İsrail'den Sebastia Antik Kentine çökme girişimi: Katilin yeni planı ‘arkeolojik ilhak’

İsrail'den Sebastia Antik Kentine çökme girişimi: Katilin yeni planı  ‘arkeolojik ilhak’

İsrail, Gazze’deki soykırımı Batı Şeria’da ‘arkeolojik ilhak’ ile sürdürüyor. Nablus’un antik beldesi Sebastia’da 450 dönümlük Filistin arazisine ‘ulusal park’ maskesiyle el koymaya hazırlanan işgal yönetimi, 400 yıllık Osmanlı barışının mührünü ve asırlık zeytinlikleri de bilim kılıfıyla tarihten silmeyi hedefliyor. Dünyaya ‘normalleşme’ masalları anlatılırken yaşanan bu gelişmenin ardından şimdi gözler, bu sessiz katliama karşı UNESCO ve ICOMOS gibi uluslararası kurumların atacağı adımlarda.

İşgalci İsrail’in son iki yıldır Gazze’de yürüttüğü ve 50 bini aşkın Filistinliyi katlettiği kanlı saldırılar sürerken; bu vahşetin bir benzeri şimdi de Batı Şeria’da ‘arkeoloji’ maskesiyle sahneleniyor. Nablus yakınlarındaki tarihi Sebastia beldesi, işgalci güçlerin binlerce yıllık tarihi katmanları silip bölgeyi tek bir ideolojiye hapsetme girişimiyle karşı karşıya. Sebastia Belediye Başkanı Muhammed Azem’e gönderilen resmi bildirimle, mülkiyeti Filistinli köylülere ait olan arazilerin ‘Samiriye Ulusal Parkı’ projesi kapsamında İsrail ordusunun kontrolüne alınacağı ilan edildi. Eğer plan gerçekleşirse bu, 1967’den bu yana arkeolojik bir proje adı altında yapılan en büyük arazi gaspı olarak tarihe geçecek.

ASIL HEDEF BÖLGEYİ AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE ÇEVİRMEK

Aşırı sağcı Miras Bakanı Amichai Eliyahu’nun bizzat yürüttüğü 32 milyon dolarlık projenir asıl hedefi, bölgeyi bir açık hava hapishanesine çevirmek. Önceki gün Guardian’a konuşan Belediye Başkanı Muhammed Azem, bu hamleyi “Sebastia’nın kalbine saplanan bir hançer” olarak tanımlıyor. Azem, planlanan devasa çit ve gözetleme kulelerinin kasabayı antik kentten tamamen koparacağını vurgulayarak, “Bizi kendi tarihimizden izole edip, burayı sadece Yahudi yerleşimcilerin uğrak noktası haline getirmek istiyorlar” diyor. Proje kapsamında inşa edilecek yeni yollarla Filistin yerleşimleri tamamen bypass edilecek ve asırlık zeytinlikler birer birer sökülecek.

BİLİM İNSANLARI KATİLLERE HİZMET EDİYOR

Ancak bu yıkım projesi sadece askeri emirlerle sınırlı değil; arka planda uluslararası hukuku hiçe sayan bir ‘akademik suç’ mekanizması işliyor. İşgalci İsrail’deki resmi arkeoloji kurumları, uzun süredir Elad gibi radikal yerleşimci vakıflarla el ele vererek arkeolojiyi bir mülksüzleştirme silahına dönüştürmüş durumda. Özellikle Doğu Kudüs’ün Silwan mahallesinde ‘Davut Şehri’ adı altında yürütülen kazılarda görüldüğü üzere; bu kirli ittifak, bulguları tahrif ederek bölgeyi zorla Yahudileştirmeye çalışıyor. Arkeoloji biliminin tarafsızlık ilkesini yerle bir eden bu yapı, kazı alanlarını Filistinli nüfusu bölgeden söküp atmak için ‘hukuki kalkan’ olarak kullanıyor.

GÖZLER ULUSLARARASI KURUMLARDA

Sebastia’da sahnelenmeye hazırlanan bu ‘arkeolojik apartheid’ın durdurulması için gözler UNESCO ve ICOMOS gibi yapılara çevrildi. İşgalci İsrail’in Cenevre ve 1954 Lahey Sözleşmesi’ni açıkça ihlal eden bu hamlesine karşı ‘kınama’ mesajlarının ötesine geçilmesi bekleniyor. Arkeoloji dünyasının etik onurunu korumak ve Sebastia’daki Osmanlı-İslam mirasının silinmesini engellemek için bölgeye acil gözlemci gönderilmesi hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, bu hançer sadece Filistin’in değil, insanlığın ortak hafızasının da katli olarak tarihe geçecek.

OSMANLI İZLERİ SİLİNME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

Sebastia’da, işgalci zihniyetin gölgelemeye çalıştığı devasa bir Osmanlı mirası bulunuyor. Osmanlı’nın bir Haçlı katedralinden camiye dönüştürerek koruduğu Nebi Yahya Camii ve sivil mimarinin en zarif örneklerinden biri olan Al-Kayed Sarayı, bu toprakların 400 yıllık Osmanlı barışıyla harmanlanmış kimliğinin en somut kanıtı. İşgalci güçler, ‘arkeolojik temizlik’ yöntemiyle bu İslam mührünü ‘ikincil kalıntı’ muamelesi yaparak tarihten silmeyi hedefliyor.

SEBASTİA ELE GEÇİRİLİRSE BU UNESCO’NUN UTANCI OLACAK

Sebastia, 2 Nisan 2012’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. UNESCO burayı, Osmanlı sivil mimarisi ve Filistin köyüyle bir bütün (kültürel peyzaj) olarak tescil etmiş durumda. Filistin Yönetimi’nin 2023’teki ‘Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne alınma talebi ise lobi baskılarıyla donduruldu. UNESCO sessiz kaldıkça, işgalci güç sahada bir ‘oldu-bitti’ yaratarak dünya mirası adayı olan bu kadim beldeyi bir yerleşimci parkına dönüştürme cesareti buluyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN