Babacan'dan fon skandalı için 'kanalizasyon taştı' benzetmesi: AK Parti seçmeninin dünyası yıkıldı

Babacan'dan fon skandalı için 'kanalizasyon taştı' benzetmesi: AK Parti seçmeninin dünyası yıkıldı

DEVA Partisi lideri Babacan, fon skandalının AK Parti tabanında büyük bir kırılmaya yol açtığını savunarak, “Bir sürü pislik oldu, üzeri kapatıldı ama şu anda artık kanalizasyon taştı. AK Parti seçmeninin dünyası yıkıldı.” dedi. Bu büyüklükteki bir dolandırıcılığın siyasi ve bürokratik destek olmadan sürdürülemeyeceğini ileri süren Babacan, Erdoğan'a “Bu işten haberi var mıydı, yok muydu?” sorusunu yöneltti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, T24 yazarı Cansu Çamlıbel'e verdiği röportajda Tera ve Pusula fonlarıyla başlayan soruşturmayı, hükümetin kriz yönetimini, AK Parti seçmenindeki değişimi ve yeni siyasi ittifak arayışlarını değerlendirdi.

Fon skandalını yalnızca ekonomik bir kriz olarak görmediğini belirten Babacan, yaşananları “siyasi ahlak krizi” olarak nitelendirdi. İktidarın skandalın ortaya çıkmasının ardından gerekli adımları atmadığını savunan Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

"BU KADAR BÜYÜK BİR DOLANDIRICILIK SİYASETİN VE BÜROKRASİNİN DESTEĞİ OLMADAN YAPILAMAZ"

Fon soruşturmasına konu olan faaliyetlerin yaklaşık iki yıldır piyasa çevrelerinde konuşulduğunu ileri süren Babacan, yaz aylarında olayın finansal sistemin bütününü etkileyebilecek boyutlara ulaştığına ilişkin endişeler duyduğunu söyledi.

Babacan, dolandırıcılık faaliyetlerinin uzun süre devam edebilmesini siyasi ve bürokratik ilişkilerle açıkladı:

“Bu kadar büyük bir dolandırıcılığın, bu kadar uzun bir süre siyasetten ve bürokrasiden destek almadan devam etmesi imkânsız.”

Soruşturma kapsamındaki şirketlerin iktidara yakın çevrelerle ilişkilerini özellikle görünür kıldıklarını savunan Babacan, siyasi destek algısının yatırımcıların güvenini kazanmak amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdü.

ERDOĞAN'A SORDU: "BU İŞTEN HABERİ VAR MIYDI, YOK MUYDU?"

Skandal ortaya çıkmadan önce bazı üst düzey kamu görevlilerinin fonlardaki anormalliklerden haberdar olduklarına ilişkin açıklamalarını hatırlatan Babacan, bu kişilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a doğrudan bağlı görevlerde bulunduğunu söyledi.

Babacan, “Burada çok açıkça sorulması gereken soru şu: Sayın Erdoğan'ın bu işten haberi var mıydı, yok muydu?” dedi.

Erdoğan'ın konu hakkında önceden bilgi sahibi olup olmadığını bilmediğini özellikle belirten Babacan, “Ben bilmiyorum sorunun cevabını. Bilmediğim için soruyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde yetki ve sorumluluğun aynı makamda toplandığını savunan Babacan, “Yetki ne kadarsa sorumluluk da o kadardır. Tek yetkili olan aynı zamanda tek sorumludur” değerlendirmesinde bulundu.

"SPK VE BORSA İSTANBUL'DA SORUMLULUK ZİNCİRİNDEKİ HERKES GÖREVDEN ALINMALI"

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Borsa İstanbul'un denetim görevlerini yeterince yerine getirmediğini ileri süren Babacan, bu kurumlardaki yönetim ve denetim sorumluluğunun araştırılmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın SPK ve Borsa İstanbul'daki sorumluluk zincirinde bulunan yöneticileri görevden alması gerektiğini söyleyen Babacan, mevcut yöneticilerle yürütülecek incelemelerin sonuç vermeyeceğini savundu.

Devlet Denetleme Kurulu Başkanı'nın aynı zamanda Borsa İstanbul'da yönetim görevi üstlenmesini de eleştiren Babacan, “Bu yapıda kim kimi, nasıl denetleyecek?” diye sordu.

Soruşturmanın tüm boyutlarının ortaya çıkarılması için TBMM'de araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirten Babacan, mevcut denetim mekanizmalarının bağımsızlığına ilişkin eleştiriler yöneltti.

FON KOORDİNASYON KURULU'NA TEPKİ: "ORADA OLMAMASI GEREKEN HERKES ORADA"

Fon skandalının ardından oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulunu da eleştiren Babacan, kurulda krizi önceden tespit edemeyen kamu yöneticilerinin yer aldığını söyledi.

Babacan, kurul yerine finans ve sermaye piyasaları konusunda uzman beş kişiden oluşan bağımsız bir görev gücü oluşturulmasını önerdi.

“SPK ve Borsa İstanbul'un yönetimindeki, sorumluluk silsilesindeki insanları görevden almadan ve acil bir görev gücü kurmadan bu iş çözülmez” diyen Babacan, mevcut yapıyla krizin yönetilemeyeceğini savundu.

"BİR SÜRÜ PİSLİK OLDU, ÜZERİ KAPATILDI AMA KANALİZASYON TAŞTI"

Fon skandalının AK Parti'nin toplumsal tabanında yarattığı etkilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, yaşananların daha önceki siyasi krizlerden farklı olduğunu ileri sürdü.

Babacan, AK Parti'yi destekleyen seçmenlerin önemli bir bölümünün skandal karşısında büyük hayal kırıklığı yaşadığını savunarak şunları söyledi:

“Bugüne kadar hani bir sürü pislik oldu, üzeri kapatıldı, ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ denildi. Ama şu anda artık kanalizasyon taştı. Eğer bugün doğru işler yaparsa kendi seçmenini ikna edebilir. AK Parti seçmeninin dünyası yıkıldı. Zaten çok büyük bir duygusal kopuş var. Eğer yanlışta ısrar ederse duygusal kopuş derinleşir.”

AK Parti'nin kurucuları arasında yer aldığını hatırlatan Babacan, yaşananları “siyasi ahlak krizi” olarak nitelendirdi.

İktidarın kendi bünyesinde bir arınma gerçekleştirmesi gerektiğini söyleyen Babacan, “O yapmazsa zaten biz gelip yapacağız. Zaten onu hazırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

"AK PARTİ SEÇMENİ BUNLAR ARTIK YAPAMIYOR DİYOR AMA DAHA KÖTÜSÜNDEN KORKUYOR"

Ağustos ve eylül aylarında yaklaşık 12 ilde vatandaşlarla görüştüğünü anlatan Babacan, özellikle AK Parti'nin güçlü olduğu küçük ilçe ve köylerde seçmenlerin düşüncelerini dinlediğini söyledi.

Babacan, gözlemlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Benim Anadolu'da gördüğüm tablo şu: AK Partili seçmen kötüye gidişin gayet iyi farkında. ‘Bunlar artık yapamıyor, beceremiyor’ diyorlar. Ama neden korkuyorlar biliyor musunuz? ‘Ya daha kötüsü olursa’ diyorlar.”

İktidar değişikliği halinde bazı seçmenlerin sosyal yardımlarını veya yakınlarının işlerini kaybetmekten endişe duyduğunu belirten Babacan, muhalefetin bu seçmenlere güven verecek bir seçenek sunması gerektiğini söyledi.

"YABANCI İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ KİMİN NE YAPTIĞINI BİLMEZ OLUR MU?"

Fon soruşturmasındaki para hareketlerinin uluslararası finans kuruluşları tarafından da izlenebileceğini ifade eden Babacan, yabancı ülkelerin istihbarat örgütlerinin bu işlemlere ilişkin bilgilere sahip olabileceğini ileri sürdü.

Bazı fon ve hisse senetlerindeki anormalliklere yönelik uluslararası uyarıları hatırlatan Babacan, Türkiye'den yurt dışına aktarılan yüksek tutarlı paraların finansal denetim mekanizmalarından gizlenmesinin mümkün olmadığını savundu.

Yabancı finans kuruluşları ile istihbarat örgütlerinin işlemlerin taraflarını bilip bilmediği sorusuna Babacan, “Bilmez olurlar mı!” yanıtını verdi.

Bu tür bilgilerin başka ülkelerin elinde bulunmasının Türkiye açısından tehlike oluşturabileceğini belirten Babacan, “Bu bilgiyi elinde tutan ülkeleri düşünün. Çok tehlikeli bir bilgidir bu” dedi.

"BAŞKANLIK SİSTEMİ SİYASİ ŞANTAJA MÜSAİT"

Babacan, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin siyasi şantaj riskini artırdığını savundu.

Medya, yargı ve parlamentonun yeterince bağımsız olmamasının dış müdahale riskleri oluşturduğunu belirten Babacan, siyasi şantajın yalnızca fon soruşturmasıyla ilgili olmadığını vurguladı.

Babacan, “Bu başkanlık sistemi de bu şantaja o kadar müsait bir sistem ki çünkü medya korkusu yok. Medyayı hemen susturmak mümkün. Parlamento zaten önemli ölçüde devre dışı bırakılmış durumda” diye konuştu.

Ekonomideki sorunların Türkiye'nin dış politika ve güvenlik alanındaki hareket kabiliyetini de sınırlayabileceğini ifade eden Babacan, fon krizinin çözümünü ülkenin güvenliği açısından önemli gördüğünü söyledi.

"KAMU İHALE VE İMAR RANTLARI YASALARI ÇIKARILMALI"

Yolsuzlukların önlenmesi için iki temel düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirten Babacan, Kamu İhale Kanunu'nun yeniden düzenlenmesi ve imar rantlarına ilişkin kapsamlı bir yasal çerçeve oluşturulması çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu'nun (GRECO) tavsiyelerine değinen Babacan, iki raporda yer alan toplam 54 tavsiyenin önemli bölümünün yerine getirilmediğini savundu.

Babacan, 28 tavsiye maddesine hiç dokunulmadığını belirterek, “Hani samimiyet? Hani yolsuzlukla mücadele?” diye sordu.

"BASKIN SEÇİM YAPABİLİRLER, SAĞ GÖSTERİP SOL VURABİLİRLER"

Cumhurbaşkanlığı seçiminin zamanlamasına ilişkin soruları da yanıtlayan Babacan, iktidarın açıklanan takvimden önce seçime gitme ihtimalini dışlamadı.

Babacan, “Olabilir, sağ gösterip sol vururlar. Yapmadığı iş değil” dedi.

İktidarın muhalefeti erken seçim beklentisinden uzaklaştırıp ardından ani bir seçim kararı alabileceğini savunan Babacan, “Bunların sözlerine hiç güvenmemek lazım” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de yeniden seçim yapılacağına inandığını belirten Babacan, iktidar değişikliği için siyasi mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

ERDOĞAN'IN YENİDEN ADAYLIĞINA KARŞI ÇIKTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Babacan, Erdoğan'ın üç kez cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlatarak bir kez daha aday olmasının anayasanın ruhuna aykırı olduğunu savundu.

Babacan, “Sayın Erdoğan'ın tekrar adaylığıyla alakalı anayasanın ruhu önemli. Anayasanın ruhu gereği de Sayın Erdoğan üç dönemini doldurmuştur” dedi.

Meclis'te 360 oy sağlanması halinde Erdoğan'ın yeniden adaylığının önünün açılabileceğini belirten Babacan, bu süreçte DEM Parti'nin tutumunun belirleyici olacağını ileri sürdü.

Babacan, olası anayasa değişikliklerinin her maddesini ayrı ayrı değerlendireceklerini, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni güçlendirecek düzenlemelere destek vermeyeceklerini ifade etti.

"ERDOĞAN'LA BİR İLETİŞİMİMİZ YOK"

AK Parti'ye yeniden dönebileceği yönündeki iddialara da yanıt veren Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la herhangi bir görüşme yürütmediğini açıkladı.

“Bizim Adalet ve Kalkınma Partisi'yle, yani Sayın Erdoğan'la bir iletişimimiz yok” diyen Babacan, AK Parti içinden bazı kişilerin kendisinin geri dönmesini istediğini ancak bunun resmi bir temas anlamına gelmediğini söyledi.

Babacan, “Siyaseti sadece iktidar için yapıyor olsak oradan hiç ayrılmazdık ki” ifadelerini kullandı.

SAADET VE YENİDEN REFAH'LA YENİ İTTİFAK ARAYIŞI

Yeni bir siyasi alternatif oluşturmak için çalıştıklarını belirten Babacan, Saadet Partisi ile başlatılan iş birliğini Yeniden Refah Partisi'nin katılımıyla genişletmeyi hedeflediklerini söyledi.

“Biz buna üçüncü yol demiyoruz, yeni alternatifin inşası diyoruz” diyen Babacan, hedeflerinin muhalefetin ana unsurlarından biri haline gelmek olduğunu ifade etti.

Yeni Parti ile olası bir seçim ittifakına da kapıyı tamamen kapatmayan Babacan, partisinin şu aşamada kendi siyasi ittifakını güçlendirmeye odaklandığını söyledi.

Babacan, “İleride ortak Türkiye hedefinde, ortak Türkiye ideallerinde samimi bir şekilde buluşacağımız herkesle de oturur konuşuruz” dedi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN