Berlin’de Sol Parti’nin seçim zaferinin ardından gözler Türk aday Elif Eralp’ın Regierende Bürgermeisterin, yani Berlin eyalet hükümetinin başına geçip geçemeyeceğine çevrilirken, İsrail’den gelen açıklamalar ve İsrail yanlısı kuruluşların koalisyon ortaklarına yönelik baskısı yeni bir tartışma başlattı.Resmi geçici sonuçlara göre Sol Parti yüzde 25,7 ile Berlin’in birinci partisi oldu. CDU yüzde 18,8, AfD yüzde 16,3, Yeşiller yüzde 14,3, SPD ise yüzde 12,1 oy aldı. Bu sonuç, Sol Parti’nin adayı Elif Eralp’a SPD ve Yeşillerle koalisyon kurulması halinde Berlin’in yönetici belediye başkanı, yani fiilen eyalet başbakanı olma yolunu açtı.
Netanyahu eleştirisi sonrası Almanya'da Elif Eralp'e "antisemitizm" suçlamaları
İSRAİL BÜYÜKELÇİSİ: “DOĞRUDAN VAROLUŞSAL TEHLİKE”
Seçimin ardından en sert açıklamalardan biri İsrail’in Almanya Büyükelçisi Ron Prosor’dan geldi. Prosor, Sol Parti’nin Berlin’de birinci olmasının Yahudi toplumunun geleceğini önemseyen herkesi kaygılandırması gerektiğini savundu. Partide “kontrolden çıkmış bir antisemitizmin” bulunduğunu ileri süren Prosor, Sol Parti’nin yükselişiyle bunun yeni bir siyasi boyut kazandığını söyledi.
İsrail Büyükelçisi, Berlin’deki Yahudi toplumu açısından daha önce “teorik” olduğunu savunduğu tehdidin artık “somut ve doğrudan bir varoluşsal tehlikeye” dönüştüğünü ifade etti. Prosor ayrıca Sol Parti’den kendi saflarındaki İsrail ve Yahudi karşıtlığıyla nasıl mücadele edeceğine ilişkin somut bir plan istedi.
SPD VE YEŞİLLERE “SOL PARTİ’YLE KOALİSYON KURMAYIN” ÇAĞRISI
Baskı yalnızca İsrail Büyükelçiliği’nden gelmedi. Alman-İsrail Cemiyeti Başkanı ve eski Yeşiller milletvekili Volker Beck, daha seçimden önce SPD’nin adayı Steffen Krach ile Yeşillerin adayı Werner Graf’a mektup göndererek Sol Parti ile hükümet kurmayacaklarını kamuoyuna açıklamalarını istedi.
Beck mektubunda doğrudan, “Sol Parti Berlin ile hiçbir koalisyona girmeyeceğinizi bağlayıcı biçimde açıklamanızı istiyorum” çağrısında bulundu. Sol Parti’nin kendi içinde antisemitizme göz yumduğunu savunan Beck, Eralp’ın kişisel olarak antisemit olduğu yönünde bir suçlamada bulunmazken, parti içindeki radikal unsurları kontrol edemediğini ileri sürdü.
Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster de seçimden sonra SPD ve Yeşilleri Sol Parti öncülüğündeki bir koalisyon konusunda uyardı. Tartışma böylece doğrudan Berlin’de kurulacak hükümetin formülüne taşındı.
SPD VE YEŞİLLER KAPIYI KAPATMADI
Ancak SPD ve Yeşiller, bu çağrılara rağmen Sol Parti ile koalisyon ihtimalini dışlamadı. SPD’nin Berlin adayı Steffen Krach, Sol Parti yönetiminin parti içindeki antisemitik eğilimlere karşı ne ölçüde etkili olabileceğini dikkatle izleyeceklerini söyledi. Yeşiller de benzer biçimde Sol Parti’den daha güçlü ve somut adımlar istedi.
23 Eylül’de Sol Parti ile Yeşiller arasında ilk resmi olmayan görüşme de gerçekleştirildi. Taraflar, klasik koalisyon pazarlıklarına başlamadan önce güvenlik ve Yahudi yaşamının korunması, antisemitizm ve ırkçılıkla mücadele konularını ele alma kararı aldı. SPD ile ise aynı tarih itibarıyla henüz resmi görüşme yapılmamıştı.
Berlin’in 'Türk Mamdanisi': Elif Eralp eyalet başbakanlığına yürüyor
ANTİSEMİTİZM ARAŞTIRMACISINDAN DİKKAT ÇEKEN ÇIKIŞ: “HÜKÜMET KURULMASINI ETKİLEMEK İSTİYORLAR”
Tartışmaya Almanya’nın önde gelen antisemitizm araştırmacılarından Stefanie Schüler-Springorum da katıldı. Berlin Teknik Üniversitesi bünyesindeki Antisemitizm Araştırmaları Merkezi’nin direktörü Schüler-Springorum, Sol Parti etrafındaki tartışmanın boyutlarını “abartılı” olarak değerlendirdi.
Schüler-Springorum, antisemitizmin yalnızca Sol Parti’ye özgü olmadığını, diğer siyasi partilerde de bulunduğunu belirterek Eralp’ın mayıs ayında açıkladığı antisemitizmle mücadeleye yönelik beş maddelik planı da “ikna edici” bulduğunu söyledi.
Araştırmacının en dikkat çekici değerlendirmesi ise tartışmanın zamanlamasına ilişkin oldu:
“Burada açıkça Berlin’de hükümetin kurulmasını etkilemenin de amaçlandığı abartılı bir tartışma görüyorum.”
Schüler-Springorum, antisemitizmin bu şekilde siyasi amaçlarla araçsallaştırılmasının tehlikeli olduğunu belirterek Yahudi düşmanlığı ile İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
ERALP: “YAHUDİ YAŞAMININ KORUNMASININ ARKASINDAYIM”
Elif Eralp ise hakkındaki suçlamaları reddediyor. Eralp, Berlin Yahudi Cemaati’nin seçim öncesinde düzenlediği toplantıda, Sol Parti’nin büyük çoğunluğunun Yahudi yaşamının korunmasından yana olduğunu söylemiş, antisemitizmin yalnızca kendi partisine özgü değil toplumsal bir sorun olduğunu belirtmişti.
Seçimden sonra da tutumunu yineleyen Eralp, “Yahudi yaşamının korunmasının arkasındayım, aynı şekilde her insanın yaşamının korunmasının arkasındayım” mesajını verdi. Eralp, şiddetin ve terörün yüceltilmesini kabul etmeyeceğini söyledi.
Berlin Sol Parti Eyalet Başkanı Kerstin Wolter de Prosor’un “sistematik İsrail ve Yahudi nefreti” suçlamasını reddetti. Wolter, İsrail’in var olma hakkının ve Yahudi yaşamının korunmasının partinin resmi kararları arasında bulunduğunu belirterek, İsrail hükümetinin politikalarına yönelik her eleştirinin antisemitizm olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.
TARTIŞMANIN ARKASINDA NE VAR?
Alman basınındaki haberler, tartışmanın yalnızca Eralp’ın İsrail hükümetine yönelik eleştirilerinden kaynaklanmadığını gösteriyor.
Ağustos sonunda Sol Parti’nin Neukölln’deki bir seçim etkinliğinde sahne alan rapçinin “Yalla Intifada” ve “Death to the IDF” ifadelerini kullanması polis ve savcılığın incelemesine konu oldu. Eralp olayın ardından açıklama yaparak bunu “sınırın aşılması” olarak nitelendirmiş ve sorumlular hakkında parti içinde sonuç doğurmasını istemişti.
