Kamuoyunda "Sarıgül soruşturması" olarak bilinen dosyada 19 Ekim'de tutuklanarak cezaevine gönderilen gazeteci Murat Ağırel'in İstanbul Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıktı. Ağırel, Sarıgül ailesine yönelik iddiaların kendisine nasıl ulaştığını, neden haber yapmadığını ve ailenin avukatlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeleri anlattı.
Başka bir soruşturma kapsamında ev hapsinde bulunmasına rağmen 16 Ekim'de gözaltına alınan Ağırel, üç gün tutulduğu emniyette kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
İfadesinde neden gözaltına alındığını anlamadığını belirten Ağırel, "En fazla bu soruşturmada bilgisine başvurulan olmam gerekirken ayağımda elektronik kelepçe bulunmasına rağmen evim sabah saat 06.00'da polisler tarafından basıldı" dedi.
Sarıgül soruşturmasında Murat Ağırel dahil 15 kişi tutuklandı
SARIGÜL DOSYASI KENDİSİNE NASIL ULAŞTI?
Ağırel, Almanya'da Gökçek ailesiyle bağlantılı olduğu öne sürülen gayrimenkul yatırımlarını araştırırken bir avukat aracılığıyla Sinan Çampınar isimli kişiyle tanıştığını anlattı.
Avukatın, Çampınar ve Alman ortaklarının Osman Gökçek ile 150-200 milyon euro arasında bir yatırım gerçekleştirdiğini öne sürdüğünü belirten Ağırel, bu iddiaları araştırmak üzere görüşmelere başladığını söyledi.
Çampınar'ın daha sonra Mustafa Sarıgül ve ailesi hakkında da çeşitli iddialarda bulunduğunu aktaran Ağırel, ilk görüşmelerde anlatılanları yeterince inandırıcı bulmadığını ifade etti.
Ağırel, "Kendisinde evrak, belge olup olmadığını sordum ve istedim. Kendisi Osman Gökçek isimli şahıstan daha büyük bir skandalın olduğunu söyledi. Mustafa Sarıgül hakkında iddialarda bulundu. Eğer belge varsa haber değeri varsa araştıracağımı beyan ettim" dedi.
"GÖNDERDİĞİNİZ BELGELER İDDİALARI DESTEKLEMİYOR"
Ağırel'in ifadesine göre Sinan Çampınar, kendisine çeşitli video, ses kaydı ve ekran görüntüleri gönderdi. Ancak gazeteci, söz konusu materyallerin iddiaları doğrulamaya yeterli olmadığını belirtti.
Çampınar'a gönderdiği WhatsApp mesajını da emniyete sunduğunu söyleyen Ağırel, mesajında şu ifadeleri kullandığını aktardı:
"İddia ettiğiniz dosya ile ilgili gönderdiklerini inceledim. Gönderdikleriniz iddiaları destekleyici düzeyde değil. Belgeler var ise onu da gönderirseniz, incelerim. Sözleşmeler, para transferi dekontları, şirket kuruluş evrakları gibi."
Ağırel, Çampınar'ın bu mesaja "Hepsi mevcut" yanıtını verdiğini ancak istediği belgeleri uzun süre göndermediğini söyledi.
Murat Ağırel, Aylin Kotil ve Ömer Sarıgül gözaltına alındı: Emir Sarıgül hakkında da gözaltı kararı
GAZETECİ ARKADAŞLARIYLA TOPLANTI YAPMIŞ
Ağırel, Çampınar ve Alman ortaklarının Türkiye'ye gelerek kendisiyle görüşmek istediklerini, bunun üzerine söz konusu kişileri Cumhuriyet gazetesine davet ettiğini anlattı.
Konuyu gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mine Esen'e ve birlikte çalıştığı gazeteciler Şule Aydın, Timur Soykan, Barış Terkoğlu ile Barış Pehlivan'a aktardığını belirten Ağırel, iddiaların değerlendirildiği bir toplantı yaptıklarını söyledi.
Toplantıda eldeki belgelerin yetersiz olduğu, ancak yeni kanıtlar sunulması halinde konunun araştırılmaya değer bulunduğu sonucuna vardıklarını ifade etti.
Çampınar'ın sürekli gizlice kaydedilmiş kısa videolar ve ses kayıtları gönderdiğini ancak iddia ettiği para transferlerini kanıtlayan belgeleri sunmadığını belirten Ağırel, şu ifadeleri kullandı:
"Israrla Osman Gökçek ile ilgili şirket bilgilerini göndereceğini, ön şart olarak Sarıgül dosyasının haber yapılmasını istiyordu."
Murat Ağırel'den ilk açıklama: Yapmadığım haberden gözaltındım
"ÖNCE HABERİ YAPIN, SONRA BELGEYİ VERELİM DEDİLER"
İfadesinde gazetecilik faaliyetlerinin şarta bağlanamayacağını vurgulayan Ağırel, Sinan Çampınar'ın Sarıgül ailesi hakkındaki haberin yayımlanması karşılığında Osman Gökçek'e ilişkin belgeleri vereceğini söylediğini aktardı.
Bunun üzerine gazeteci arkadaşlarıyla birlikte ödeme dekontları gelmeden haber yapmama kararı aldıklarını anlatan Ağırel, Çampınar'a bu yönde mesaj gönderdiğini belirtti.
Ağırel, "Önce yayın yapın, sonra belgeleri paylaşalım" yaklaşımını kabul etmediğini ifade ederek, belgeleri muhataplarına da soracağını önceden bildirdiğini söyledi.
Ağırel ayrıca Çampınar ve ortaklarının kendisini yurt dışına davet ederek bütün masraflarını karşılamayı teklif ettiğini, bunu rüşvet teklifi olarak değerlendirdiği için reddettiğini anlattı.
100 MİLYON VE 10 MİLYON EUROLUK İKİ DEKONT GÖNDERİLMİŞ
Ağırel'in ifadesinde dikkat çeken bir başka ayrıntı da kendisine gönderilen iki banka dekontu oldu.
Gazeteci, Sinan Çampınar'ın bir süre sonra kendisine alıcı bölümlerinde Mustafa Sarıgül ve Emir Sarıgül'ün isimlerinin bulunduğu iki dekont fotoğrafı gönderdiğini söyledi.
Ağırel'e göre gönderici bilgilerinin gizlendiği dekontlardan birinde 100 milyon avro, diğerinde ise 10 milyon avro yazıyordu.
Bu belgelerin haber açısından önemli olabileceğini ancak mutlaka doğrulanmaları gerektiğini belirten Ağırel, Sarıgül ailesinin avukatlarıyla temasa geçti.
SARIGÜL AİLESİNİN AVUKATIYLA GÖRÜŞMÜŞ: "DEKONTLAR SAHTE DEDİLER"
Ağırel, Sarıgül ailesinin avukatı Hüma Hanım'ın kendisine WhatsApp üzerinden ulaştığını belirtti.
Avukata iddiaları araştırdığını söylediğini anlatan Ağırel, daha sonra kendisini Cumhuriyet gazetesine davet ettiğini ve burada görüşme gerçekleştirdiklerini aktardı.
Ağırel'in ifadesine göre Sarıgül ailesinin avukatları, kendilerine yöneltilen para transferi iddialarını reddetti ve bazı belgelerin sahte olduğunu ileri sürdü.
Avukatın DenizBank hesap hareketlerini göstererek 100 milyon ve 10 milyon avroluk transferlerin gerçekleşmediğini savunduğunu belirten Ağırel, yalnızca 100 avroluk bir ödemenin yapıldığının ve bu paranın da iade edildiğinin kendisine söylendiğini aktardı.
Görüşmede İngiltere'de kurulmuş gibi gösterilen bir şirkete ait belgelerdeki noter imzasının sahte olduğu iddiasının da gündeme geldiğini söyledi.
Ağırel, Çampınar ile Sarıgül ailesi arasında daha önce hukuki anlaşmazlık yaşandığının ve sonrasında bir ibra protokolü imzalandığının kendisine anlatıldığını da belirtti.
"BEN KENDİLERİNE HERHANGİ BİR EVRAK VERMEDİM"
Soruşturmanın şikayetçilerinden Sinan Çampınar, Ağırel'e ulaştırdıkları materyallerin Sarıgül ailesine aktarılmış olabileceğini öne sürmüştü.
Alman ortaklardan Kai Precat da Ağırel'in kendilerine verilen bilgileri yayımlamadığını ve bunları Mustafa Sarıgül'e ilettiğini iddia etmişti.
Ağırel ise bu suçlamaları reddetti.
Sarıgül ailesinin avukatlarına herhangi bir belge teslim etmediğini belirten gazeteci, yalnızca iddiaları sorarak doğrulatmaya çalıştığını ifade etti.
Ağırel, "Ben kendilerine herhangi bir evrak vermedim" dedi.
Çampınar'ın kendisine gönderdiği bir mesajda belgeleri başkalarına verip vermediğini sorduğunu anlatan Ağırel, herhangi bir belge paylaşmadığını ancak doğrulama yapacağını başından beri söylediğini kaydetti.
"KARA PARA AKLIYORDUNUZ DEĞİL Mİ?" SORUSUNA "EVET" YANITI
Ağırel, Sinan Çampınar ile gerçekleştirdiği ve kayda aldığını söylediği bir telefon görüşmesini de emniyete sundu.
İfadesine göre görüşmede Çampınar'a kendisinden para isteyip istemediğini sordu. Çampınar böyle bir talebin bulunmadığını söyledi.
Ağırel, konuşmanın devamında Çampınar'a "Yani siz kara para aklıyordunuz aslında" diye sorduğunu, Çampınar'ın ise "Evet öyle, telefonda çok şey oluyor ama ben tırsıyorum Murat Bey" yanıtını verdiğini aktardı.
Görüşmenin videosunu ve yazılı dökümünü emniyete sunduğunu söyleyen Ağırel, kayıttaki ifadelerin de soruşturma kapsamında değerlendirilmesini istedi.
"ARAŞTIRMA DEVAM EDİYORDU, HABERDEN VAZGEÇMEDİM"
Ağırel, Sarıgül ailesine yönelik haber çalışmasını sonlandırmadığını, aksine belgelerin gerçek olup olmadığını araştırdığı sırada gözaltına alındığını söyledi.
İddiaların büyüklüğüne dikkat çeken gazeteci, yaklaşık 1 milyar avroluk kara para aklama iddiasının ve bunun bir milletvekiliyle ilişkilendirilmesinin sıradan bir haber konusu olmadığını vurguladı.
Bu nedenle çok güçlü ve doğrulanmış kanıtların gerekli olduğunu belirten Ağırel, gönderilen dekontları Almanya'daki kaynaklarına da sorduğunu anlattı.
Kaynaklarından belgelerin gerçeği yansıtmayabileceği yönünde bilgi aldığını, resmî doğrulama için başvuru hazırlığındayken başka bir soruşturma nedeniyle ev hapsine alındığını söyledi.
Ağırel, "Olayla ilgili araştırmalarım sürerken gözaltına alındım. Yani haberi yapmaktan vazgeçmiş değilim. Yani belgelerin doğruluğunu araştırıyordum" ifadelerini kullandı.
"EMİR SARIGÜL'Ü TANIMIYORUM, HİÇ GÖRÜŞMEDİM"
Polis ifadesinde Ağırel'e, kendisine ulaştırılan materyaller hakkında Abdurrahman Emir Sarıgül ile görüşüp görüşmediği de soruldu.
Ağırel, Emir Sarıgül'ü tanımadığını ve kendisiyle hiçbir şekilde iletişim kurmadığını belirterek şu yanıtı verdi:
"Abdurrahman Emir Sarıgül ile herhangi bir görüşmemiz olmadı. Kendisini tanımıyorum. Hiçbir zaman yan yana gelmedik. Telefonla da görüşmedik. Ancak yukarıda söylediğim üzere avukatları olan Hüma Hanım ile görüştüm."
"BEN BU DOSYANIN OLSA OLSA TANIĞI OLURUM"
İfadesinin sonunda hakkındaki suçlamaları bir kez daha reddeden Ağırel, araştırmacı gazeteci olduğunu ve yedi kitabı ile binlerce makalesinin bulunduğunu hatırlattı.
Bugüne kadar doğrulanmamış bilgilerle haber yapmadığını söyleyen Ağırel, dosyada kendisine yöneltilen suçlamalarla ilgili somut bir eylem gösterilmediğini savundu.
Gazeteci, şu ifadeleri kullandı:
"Ben bu dosyanın olsa olsa tanığı olabilirim, şüphelisi değil. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Kaldı ki tarafıma sadece suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu isnat edilmiş. Ancak bu suçu nasıl işlediğime ilişkin herhangi bir somut isnat yöneltilmemiştir."
Sarıgül ailesine yönelik daha önce eleştirel haberler yaptığını da belirten Ağırel, hayatında yan yana gelmediği insanlarla aynı suç örgütüne dahil edilmesini anlamadığını söyledi.
EMNİYETTE KARA PARA AKLAMA, ADLİYEDE ÖRGÜTE YARDIM SUÇLAMASI
Ağırel'in ifade sürecinde dikkat çeken gelişmelerden biri de kendisine yöneltilen suçlamanın değişmesi oldu.
Gazetecinin İstanbul Emniyet Müdürlüğünde "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlaması kapsamında ifadesi alındı.
Ancak Çağlayan Adliyesine sevk edilmesinin ardından savcılık, Ağırel'i "üyesi olmadığı örgüte yardım etmek" suçlamasıyla tutuklamaya sevk etti.
Sulh ceza hakimliği de bu suçlama kapsamında Ağırel'in tutuklanmasına karar verdi.
Kamuoyunda Sarıgül soruşturması olarak bilinen dosyada Ağırel'in yanı sıra Ömer Sarıgül, Aylin Kotil ve diğer şüphelilerin de aralarında bulunduğu toplam 15 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

