Dar gelirlinin bütçesi eriyor: Harcamaların yüzde 68’i konut ve gıdaya

Dar gelirlinin bütçesi eriyor: Harcamaların yüzde 68’i konut ve gıdaya

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre, en düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin harcamalarının yüzde 67,9’unu konut ve gıda oluşturdu. Çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanmazken, Türkiye’de doğurganlık hızı 2025’te 1,42’ye geriledi. Raporda, artan yaşam maliyetlerinin özellikle ikinci çocuk kararını zorlaştırdığı belirtilerek bakım, konut ve istihdam güvencesinin güçlendirilmesi önerildi.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” başlıklı raporda, Türkiye’de doğurganlık oranlarındaki düşüşün nedenleri ve bu değişimin ekonomik ve toplumsal sonuçları incelendi. Konut, gıda, eğitim ve çocuk bakım giderlerinin aile bütçesi üzerindeki etkisine yer verilen raporda, doğurganlıktaki gerilemenin özellikle ikinci çocuk sahibi olma kararında belirginleştiği kaydedildi.

Rapora göre, 2014 yılında kadın başına 2,19 olan toplam doğurganlık hızı, 2025’te yaklaşık 1,42’ye geriledi. Nüfusun kendini yenilemesi için gerekli kabul edilen 2,1 seviyesinin altında kalan il sayısı ise 76’ya yükseldi.

DAR GELİRLİNİN HARCAMALARININ YÜZDE 67,9’U KONUT VE GIDAYA

Raporda yer verilen 2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması verileri, gelir grupları arasındaki harcama farklılıklarını ortaya koydu.

En düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin tüketim harcamalarında konut ve kiranın payı yüzde 38,7, gıdanın payı ise yüzde 29,2 olarak hesaplandı. Böylece iki temel harcama kaleminin toplam payı yüzde 67,9’a ulaştı.

En yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimde konut ve gıda harcamalarının toplam payı yüzde 38,1’de kaldı. İki gelir grubu arasında 29,8 puanlık fark oluştu.

Düşük gelir grubunda kiracılık oranı da arttı. Rapora göre, 2014 yılında yüzde 24,5 olan kiracılık oranı, 2024’te yüzde 36,7’ye çıktı.

Raporda, konut ve temel ihtiyaç giderlerinin ailelerin çocuk sahibi olma kararları üzerindeki etkisine dikkat çekildi. Özellikle ikinci çocukla birlikte artacak bakım, eğitim ve yaşam giderlerinin aile bütçesinde belirsizlik oluşturduğu belirtildi.

İKİNCİ ÇOCUĞA GEÇİŞTE BELİRGİN GERİLEME

Doğurganlık oranlarındaki düşüşün nedenlerini inceleyen rapora göre, 2013-2025 döneminde toplam doğurganlık hızı 0,688 puan azaldı.

Bu gerilemenin yüzde 34,8’i evlilik, yüzde 22,3’ü ilk doğum, yüzde 36,4’ü ise birinci çocuktan ikinciye geçişteki azalmayla ilişkilendirildi.

Doğumların ertelenmesinin etkisi çıkarıldığında, ilk doğumun toplam kayıptaki payı yüzde 10,7’ye gerilerken ikinci çocuğa geçişin payı yüzde 42,4’e yükseldi.

Özellikle 2021-2025 döneminde doğurganlıktaki toplam düşüşün yüzde 75,9’unun birinci çocuktan ikinciye geçişteki zayıflamadan kaynaklandığı hesaplandı.

Birinci çocuğunu dünyaya getiren kadınların ikinci çocuğa geçiş oranı, 2013’te 0,906 iken 2025’te 0,712’ye düştü.

Raporda, toplam doğurganlık hızının 2027-2028 döneminde 1,30’un altına inebileceği öngörüldü.

ÇOCUK BAKIM SORUMLULUĞU ÇALIŞANLARIN ÜZERİNDE

Raporda aktarılan TÜİK verilerine göre, çalışan ve 15 yaşından küçük çocukların bakım sorumluluğunu üstlenen kişilerin yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmetlerinden yararlanmadı.

Kurumsal bakım merkezlerinden hizmet alanların oranı ise yüzde 14’te kaldı.

Bakım hizmeti kullanmayanların büyük bölümünde çocukların bakımını ebeveynler üstlenirken, hizmetlerin yüksek maliyeti de erişimi sınırlayan nedenler arasında gösterildi.

Üç yaşından küçük çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 olarak kaydedildi. Aynı gruptaki erkeklerde ise bu oran yüzde 90,9’a ulaştı.

Raporda, ikinci çocukla birlikte bakım sorumluluğunun artmasının özellikle kadınların istihdamdan uzaklaşma riskini büyüttüğü belirtildi.

OECD verilerine göre Türkiye’de 0-2 yaş grubunda kayıtlı bakım hizmetlerinden yararlanma oranı yüzde 1’in altında kaldı. OECD ortalaması ise yüzde 22 olarak aktarıldı.

EĞİTİM MALİYETLERİ DE AİLE BÜTÇESİNİ ETKİLİYOR

Raporda, çocuk yetiştirme maliyetlerinin yalnızca barınma ve bakımla sınırlı olmadığına işaret edildi.

Ağustos 2026’da eğitim hizmetlerindeki yıllık fiyat artışı yüzde 53,44’e ulaşırken genel enflasyon yüzde 31,51 olarak gerçekleşti.

Örgün eğitimde özel okullaşma oranı ise 2002’de yüzde 2,1 seviyesindeyken 2024’te yüzde 9,1’e yükseldi.

Çalışmada, eğitim giderlerinin gelecekte ne kadar artacağına ilişkin belirsizliğin de ailelerin çocuk sahibi olma kararlarında etkili olduğu değerlendirildi.

76 İLDE DOĞURGANLIK YENİLENME EŞİĞİNİN ALTINDA

Raporda yer alan 2025 verilerine göre, Türkiye’de nüfusun kendini yenilemesi için gerekli kabul edilen yaklaşık 2,1 doğurganlık seviyesinin üzerinde yalnızca beş il kaldı.

Şanlıurfa 3,15 ile en yüksek doğurganlık hızına sahip il olurken, Şırnak’ta bu oran 2,53, Mardin’de 2,23, Diyarbakır’da 2,14 ve Siirt’te 2,11 olarak kaydedildi.

Üç büyükşehirde ise doğurganlık hızı ülke ortalamasının altında gerçekleşti. Ankara’da 1,11, İstanbul’da 1,14 ve İzmir’de 1,10 olarak hesaplanan oranlar, yaklaşık 1,42 olan Türkiye ortalamasının gerisinde kaldı.

2009 yılında hiçbir ilde doğurganlık hızı 1,30’un altında değilken, 2025’te bu seviyenin altındaki il sayısı 38’e yükseldi.

Aynı dönemde yenilenme eşiğinin altında kalan il sayısı 51’den 76’ya çıktı.

BİR EMEKLİYE İKİ AKTİF SİGORTALI DÜŞMÜYOR

Raporda, doğurganlık oranlarındaki düşüşün uzun vadede sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkileri de değerlendirildi.

SGK verilerine göre, 2022 yılında 2,01 olan aktif/pasif sigortalı oranı, Ocak 2026’da 1,591’e geriledi. Haziran 2026’da ise 1,638’e yükseldi.

Raporda, bu artışın ağırlıklı olarak aktif sigortalı sayısındaki mevsimsel yükselişten kaynaklandığı belirtildi.

Sosyal güvenlik sistemindeki finansman baskısının yalnızca nüfusun yaşlanmasıyla açıklanamayacağı vurgulanırken, işsizlik, kayıt dışı istihdam, işgücüne katılım ve emeklilik düzenlemelerinin de etkili olduğu ifade edildi.

KIZ ÇOCUK DOĞUMLARI YÜZDE 33,7 AZALDI

Türkiye’de yıllık kız çocuk doğum sayısı, 2014 yılında 657 bin 160 iken 2025’te 435 bin 446’ya geriledi.

Rapora göre, 11 yılda yaşanan yüzde 33,7’lik azalma, gelecek yıllarda yetişkin nüfusa katılacak kadın kuşaklarının da küçüleceğine işaret etti.

2009-2018 döneminde doğan kız çocuklarından oluşan kuşağın yıllık ortalama büyüklüğünün, 2019-2025 döneminde doğanlardan yaklaşık yüzde 25 fazla olduğu belirtildi.

RAPORDAN BAKIM, KONUT VE İSTİHDAM GÜVENCESİ ÖNERİSİ

Toplum Çalışmaları Enstitüsü, doğurganlık oranlarındaki gerilemeye karşı bakım, konut ve istihdam güvencesini birlikte ele alan politikalar önerdi.

Raporda, bu alanlardaki altyapının 2028-2030 döneminde oluşturulması gerektiği belirtildi. Müdahalelerin gecikmesi halinde uygulanacak politikaların maliyetinin artabileceği ve etkisinin azalabileceği uyarısında bulunuldu.

Kısa vadede doğurganlık hızının 2,1 seviyesine çıkarılması yerine, 1,70-1,80 aralığının hedeflenmesi önerildi.

Bu kapsamda ikinci çocuğa yönelik doğum yardımlarının artırılması, 0-3 yaş bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, doğum sonrası işe dönüşün desteklenmesi ve genç çiftlerle tek çocuklu ailelerin sosyal konut politikalarında dikkate alınması gerektiği ifade edildi.

Raporda ayrıca ikinci çocuktan itibaren kademeli gelir vergisi indirimi uygulanması ve çocuk bakımı nedeniyle işgücünden uzaklaşan kadınların kaybettiği sigorta primlerinin tamamının veya bir bölümünün kamu tarafından karşılanması önerildi.

Çocuk yetiştirmenin ekonomik yükünün doğumla sınırlı kalmadığı vurgulanan raporda, bakım, eğitim, barınma ve gelir güvencesine yönelik desteklerin uzun vadeli olarak planlanması gerektiği kaydedildi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN