Oscarlık günahlar

Oscarlık günahlar

Oscar adaylıklarında 1930’ların Mississippi’sindeki ırkçı canavarlığı anlatan ‘Günahkarlar’ 16 dalda aday gösterilerek tarih yazarken; bugün Filistin’de canlı yayında izlediğimiz katliamın çığlığı ‘Hind Rajab’ın Sesi’ ise ‘En İyi Uluslararası Film’ kategorisine sığdırıldı. Peki, gerçekleşirken durduramadığımız bu acıların sonradan madalyalarla ödüllendirilmesi gerçek bir yüzleşme mi, yoksa modern dünyanın o bilindik günah çıkarma ayini mi?

98. Akademi Ödülleri adayları açıklandı. Sinema dünyasında tam bir ‘Sinners’ rüzgarı esiyor. Ryan Coogler’ın ‘Sinners’ (Günahkarlar) filmi, tam 16 dalda aday gösterilerek ‘Titanic’ ve ‘La La Land’ gibi devlerin 14 adaylık rekorunu tarihe gömdü. Herkes Michael B. Jordan’ın ikiz kardeşler performansını, 1930’ların Mississippi’sinde geçen o doğaüstü ırkçılık savaşını ve Ludwig Göransson’ın blues tınılı müziklerini konuşuyor. Ben ise listeye bakarken bambaşka bir yerden bakmak istiyorum. Çünkü gördüğüm şey şatafatlı bir başarı değil, modern dünyanın bildiğimiz o klasik günah çıkarma ayini.
Filmin adı çok manidar: Günahkarlar. Coogler, filminde ırkçılığı bir ‘vampir’ metaforuyla anlatırken aslında Batı’nın kendi tarihsel canavarlarını perdeye taşıyor. Ancak bu yüzleşme hiç samimi gelmiyor. Batı bunu hep yapıyor; tarihindeki kara lekeleri önce milyon dolarlık dev bütçeli bir ‘eğlenceye’ dönüştürüyor, sonra da o utancı altın heykellerle ödüllendirip vicdanını temize çekiyor.

Akademi bu sahte yüzleşmelere alışık olsa da, tarih bu ‘günah çıkarma seanslarını’ bozan hakikatli sesleri de yazdı. 1973’te Marlon Brando, yerlilerin maruz kaldığı zulmü protesto etmek için ödülü reddedip sahneye Kızılderili oyuncu Sacheen Littlefeather’ı gönderdiğinde; 1978’de Vanessa Redgrave, Filistin davasını savunduğu için kapı önünde kendisini yuhalayanlara sahneden “Siyonist haydutlar” diye seslendiğinde ya da 2024’te Yahudi yönetmen Jonathan Glazer, İsrail işgalinin insanlıktan çıkardığı kurbanları andığında o steril salonun havası bir anlığına buz kesmişti. Çünkü hakikat, kırmızı halının pırıltısına sığmayacak kadar ağırdı.

Listedeki asıl can yakıcı film ise bu yıl ‘En İyi Uluslararası Film’ kategorisinde duruyor: ‘The Voice of Hind Rajab’ (Hind Rajab’ın Sesi). Bu film Tunus’un adayı. Filistin her ne kadar 2003’ten beri Akademi tarafından ülke olarak tanınsa da; 6 yaşındaki Hind’in o meşhur telefon kaydındaki çığlığı Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania’nın vizöründen Oscar’a taşındı. Burada bir parantez açalım: Biz 7 Ekim’den beri sosyal medya akışlarımızda on binlerce Filistinli çocuğun ölümünü saniye saniye izlerken bir film izlemedik. Bir lokma ekmek bekleyen o çukurlaşmış gözleri, enkaz altından uzanan tozlu parmakları, kefenlere sığmayan küçücük bedenleri ‘canlı yayında’ seyrettik.

Şimdi kalkıp bu trajediden damıtılan bir yapımı Oscar’a aday göstermek, o çocukları kurtarmak için parmağını kıpırdatmayan modern dünyanın bir nevi vicdan güzellemesi. Bir yanda 100 yıl önceki günahlarını ‘vampir filmi’ yapıp vitrine çıkaranlar, diğer yanda daha düne kadar canlı yayında katledilen on binlerce çocuğun ahını bir ‘kategori’ içine sığdıranlar...

Bu noktada ‘Sinners’ filminde Delroy Lindo’nun canlandırdığı karakterin söylediği şu sarsıcı replik aklıma geliyor: “Beyazlar blues’u çok seviyor, sadece onu yapanları sevmiyorlar.”

Bugün Oscar adaylıklarına bakınca ise bu söz zihnimde şöyle yankılanıyor: “Modern insan, trajediyi alkışlamayı çok seviyor; sadece o trajediyi yaşayanları, öldürülenleri sevmiyorlar.”

Özetle, sanat, gerçekleşirken durduramadığımız acıların sonradan takılan madalyası olduğunda, o ödülün ışıltısı insanın gözünü değil, ruhunu acıtıyor. Kimse kusura bakmasın, on binlerce Filistinli çocuk toprak altındayken, hikayeleri kırmızı halıda alkışlanacak, ödül töreninin o coşkulu atmosferinde birkaç saniyeliğine dile getirilecek diye sevinemiyorum. Bazı günahlar o kadar büyük ki, o altın heykeller ne Batı’nın geçmişteki ne de modern dünyanın bugünkü ırkçılık günahını çıkarmaya yetmeyecek.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN