DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Bursa İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada Türkiye’de insanların özgür ve eşit yaşayabileceği bir düzenin kurulması gerektiğini söyledi. Cezaevlerindeki nüfusa dikkat çeken Bakırhan, siyasi tutukluların yanı sıra toplam mahpus sayısının da yüksek olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Cezaevinde bulunan sadece siyasi tutsaklar değil, 450 bine yakın insan cezaevinde. Allah aşkına. Bir ülkede cezaevi kapasitesinin 1,5 katı insan cezaevinde olur mu? Hadi fabrikalarda vardiyalı çalışma usulünü gördük. Cezaevinde arkadaşlar var vardiyalı yatıyor. Düşünebiliyor musunuz? Niye? Yer yok. Şimdi değerli misafirlerimiz diyecek ki ya bu kadar eleştiri ama işte bu iktidarla da masada oturuyorsunuz. Evet, biz bir taraftan müzakere yaparız, bir taraftan muhalefet yaparız. Biz DEM Parti'yiz. Barış birinci aşama, ikinci aşamada demokratik adımları birlikte tartışacağız"
Bakırhan ve Hatimoğulları’ndan 9 Ekim açıklaması: 'Öcalan özgür koşullarda çalışabilmeli'
“İKTİDARI ADIM ATMAYA ZORLAMALIYIZ”
Türkiye’nin barışa ihtiyacı olduğunu ifade eden Bakırhan, barış sürecinin ardından demokratikleşme adımlarının ele alınması gerektiğini söyledi. Kürtlerin dil hakları, Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri, emekçilerin ekonomik adalet arayışı ve gençlerin geleceğe ilişkin kaygılarını gündeme getiren Bakırhan, barışın kalıcı hale getirilmesi için toplumsal baskı oluşturulması çağrısında bulundu.
Bakırhan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'de bir barış sürecine ihtiyaç vardır. Tabii ki barış birinci aşamadır. Bu sürecin birinci aşamasını başarıya ulaştırabilirsek inşallah ikinci aşamada Kürt'ün dilini, Alevi'nin eşit yurttaşlık hakkını, emekçinin ekonomide adalet arayışını, gençlerin geleceksizliğini ortadan kaldıracak demokratik adımları birlikte tartışacağız. Barışı kurumsallaştırmak için demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız. Barış geciktirilmesi gereken bir mesele değil. Her barışmadığımız süreç içerisinde Türk ve Kürt gençleri yaşamını yitiriyor. Dolayısıyla barışı kurumsallaştırmak için karşımızdaki muhatap kimse Türk'ü, Kürt'ü, devrimcisi, demokratı, sosyalistiyle birlikte demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız"
“DEVLET ADIM ATMAK İÇİN NEYİ BEKLİYOR?”
Bakırhan, konuşmasının devamında Abdullah Öcalan’ın attığı adımlara değinerek iktidarın da karşılık vermesi gerektiğini savundu. Kayyım atamaları, belediye eş başkanlarının görevlerine dönmesi, yüksek mahkeme kararlarının uygulanması ve tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması konularını gündeme getiren Bakırhan, iktidara şu sözlerle seslendi:
"Sayın Öcalan çok önemli bir risk aldı. Dünyanın hiçbir çatışma ve çözüm süreçlerinde olmayan bir şey yaptı. 'Silah mı? Hadi buyurun devreden çıkarabilirim. Hadi PKK'yi feshedeyim. Örgüt gelip de demokratik siyasal yaşama dair olsun' dedi. Ve büyük bir sorumluluk aldı. İyi niyetle, samimice 86 milyonu düşünerek büyük bir risk aldı. Şimdi ben size soruyorum; ya bizim devlet adım atmak için neyi bekliyor? Tek taraflı bu kadar önemli adımlar atılmışken, tek taraflı bu kadar sorumluluk alınmışken acaba bizim iktidarımız Ahmet Türk'ün görevine dönmesi için neyi bekliyor? Siirt Belediye Eş Başkanlarımızın, halkın iradesiyle seçilip yerine kayyım atanan kardeşlerimizin, yoldaşlarımızın görevine dönmesi için neyi bekliyor? AİHM kararını uygulamak için neyi bekliyor? AYM kararını uygulamak için neyi bekliyor? Figenleri, Selahattinleri bırakmak için daha neyi bekliyor? İktidara sesleniyoruz; adım atmak için beklemeyin. Başta cezaevlerinden başlayın. Sürgünlerden başlayın. Bölgedeki hukuksuzluklardan, adaletsizliklerden başlayın. Yasalarınızı değiştirmekten başlayın. Demokrasiden, hukuktan, adaletten başlayın diyoruz"
