüz elli bini siz nereden, hangi kapasiteyle, hangi parayla ödeyeceksiniz’ dedik. ‘Yok’ dediler, ‘Yapacağız’dediler. Bakın, şu anda ulaşılan rakam, ulaşıldığı söylenen rakam, üç yıl geçmiş ancak dört yüz elli bin. Seçimden önce tutamayacaklarını bile bile söz verip insanları aldatmalarına bizim itirazımız var. Bu bir değil, iki değil. Faizleri düşüreceğiz dediler, patlattılar. Mülakatı kaldıracağız dediler, kaldırmadılar. Enflasyonu tek haneye indireceğiz dediler. Enflasyon hâlâ işte dün açıklandı, yüzde otuz. Evet, aldattılar. Bunun için o seçimi helalinden kazanmadılar.”
Konuşmasının son bölümünde depremde hayatını kaybeden DEVA Partisi teşkilat mensuplarının isimlerini okuyan Ali Babacan, kürsüsünü depremzede bir vatandaşa bıraktı ve vatandaşın depremden bu yana süregelen dertlerini dinledi.
