DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 23 Ekim'de yayımladığı 2025 yılı Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistiklerini değerlendirerek Türkiye'nin nitelikli insan kaynağını giderek daha fazla kaybettiği uyarısında bulundu.
Üniversite mezunlarının beyin göçü oranının son bir yılda yüzde 2'den yüzde 2,2'ye yükseldiğine dikkat çeken Karal, özellikle tam burslu öğrenciler ile bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında yetişen gençlerin yurt dışına yönelmesinin Türkiye'nin gelecekteki rekabet gücü açısından ciddi bir sorun olduğunu belirtti.
Karal, verilerin doğrudan devletin resmî istatistik kurumu tarafından açıklandığını vurgulayarak hükümeti gençlerin Türkiye'de kalmasını sağlayacak ekonomik, akademik ve mesleki koşulları oluşturmaya çağırdı.
"TÜRKİYE'NİN EN NİTELİKLİ GENÇLERİ BAŞKA ÜLKELERDE GELECEK ARIYOR"
TÜİK'in açıkladığı oranların yalnızca bir göç istatistiği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Karal, bilimsel ve teknolojik gelişmenin temelinde yetişmiş insan gücünün bulunduğuna dikkat çekti.
Karal, şu ifadeleri kullandı:
"Bu rakamlar sıradan bir göç istatistiği değildir. Ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz, bilimde, teknolojide, üretimde Türkiye'yi ileriye taşıyacak gençlerimizin başka ülkelerde gelecek aradığının göstergesidir. Üstelik bu tabloyu ortaya koyan muhalefet değil, devletin resmî istatistik kurumu TÜİK'tir. Ne yazık ki Türkiye'nin en kıymetli sermayesi olan yetişmiş insan gücümüzü kaybediyoruz."
BEYİN GÖÇÜ ORANI 10 YILDA YÜZDE 37,5 ARTTI
Karal, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranının 2015 yılında yüzde 1,6 olduğunu, 2023 ve 2024 yıllarında yüzde 2 seviyesinde gerçekleştiğini, 2025'te ise yüzde 2,2'ye yükseldiğini hatırlattı.
Bu veriler, beyin göçü oranının son bir yılda yüzde 10, 2015-2025 döneminde ise yüzde 37,5 arttığını gösteriyor.
Karal, söz konusu artışın Türkiye'nin bilimsel üretim kapasitesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Türkiye'nin yetiştirdiği mühendisler, bilim insanı adayları, araştırmacılar ve teknoloji alanında uzmanlaşmış gençler, bilgi ve birikimlerini başka ülkelerde değerlendiriyor. Bir ülke, geleceğini inşa edecek insanlarını kaybediyorsa bunu yalnızca istatistiklerle açıklayamazsınız."
TAM BURSLU ÜNİVERSİTE MEZUNLARINDA ORAN YÜZDE 8,6
TÜİK verilerinde dikkat çeken başlıklardan biri de vakıf üniversitelerinden tam burslu mezun olan gençlerin yurt dışına göç oranı oldu.
Tam burslu mezunlarda beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 8,3 iken 2025 yılında yüzde 8,6'ya çıktı.
Aynı oran kısmi burslu mezunlarda yüzde 3,8, ücretli mezunlarda ise yüzde 3,7 olarak gerçekleşti.
Tam burslu öğrencilerin akademik başarılarıyla öne çıktığını belirten Karal, bu gruptaki beyin göçü oranının diğer mezun gruplarının iki katını aşmasına dikkat çekti.
"Tam burslu her 100 mezundan yaklaşık 9'u yurt dışında. Bu tabloyu nasıl görmezden gelebiliriz?" diye soran Karal, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin en başarılı gençlerinin bir bölümünü yetiştiriyoruz ama onların bilgi birikiminden başka ülkeler yararlanıyor. Asıl üzerinde düşünmemiz gereken budur. Bu gençler neden kendi ülkelerinde kalmayı, çalışmayı, araştırma yapmayı ve gelecek kurmayı yeterince cazip bulmuyor?"
GENETİK VE MÜHENDİSLİKTE BEYİN GÖÇÜ YÜZDE 13'E ULAŞTI
TÜİK'in verilerine göre beyin göçü oranının en yüksek olduğu lisans programları bilim ve mühendislik alanlarında yoğunlaştı.
| Lisans programı | Beyin göçü oranı |
| Moleküler biyoloji ve genetik | %13,1 |
| İşletme mühendisliği | %13,0 |
| Matematik mühendisliği | %11,0 |
| Elektronik mühendisliği | %10,9 |
| Fizik mühendisliği | %10,2 |
Özellikle mühendislik bölümlerindeki artışa dikkat çeken Karal, işletme mühendisliğinde oranın yüzde 10,8'den yüzde 13'e, matematik mühendisliğinde yüzde 9,5'ten yüzde 11'e ve elektronik mühendisliğinde yüzde 9,6'dan yüzde 10,9'a çıktığını belirtti.
Karal, bu bölümlerin Türkiye'nin teknolojik kalkınması açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
"Moleküler biyoloji ve genetik dediğinizde geleceğin ilaçlarını, biyoteknolojisini, sağlık araştırmalarını konuşuyoruz. Matematik, elektronik ve fizik mühendisliği dediğinizde ileri teknolojiyi, yapay zekâyı, savunma sanayisini, bilimsel araştırmaları konuşuyoruz."
Türkiye'nin nitelikli insan kaynağını elinde tutmakta zorlandığını belirten Karal, gelişmiş ülkelerin dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını ve mühendisleri çekmek için yarıştığını hatırlattı.
BİLİŞİM MEZUNLARININ YÜZDE 7'Sİ YURT DIŞINDA
TÜİK verilerine göre bilişim ve iletişim teknolojileri alanında mezunların beyin göçü oranı 2024'te yüzde 6,7 iken 2025'te yüzde 7'ye yükseldi.
Mühendislik, imalat ve inşaat alanındaki oran ise yüzde 4,4'ten yüzde 4,8'e çıktı.
Karal, Türkiye'nin dijital dönüşüm ve yüksek teknoloji hedeflerinin nitelikli insan kaynağıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
"Bütün dünya dijital dönüşümden, yapay zekâdan, yüksek teknolojiden ve bilgi ekonomisinden söz ediyor. Ülkeler artık yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil, yetiştirdikleri insanlarla rekabet ediyor" diyen Karal, Türkiye'nin teknoloji alanında yetiştirdiği gençleri ülkede tutacak imkânları geliştirmesi gerektiğini savundu.
İSTANBUL'DA BEYİN GÖÇÜ TÜRKİYE ORTALAMASININ NEREDEYSE İKİ KATI
Karal, beyin göçünün özellikle Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik merkezlerinde yoğunlaştığına işaret etti.
TÜİK'in verilerine göre İstanbul, yüzde 4'lük beyin göçü oranıyla ilk sırada yer aldı. İstanbul'u İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi.
Türkiye genelinde yüzde 2,2 olan oranın İstanbul'da yüzde 4'e ulaşmasının dikkat çekici olduğunu belirten Karal, gençlerin neden yurt dışını tercih ettiğinin ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.
"GENÇLERİMİZİN DÜNYAYA AÇILMASINA DEĞİL, TÜRKİYE'DE İMKÂN BULAMAMASINA İTİRAZ EDİYORUZ"
Gençlerin yurt dışında eğitim almasının ve uluslararası deneyim kazanmasının tek başına olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Karal, asıl sorunun Türkiye'nin yetişmiş insanlarına yeterli fırsat sunamaması olduğunu ifade etti.
Karal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Gençlerimiz dünyayı görsün, bilim öğrensin, uluslararası tecrübe kazansın. Elbette bunların hepsi kıymetlidir. Bizim itirazımız gençlerimizin dünyaya açılmasına değil, kendi ülkelerinde aradıkları imkânları bulamamalarına yöneliktir."
Gençlerin yalnızca ekonomik sorunlar nedeniyle değil, çalışma koşulları, liyakat, akademik imkânlar, özgür araştırma ortamı ve geleceğe güven gibi nedenlerle de yurt dışında yaşamayı tercih edebildiğini belirten Karal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir ülkenin en büyük zenginliği petrolü, doğal gazı, altını değil, yetişmiş insanıdır. Yıllarca emek vererek yetiştirdiğimiz bir bilim insanının, mühendisin, araştırmacının başka bir ülkede çalışmaya karar vermesi elbette kendi tercihidir. Bizim sorumluluğumuz, Türkiye'yi bu gençlerimizin de yaşamak, çalışmak, üretmek ve gelecek kurmak isteyeceği bir ülke haline getirmektir. Türkiye gençlerini kaybetme lüksüne sahip değildir."
