YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Mersin’in Silifke ilçesindeki Anıt Meydanı’nda düzenlenen halk buluşmasında vatandaşlara hitap etti. Cuma namazı sonrası gerçekleşen buluşmada yerel yönetimler, seçmen iradesi, cezaevindeki belediye başkanları, ekonomik sıkıntılar ve tarım sektöründeki sorunlara değinen Özel, partisinin iktidar hedefini yineledi.
"GÖZALTINDAKİ VE TUTUKLU BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ"
Silifke’ye geliş amaçlarının belediye başkanlarına destek vermek olduğunu belirten Özel, 2014’te seçilen, 2024 yerel seçimlerinde ise halkın yeniden görev verdiği Silifke Belediye Başkanı Doktor Mustafa Turgut’un 19 Haziran günü gözaltına alındığını ve 23 Haziran’dan bu yana yaklaşık 3-4 aydır cezaevinde tutulduğunu ifade etti. Özel; sabah saatlerinde Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ahmet Başkan ve Abdullah Başkan’ı ziyaret ettiğini, Mustafa Turgut’u ise uzakta olması sebebiyle ziyaret edemediğini ancak akşamüstü ailesiyle bir araya geleceğini aktardı.
Özgür Özel'den Vahap Seçer'e ziyaret
"SEÇMENİN İRADESİNE KAFA TUTULUYOR"
31 Mart 2024 yerel seçimlerini hatırlatan Özel, Mersin ve Silifke halkının sandıktaki tercihlerine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Yüzde 56 oyla seçilen Mustafa Turgut ile yüzde 60 oyla Türkiye rekoru kırarak seçilen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in görevden alınması veya cezaevine konulmasını "seçmen iradesine kafa tutmak" olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunu eleştiren Özel, yapılan uygulamanın sadece CHP veya YENİ Parti seçmenine değil, MHP ve AK Parti'ye oy veren yurttaşların da iradesini tanımamak anlamına geldiğini savundu.
"BUNLAR KORKANLARI ALIR, YILGANLARI YENER"
İktidarın muhalefeti korkutmak ve seçmenin sandıktan ümidini kesmesini sağlamak üzerine bir hesap içinde olduğunu iddia eden YENİ Parti Lideri, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Bunlar korkanları alır. Bunlar yılgınları yener. Bunlar pes edersek kazanır. Ayakta duranlar, bunlara direnenler, bunların üzerine yürüyenler kazanır. Asla teslim olmayacağız. Seni korkutmak, yıldırmak, bezdirmek, 'bu iktidar değişmez' demek, ümidi kaybetmek ve senin sandıktan ümidini kesmek istiyorlar. Ama buradan andolsun ki söylüyorum, o sandığa varacağız, o seçimi alacağız."
SİLİFKE’DEKİ ÇİFTÇİNİN VE ÜRETİCİNİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Konuşmasında bölge ekonomisi ve tarımsal üretime de geniş yer ayıran Özel; narenciye, zeytin, portakal, mandalina ve limon üreticilerinin yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. Zeytin toplama maliyetlerinin günlük 13-14 liraya yükselmesine karşın ürünün kilosunun 10 ila 25 lira arasında alıcı bulmaya çalıştığını söyleyen Özel, ürünlerin dalda kaldığını vurguladı.
Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünyada ön sıralarda yer aldığını, Avrupa’da gıda enflasyonu ortalaması yüzde 0,3 iken Türkiye’de bu oranın yüzde 27 seviyesinde seyrettiğini belirtti. Ayrıca gıda enflasyonunda İran, Venezuela ve Arjantin dışındaki ülkelerden daha kötü durumda olunduğunu kaydetti.
Emeklilerin 23 bin 500 liralık maaşla geçinmekte zorlandığını, asgari ücretin ise açlık sınırının altında kaldığını belirten Özel, alım gücünün geçmiş yıllara kıyasla düştüğünü ifade etti. İktidarın ilk döneminde emekli maaşının 8 çeyrek altına, asgari ücretin ise 7 çeyrek altına denk geldiğini; günümüzde ise bu oranların emeklide 2, asgari ücretlide ise 2,5 çeyrek altına kadar gerilediğini söyledi.
Kadınların sosyal güvenlik haklarına da değinen Özel, devletin mahallelere kreş açarak kadınların istihdama katılımını desteklemesi gerektiğini, kreş veya iş imkanı sunulmadığı takdirde ev kadınlarının sigorta primlerinin devlet tarafından yatırılarak emeklilik hakkı kazanmalarının sağlanacağını taahhüt etti.
"BEN YOLDA YÜRÜDÜM, SİZ GELDİNİZ"
Partinin kuruluş sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, Atatürk’ün kurduğu partinin işgal altına girdiğini, üst üste kazanılan dört seçimin yok sayıldığını iddia etti. Seçmenlerin talebi doğrultusunda yeni bir yol açtıklarını söyleyen Özel, "Siz 'Sen ya yeni bir yol bulacaksın ya yeni bir yol açacaksın' dediniz. 'Peşindeyim' dediniz. Ben yolda yürüdüm, siz geldiniz. YENİ Parti’yi siz kurdunuz. YENİ Parti’nin adını siz koydunuz" diyerek konuşmasını tamamladı.
Özel'in açıklamaları şöyle:
“Zor bir gündeyiz. Zor bir süreçteyiz. Partimizin adaysızlaştırılmaya çalışıldığı, lidersizleştirilmeye çalışıldığı, kurumsuzlaştırılmaya çalışıldığı bir sürecin sonunda kimselere güvenmeyerek, kimseden güç almayarak, sadece size güvenerek, sizden güç alarak yoldayız. Mücadeleye devam ediyoruz. Bugün Silifke‘ye gelmemizin sebebi, Silifke’nin 2014’te seçtiği, sonra 2019’da ittifak olmadığından ve bir başka adaya karar verdiğinden, bizim de saygıyla karşıladığımız şekilde seçimi kaybettiğimiz, ancak 2024 yılına geldiğinde sizin yeniden görev verdiğiniz Belediye Başkanımıza, Sevgili Doktorumuza sahip çıkmak için… 19 Haziran günü gözaltına alındı, 23 Haziran gününden beri neredeyse üç - dört ay olmak üzere halen daha cezaevinde tutulan Belediye Başkanımıza sahip çıkmak, onunla olan dayanışma duygularımızı ifade etmek için buradayız. Sizinle birlikte Başkanımıza sahip çıkıyoruz. Burada yerel basının, ulusal basının değerli temsilcileri var. Bir cuma günü öğle vaktinde, cuma namazının hemen akabinde bir ‘merhaba’ demeye, bir selam vermeye, bir hatır sormaya uğradık. Bayram değil, seyran değil, seçim yok, yarın sandık yok. Ama bu meydanı böylesine doldurdunuz. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum.
“ERDOĞAN ‘BEN SİLİFKE’Yİ, MERSİN’İ TANIMAM’ DİYOR”
Değerli Silifkeliler bir insanın, bir partinin, bir kadronun demokrat olup olmadığı seçimi kazandığı gün belli olmaz. O gün herkes demokrat. Ama seçimi kaybedip de bunu içine sindirebilirsen, seçimi kaybedip de eğer kazananı tebrik edebilirsen, muhalefetteki görevini yapıp bir sonraki seçimi bekleyebilirsen ne ala. Ama öyle yapmıyolar. Siz 31 Mart 2024 günü sandık başına gittiniz. İki tane oy kullandınız. Bir tane, Silifke Belediye Başkanımıza. Bir tane, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımıza. Siz dediniz ki ‘Silifke’yi Mustafa Turgut yönetsin. Büyükşehiri de Vahap Seçer yönetsin.’ Birileri size diyor ki şimdi ‘Hayır, senin attığın oyun bir kıymeti yok. Yüzde 56 oy vermişsin Mustafa Turgut’a. Sen bilmezsin, ben bilirim. Yüzde 60 oy vermişsin, Türkiye rekoru kırdırmışsın Vahap Seçer’e. Sen bilmezsin, ben bilirim. Ben onları alırım. İçeri koyarım ve burayı onlara yönettirirmem.’ Bu Silifke’ye, Silifke’nin iradesine kafa tutmaktır. Bu sadece seçim günü Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçmenine, bugünkü YENİ Parti’nin seçmenine kafa tutmak değildir. MHP’ye, AK Partiliye de ‘Milletin verdiği oyun, senin verdiğin oyun bir geçer hükmü yok. Sen bana verirsen iyisin. Benden cayarsan seni de tanımam, hiçbirinizi tanımam, Silifke’yi tanımam. Ben Mersin’i tanımam’ diyor Tayyip Erdoğan.
Silifke’nin onlarca sorunu var. Ama yerelde çözülebilecekleri Silifke Belediyesi, Büyükşehir’in yapabileceklerini de hepiniz şahitsiniz ki Vahap Seçer büyük bir gayretle yerine getirdiler. Yaptığımız bütün anketlerde memnuniyet oranının en yüksek olduğu şehirlerden biri hep Mersin çıktı. Mersin Belediyesi’nden, Büyükşehir’den, Silifke Belediyesi’nden memnun musunuz? İşte bu memnuniyet onları korkutuyor. O şöyle söylüyor, diyor ki ‘Efendim yerel seçimleri kaybettim. Bunlar belediyelerde güzel hizmetler yapıyorlar. Yoksullara sahip çıkıyorlar. Kreşler yapıyorlar. Öğrenci yurtları yapıyorlar. Kent lokantaları yapıyorlar. Ramazan’da, bayramda… ‘Sosyal yardım vermezler’ demiştik, beş katını veriyorlar. Şehircilikte iyiler, sosyal belediyecilik - halkçı belediyecilikte iyiler. Bu iş böyle giderse gelecek seçimi de bunlar kazanacak ve biz görevi bırakacağız.’ Demokrasinin tam da tanımı budur. Millet kimi istiyorsa seçer. Kimi istemiyorsa gider. Milletin memnun olduğu kalır, memnun olmadığı gider. Bu yüzden size söz veriyorum. Madem ki siz seçtiklerinizden memnunsunuz. Biz yılmayacağız, durmayacağız, var gücümüzle çalışıp partimizi iktidar yapacağız. Bugün sabah Vahap Seçer başkanı ziyaret ettim. Ahmet Başkan’ı ziyaret ettim. Abdullah Başkan’ı ziyaret ettim. Burada değil, uzakta olduğu için bugün Mustafa Başkan’ı ziyaret edemedim. Ama ailesini akşamüstü ziyaret edeceğim. Hepsinin selamlarını size iletiyorum. Sizin selamlarınız da buradan, televizyondan onlara gidiyor.
“BUNLARIN ÜZERİNE YÜRÜYENLER KAZANIR”
Silifke’ye gelmişken tabi Silifke demek, bir coğrafyada ne kadar ürün yetişebiliyorsa; portakal, mandalina, limon, her türlü narenciye, bunun yanında en başta zeytin ve bunun yanında diğer bütün ürünlerde Silifkeli üreticinin büyük bir sıkıntısı var. Özellikle zeytin fiyatlarında. Toplama maliyetleri günde 13 - 14 liraya kadar çıkmışken, zeytinin kimi yerde kilosunun 10 liraya, sizin iyi, kaliteli zeytininizin bile 20 - 25 liraya alıcı bulmaya çalıştığı bir yerde gerçekten çileniz büyük, sıkıntılar büyük. Yolda geliyorum. İl Başkanımız gösteriyor. ‘Bu mandalina ama toplamaya değmiyor, burada kaldı. Geçen sene limonlar dalda kaldı. Portakallar dalda kaldı’ diyor. Biliyorsunuz bu ülke tarımda kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biriyken, şimdi bu ülke gıda enflasyonunda dünyada dördüncü, beşinci ülke. Normal enflasyonda dünyada dördüncü ülke. Avrupa’nın en pahalı ülkesi. Gıda enflasyonu bizde yüzde 27, o da yeni geldi. Avrupa ortalaması yüzde 0,3. Yani Türkiye’de Avrupa’nın 90 katı gıda enflasyonu var. Dünyada Amerika’nın saldırdığı İran, Amerika’nın başkanını kaçırdığı Venezuela ve Arjantin dışında gıda enflasyonu bizden yüksek ülke yok. Normal enflasyonda da 180 ülke içinde en kötü durumda olan beş ülkeden bir tanesiyiz. Emeklilerimiz 23 bin 500 lira sefalet ücreti ile maaşlarını kiraya ödeseler aç kalıyorlar, karınlarını doyursalar sokakta kalıyorlar. Asgari ücretlerimiz açlık sınırının altında asgari ücret alıyor. Yoksulluk sınırına varmak için beş emekli birleşse yoksulluktan kurtulamıyor. Çiftçi kötü, emekli kötü, emekçi kötü olunca esnafın da durumu perişan. Zaten gelecekten ümidi olmayan gençlerimiz yurtdışına gitmeyi kafaya koymuş, anneleri üzgün, babaları üzgün, büyükleri üzgün. Ama buradan bütün Silifke’ye ifade ediyorum. Kimse enseyi karartmasın. Gördüğümüz kötülüğü görüyorsunuz. Zulmü görüyorsunuz. Haksızlıkları görüyorsunuz. Ama bunların bir hesabı var. Bir hesabı. Seni korkutmak, yıldırmak, bezdirmek, ‘Bu iktidar değişmez’ demek, ümidi kaybetmek ve senin sandıktan ümidini kesmek. Ama buradan andolsun ki söylüyorum. O sandığa varacağız, o seçimi alacağız. Size düşen; inancınızı kaybetmemek, moralinizi bozmamak. Bir yere çağrılıyorsanız koşup gelmek. Hatta bugünkü gibi. Nerede duydunuz, bir kalabalık var, bir etkinlik var, bir mücadele var. Koşup oraya gitmek. Bunlar korkanları teslim alır. Bunlar yılgınları yener. Bunlar pes edersek kazanır. Ama ayakta duranlar, bunlara direnenler, bunların üzerine yürüyenler kazanır. Asla teslim olmayacağız. Silifke’nin kapanan SEKA Fabrikasını biliyorum. Buradaki limandaki sorunları ve devletin halletmesi gereken, çözmediği sorunları biliyorum. Yine bu bölgede topraklarda tarım yaparken hem çiftçi kayıt sistemine işlenen, gerektiğinde kredi verilen, faiziyle alınan ama bu toprağa ektin, burası koruma alanındaydı diye ceza kesilen çiftçilerin sorunlarını biliyorum. Ve şu kadarını söylüyorum. Dişimizi sıkacağız, sandığa kadar bir, sabredeceğiz, iki, kötülüklerle mücadele edeceğiz. Eninde, sonunda o sandığı getireceğiz, AK Parti’nin kara düzenini bitireceğiz.
Burada çok sayıda emeklimiz var. Burada bir sandık gösteriyordu emekliler. Emekliler ilk bu iktidar geldiğinde 8 çeyrek altın maaş alıyorlardı. Bugün çeyrek altın 8 tane almaya kalksan 70 bin liraya yakın maaş olması lazım. Emekli 8 çeyrek altın alırken 2 çeyrek altına düştüyse bu sandığın içine emeklinin oyu düşecek bu iktidar da iktidardan düşecek. Asgari ücret 7 çeyrek altındı şimdi 2.5 çeyrek altın. Asgari ücretlinin oyu bu sandığa düşecek, AK Parti de iktidardan düşecek. Kadınlara söylüyorum, sen evde otur, çocuğuna bak, hastana bak, engelline bak, bir şeye karışma, 4 bin lira, 5 bin lira bir maaş verirsen veririm ya da dul kaldıysan maaşı böler böler veririm. Yoksa da hiçbir şey vermem. Sen orada oturacaksın. Buradan bütün ev kadınlarına sesleniyorum. Bu iktidar değişecek. Ya mahallede kreş yapacak devlet, çocuk kreşe gidecek. Sen işe gideceksin. Paranı kazanacaksın, sigortan yatacak. Devlet kreş vermediyse çocuğuna, sana iş bulmadıysa, bütün ev kadınlarının sigortasını devlet tarafından yatırılacak, bütün kadınlar emeklilik hakkını kazanacak. Bunun olmasını istiyor mu kadınlar? O zaman kadınlar sandık başına gelecek, kadınların oyları sandığa girecek, bu iktidar gidecek, sizi seven, sizi koruyan bir iktidar gelecek. Bu seçim sandığını getiren Emekli Meclisi Sendikasına ve yıllarca çalışmış, elleri nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, şimdi de büyük bir haksızlığa uğrayan bütün emeklilere yürekten bir alkış. Mücadeleleri, mücadelemizdir. Sandığı göndereyim mi? Tayyip Bey’i gönderecek misiniz? Söz mü? Tayyip Bey’i göndereceksiniz sandığı gönderiyorum. Hadi gönderin onu. Hadi bakalım. Bütün seçmenlere bir dayanışma alkışı. O sandığa varacağız, bu seçimi alacağız. Benimle birlikte mücadeleye var mısınız?
Bu partiyi, Atatürk’ün kurduğu parti işgal altına girince, Recep Tayyip Erdoğan’ın yargı kolları bize darbe yapınca, üst üste dört seçim kazanmışız, dört seçimi de yok sayınca, yerine yıllarca yendiği, işine gelen birini partinin başına getirince; siz ilk önce dediniz ki, ‘Önce mücadele et, bunlara bırakma’ dediniz. Mücadele ettik. Sonra dediniz ki, ‘Bunlar oyalıyor bizi, kandırıyor bizi. Sen ya yeni bir yol bulacaksın ya yeni bir yol açacaksın’ dediniz. ‘Peşindeyim’ dediniz.
Yolu sordum, ‘Sen yürü, arkandan geleceğiz’ dediniz. Ben yolda yürüdüm, siz geldiniz. YENİ Parti’yi siz kurdunuz. YENİ Parti’nin adını siz koydunuz. YENİ Parti’nin bütçesini siz yaptınız. Bu yolda istikamet iktidara, hep birlikte yürüyecek miyiz? Hep birlikte yürüyecek miyiz? O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar. Yürüyelim arkadaşlar.”
