Türkiye'de eylül ayında patlak veren fon skandalının ardından hazırlanan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 22 Ekim'de TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Ancak yüz binlerce fon yatırımcısının zararlarının karşılanmasına yönelik düzenlemenin Meclis'teki görüşmeleri, ekonomi yönetiminin en üst düzey isimlerinin yokluğunda tamamlandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanı sıra Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul'un üst yönetiminden isimlerin komisyon görüşmelerine katılmaması, muhalefet milletvekillerinin eleştirilerine neden oldu.
Krizden sorumlu kurumların yöneticilerinin doğrudan milletvekillerinin sorularını cevaplaması gerektiğini savunan muhalefet, ekonomik kayıpların büyüklüğüne rağmen Meclis'e yeterli açıklama yapılmadığını belirtti.
AK Parti'den 'sorumluluk kalkanı' geri adımı: Fon yasası Meclis'ten geçti
"150 MİLYAR DOLARLIK KAYIP VAR, ŞİMŞEK MECLİS'E GELMEK İÇİN NEYİ BEKLİYOR?"
Muhalefet, fon skandalının etkilerinin yalnızca tasfiye edilen yatırım fonlarıyla sınırlı kalmadığını, Borsa İstanbul'daki değer kayıpları ve diğer finansal piyasalara yansımasıyla çok daha geniş bir ekonomik soruna dönüştüğünü savundu.
Fon, borsa ve tahvil piyasalarındaki kayıpların 150 milyar dolara yaklaştığını ileri süren muhalefet, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ne Plan ve Bütçe Komisyonuna ne de Genel Kuruldaki görüşmelere katılmasını eleştirdi.
Muhalefetin tepkisi şu sözlerle dile getirildi:
"Fon, borsa ve tahvil piyasasındaki kayıplar 150 milyar dolara yaklaşıyor. Şimşek Meclis'e gelmek için neyi bekliyor? Ne komisyona ne de Meclis'e geldi. 1 trilyon dolarlık kayıp olunca mı gelecek?"
Borsa İstanbul'da yaşanan sert değer kaybının milyonlarca yatırımcıyı etkilediğini belirten muhalefet, krizin nedenleri, denetim eksiklikleri ve kamu kurumlarının sorumluluğuna ilişkin soruların cevapsız kaldığını savundu.
SPK VE BORSA İSTANBUL'UN ÜST YÖNETİMİ DE YOKTU
Fon skandalının ortaya çıkmasının ardından yatırım fonlarının tasfiyesine karar veren SPK'nın üst yönetiminin komisyon görüşmelerinde yer almaması da tartışma konusu oldu. Teklifin görüşüldüğü 14 Ekim tarihli Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısına dönemin SPK Başkanı Mahmut Sütcü katılmadı. Sütcü'nün rahatsızlığı nedeniyle toplantıya gelemediği bildirildi.
Borsa İstanbul yönetiminin de görüşmelerde bulunmadığını belirten muhalefet, Yönetim Kurulu Başkanı'nın Meclis'e gelerek milletvekillerinin sorularını cevaplamamasını eleştirdi.
Muhalefete göre sermaye piyasalarındaki olağanüstü büyüklükteki değer kaybı karşısında denetim ve piyasa yönetiminden sorumlu isimlerin yasama organına doğrudan bilgi vermesi gerekiyordu.
KOMİSYONA GELEN TEK KURUM BAŞKANI ŞAHAP KAVCIOĞLU OLDU
Plan ve Bütçe Komisyonunun görüşmelerine Hazine ve Maliye ile Adalet bakan yardımcıları ve çeşitli kamu kurumlarının temsilcileri katıldı. Üst düzey kurum başkanları arasında ise BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu öne çıktı.
Kavcıoğlu, milletvekillerinin sorularını cevplayarak fon skandalıyla bağlantılı finansal kuruluşların durumu hakkında açıklamalarda bulundu. Ancak Kavcıoğlu'nun, Katılımevim'in kuruluşunda yer aldığı İktisat Katılım Bankası'nın faaliyet iznine ilişkin verdiği bilgi de yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Kavcıoğlu, bankanın faaliyete başlaması için gerekli iznin verilmediğini belirterek herhangi bir kamu riski oluşmadığını savundu.
Muhalefet ise bu açıklamanın BDDK'nın daha önce yayımladığı resmî kararla uyuşmadığını belirtti.
"FAALİYET İZNİ VERMEDİK" DEDİ, RESMÎ GAZETE'DEN KARAR ÇIKTI
BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu, komisyon görüşmelerinde İktisat Katılım Bankası'nın hesap açma ve faaliyete başlama iznini tedbir amacıyla beklettiklerini söylemişti.
Kavcıoğlu, şu ifadeleri kullanmıştı:
"Biz, burada fonlardaki gelişmeleri görünce nasıl sonuçlanacağını veya şey yaparak orada tedbiren banka iznini yani hesap açılması ve faaliyete başlama iznini beklettik, vermedik yani."
Ancak muhalefetin gündeme getirdiği resmî belgelerde, BDDK'nın İktisat Katılım Bankası'na daha önce faaliyet izni verdiği ortaya çıktı. BDDK'nın 26 Şubat 2026 tarihli ve 11424 sayılı kararı, 4 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştı.
Kararda açıkça şu hüküm bulunuyordu:
"İktisat Katılım Bankası A.Ş.'ye faaliyet izni verilmesine karar verilmiştir."
Üstelik bankanın o tarihteki ana hissedarı Katılımevim de 4 Mart'ta Kamuyu Aydınlatma Platformuna yaptığı bildirimde faaliyet izninin alındığını kamuoyuna açıklamıştı.
Kavcıoğlu'nun açıklamasına tepki gösteren muhalefet, BDDK'nın kendi verdiği izin konusunda Meclis'e çelişkili bilgi sunulduğunu savundu.
ŞİMŞEK TELEVİZYONDA KONUŞTU, MECLİS'E GELMEDİ
Muhalefetin eleştirdiği bir başka nokta ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kriz hakkında televizyon yayınlarında değerlendirmelerde bulunmasına rağmen Meclis'teki görüşmelere katılmaması oldu. Plan ve Bütçe Komisyonunun 14 Ekim'deki toplantısında İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Şimşek'in komisyonda bulunması gerektiğini belirtti.
Komisyon Başkanı Mehmet Muş ise Bakan'ın davet edildiğini, ancak toplantıya katılmanın kendi takdirinde olduğunu ifade etti.
Şimşek, 20 Ekim'de Bloomberg HT ve Habertürk ortak yayınında fon krizinin yönetildiğini savunarak 131 fondan 66'sının tasfiyesinin tamamlandığını açıkladı.
Bakan, piyasadaki manipülasyonları önlemeye yönelik yeni düzenlemeler hazırlanacağını, kurumların denetim kapasitelerinin güçlendirileceğini ve fon piyasasının daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulacağını söyledi.
Muhalefet ise Şimşek'in bu açıklamaları milletvekillerinin sorularını yanıtlayacağı Meclis görüşmelerinde yapmamasına tepki gösterdi.
ARAŞTIRMA ÖNERGELERİ DE REDDEDİLMİŞTİ
Fon krizinin Meclis'te kapsamlı biçimde araştırılmasına yönelik girişimler daha önce de sonuçsuz kalmıştı. Muhalefet partilerinin fon skandalındaki sorumlulukların, piyasa manipülasyonu iddialarının, denetim eksikliklerinin ve para hareketlerinin araştırılması için verdiği önergeler, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişti.
Ardından hükümetin hazırladığı fon tasfiye yasası, 14 Ekim'de Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Dokuz maddelik düzenleme 22 Ekim'de Genel Kuruldan da geçti.
Kanun, tasfiye edilen fonların varlıklarının geri kazanılmasını, yatırımcıların alacaklarının belirlenmesini ve belirli koşullarda 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılabilmesini düzenliyor.
Ancak muhalefet, düzenlemenin kabul edilmesinin fon skandalında denetim görevini yerine getirmeyenlerin ve ortaya çıkan ekonomik zararın sorumlularının açığa çıkarıldığı anlamına gelmediğini savunuyor.

